Ağustos 1990 · s. 319 · 1 dakikalık okuma
Dünden Bugüne
DÜNDEN BUGÜNE
O ışık kaynağından koptuğum andan beri,
Hep bir kara gurbetti, içinde yaşadığım;
Ne muhteşem dağlardı dünyamın direkleri,
Artık kumlu çöllerin serabına aşığım.
Susuzdu, gözlerime su gönderen pınarlar,
Dağlar, bulutlar gibi süzülmüştü ufkumdan;
Kavrulmuş topraklarda ruhum yandıkça yanar,
"Bir gün döner mi?" derdim, güneşle batan canan!
Yıllar var ki, hasrettim menekşeye lâleye,
Ne zaman sünbüllenir taş üstünde tohumlar?
Gözlerim yollardaydı, bir haber var mı diye?
Dediler, "yarınlarda nevbahar muştusu var. "
Kumlu çöller altına gül tohumu saçmışlar,
Üstünde rahmet olmuş gecenin gözyaşları;
Yorgan diye serilmiş, "diner mi?" dediğim kar,
Elvan elvan çiçekler okşuyormuş başları..
Haydi, bir demet yapın, çiçeklerden bir demet;
Asude bir diyarda bizi bekleyen varmış..
"Henien lekum"e O hasret, gönüller hasret;
"Gayri, ne gam!" diyorum, çünkü mevsim baharmış.
Tana F. Ünal