Sızıntı Arşivi

Nisan 1988 · s. 121 · 3 dakikalık okuma

Dünyada Haberleşme Ağı Ve Aldatılan İnsanımız

Ş.Mehmet Uysal · İnceleme

Düşüncenin ana materyali haberleşmedir. Haberleşme sağlayabildiğimiz, yani bir mesaj alabildiğimiz varlıklar hakkında bilgi sahibi olabilir ve onlar üzerinde düşünebiliriz.

Günümüzde haberleşme daha da önem kazanmıştır. Çağımız, günümüz insanına ve geleceğe hitap edecek vasıtalara sahiptir.

Haberleşmenin en önemli unsurlarından olan dil ve yazı değişmemekle birlikte, haberleşmenin yaygınlığını sağlayan materyaller, geçmişle kıyas edilmeyecek kadar çoğalmış ve gelişmiştir.

Tekniğin baş döndürücü bir hızla ilerlemesi her geçen gün yeni cihazların keşfedilip yeni yeni sistemlerin kurulması, uyduların devreye girmesi ve geliştirilmesi, dünyanın en uzak noktalarına anında haber ulaştırma imkânı sağlamıştır. Bu imkânların çoğalması içtimai faaliyetleri şekillendirmeye başlamıştır.

Çağımızda kitle haberleşmesi bir noktada, düşünen insandan çok, kitle haberleşme yasalarını etlerin de bulunduranların kendilerinin istediği gibi düşünen insanı ortaya çıkarmıştır, Kitle haberleşmesinin böylesine önem kazandığı günümüzde, Devletler arasında hatta sistemler arasında bir rekabet başlamıştır. Bu, kitle haberleşmesini sağlayan haber ajansların tesir altına alma rekabetidir. Bir ülke, vermek istediği mesajı muhatabına kadar kendisi ulaştıramadığı sürece mesajları tesirsiz kalacaktır. En mükemmel şekilde düzenlenmiş bir mesaj, eğer hiçbir yere ulaşamıyorsa elbette ki tesirsiz olacaktır.

Dünyanın dört bir tarafında telekomünikasyon sahasında dağıtım sistemlerinin hemen hepsinin batılı ülkelerin elinde bulunduğu bir gerçektir. Ayrı bir haberleşme ağı kurmanın ne kadar zor ve üçüncü dünya ülkeleri dediğimiz az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler için ne kadar pahalıya mal olacağı düşünülürse; bu ülkelerin böyle bir meseleyi gerçekleştirmeleri yakın zamanda mümkün görünmemektedir. Bunun neticesinde yüksek maliyetlere ve karmaşık teknolojiye bağlı olarak, bu teknolojilerin mülkiyeti, denetimi ve faydası ABD mu birkaç OECD ülkesinin ve Sovyet Rusya’nın eline geçmiştir. Bugün üçüncü dünya ülkelerinin büyük bir çoğunluğu, Batıdaki dört büyük haber ajanslarından en az birine abonedir. (Reuters, Associated Press (AP), United Press Internattonal (UPI) ve Agence France Presse (AFP)). Bu Dört büyük ajans aralarında öyle bir kartel* oluşturmuşlardır ki, zaman zaman gelen şikâyetlere kolaylıkla kulaklarını tıkayabilmekte ve münasebetlerinde kendi isteklerini kolaylıkla dikte ettirebilmektedirler.

UNESCO’nun Belgrad Konferansında kabul ettiği Mac Bride Raporunda belirtildiğine göre, büyük haber ajanslarının hepsi üçüncü dünya ülkeleri ile ilgili haberlerde tarafgir davranmaktadırlar. Aynı raporda belirtildiğine göre, bu tarafgirliğin bir başka sebebi de üçüncü dünya ülkeleri ve İslam ülkeleri hakkındaki pasif fikirdir. Dünya hakkında bütün bildiklerimiz yahut bildiğimizi sandıklarımız bize günlük gazeteler, dergiler, TV, Radyo gibi “kitle iletişim araçlarından aktarılıyor. Batı, bu peşin fikirlerden hareketle bir dünya imajı çizmekte ve yaydığı haberlerle de bu imajı sürekli olarak pekiştirmektedir.

Hangi haberin bize ulaştırılması gerektiğine, hangi sırayla ulaştırılacağına, hangi vakalarla ve hangi kelimelerle dünya imajımızın çizileceğine (Asya ve Afrika ‘da ki açlık, bu imaj içinde bir yere oturtulmuştur. ) hep bizim dışımızdaki, yüzlerini bile görmediğimiz insanlar karar vermektedirler. Hatta “yönlendirilecek topluma” gösterilen diğer alternatifler de temelde bu kişiler tarafından belirlenmektedir. Ayrıca bu haber ajanslarının oluşturduğu kartellerin yöneticilerinin en az yarısının Yahudi menşeli olduğunu söylersek sanırım bir fikir vermiş olabiliriz.

Öyle ise biz, hadiselerin geçek çehrelerini değil, bir avuç insanın takdim ettiği sadece bir yönünü görüyoruz.

İşte insanlık bir avuç insanın kurduğu ve sürekli olarak sıkı bir şekilde kontrol ettiği haberleşme ağıyla aldatılmaktadır.

Ülkelerin gazete, mecmua gibi birçok iletişim araçlarının da yayın hayatlarını sürdürebilmesi için bu kartellerle işbirliği yapmak zorunda olduklarını düşünürsek; dünya insanlığının nasıl aldatıldığını anlamak güç olmaz.

Bu karteller, kendilerine muhalif bir tekâmülü önce kendi kanatları altına almaya; beceremezlerse ezmeye ve yok etmeye çalışmaktadırlar. Bunu da çoğu zaman o ülkedeki yerli basın ve yayın organlarıyla yapmaktadırlar. Hatta haberleşme teknolojisinin çok hızlı değişmeler meydana getire- bileceği ihtimali, haberleşmeyi tekelinde tutan güçlerin ülkeleri çok sıkı bir şekilde kontrol etmesine sebep olmaktadır.

Bizde, kitle haberleşme vasıtaları ilk Türkçe gazeteden, hatta ilk matbaadan itibaren batıyla münasebet içinde olan entellektüel grubun eline geçmiştir. Bunun neticesinde halka rağmen zoraki batılılaşmada en tesirli faktör bu olmuştur.

Batı gelecekte de bu hegemonyasını sürdürmek için bilhassa kendisi hakkında her zaman tehdit edici bir unsur olmaya devam eden üçüncü dünya ülkelerine karşı büyük bir gayret sarf edecek.

Bütün bunlar konusunda, ya yepyeni bir haber ağı kurularak gerçekler olduğu gibi bütün yönleri ile sergilenmeli veya buna şimdilik imkân yoksa hiç olmazsa müteyakkız davranıp çeşitli süzgeçlerden özü alınıp yabancı unsurlar karıştırılan haberlere karşı ihtiyatlı davranılmalıdır.

Ş. Mehmet Uysal

* Kartel: Ülke çapında veya uluslararasında egemenlik kurmak için işbirliği yaparak tekel olmuş şirketler.