Şubat 1998 · s. 17 · 5 dakikalık okuma
Diz Eklemi Ve Bağları
Arslan Mayda · Dr. · Tıp

![]()
Çocukluğumuzda, sık sık düştüğümüzde dizimizi yere nasıl çarptığımızı çoğumuz hatırlarız. Kimimiz biraz ağlar, sonra kalkar, kimimiz ise hiçbir şey olmamış gibi oynamaya devam ederiz. En çok darbe alan bölge, dizlerimiz olduğu halde, çok ağır bir darbeye maruz kalınmadığı müddetçe bağ ve menüsküs yırtılmaları gibi sakat bırakıcı durumlarla karşılaşmayız. Bunun sebebi, bağların ve menüsküslerin çocuklukta daha sağlam, dayanıklı ve elastiki olmasıdır. Yaşlandıkça menüsküslerin esnekliği kayboluğundan hafif darbelerde bile daha kötü sonuçlara sebep olan yaralanmalarla karşılaşabiliriz.
Diz eklemi; uyluk, kaval ve diz kapağı kemiklerinin oluşturduğu en büyük eklemdir. Büküp açma şeklinde tek eksenli olarak hareket eden eklem, sınırlı olarak da içe ve dışa dönme hareketlerini yapar. Geniş hareket imkânı veren uyluk kemiğinin ucu konveks (dış bükey), kaval kemiğinin ise konkavdır (iç bükey). Dirsek eklemi gibi menteşe tarzında birbiri içine girmiş eklem değildir (Şekil-2).
Her üç kemiğin üzerinde, dize gelen yük karşısında incelen ve yanlara genişleyen hyalin yapıda kıkırdak vardır. Diz üzerinden yük kalktığı zaman kıkırdak toparlanır ve kalınlaşır. Kıkırdakların yassılıp incelmesiyle eklem yüzeyleri arasında temas ve ekleme binen yükün dağılma yüzeyleri anar. Sonuçta yükün dize verdiği etki azalmış olur. Diz eklemine yükün yaptığı basınç ortadan kalkınca diz eklemi kıkırdak dokusunun elastikiyeti sayesinde tekrar yüksüz halini alır.
Uyluk ve
kaval kemikleri arasında büyüklük ve şekil farklılıkları fazla olduğu için,
eklem yüzeylerinin uyumunu menüsküs dediğimiz fibröz kıkırdaktan yapılmış hilâl
şeklinde oluşumlar sağlar (Şekil-2). Arabadaki
amortisörler gibi, gelen kuvvetin kaybolmasına yardımcı olurlar. Uyluk ve kaval
kemikleri arasında daha fazla temas yüzeyi oluşturarak, yük taşımada, merdiven
çıkmada. oturup kalkmada dize binen kuvvetin hasıl ettiği basıncı azaltırlar.
Diz hareketleri sırasında menüsküsler öne- arkaya-içe 0,5-1 cm hareket ederek
temas alanı oluştururlar. Sonuçta eklem yüzeyleri arasında temas ve uyum
sağlanmış olur. Menüsküslerin yüke karşı dayanına gücü belli sınırlardadır.
Gelen yük, taşıma sınırlarını aştığı zaman yırtılmalar görülür. Menüsküslerin
hareketli olmaları eklem hareketlerini de kolaylaştırır.
Eklem hareketi sırasında eklem yüzeylerinin kayganlığını artıran eklem sıvısı vardır. Makinelerin çalışması sırasında aşınmalarını ve ses yapmalarını önleyen makine yağları gibidir. Eklem sıvısı koyu, yapışkan, açık sarı renktedir. Miktar olarak en fazla 3,5 cc’dir. Fazla miktarda olursa dizde gerginlik ağrısı yapar. Bu sıvıyı salgılayan synovial dokudur. Yumuşak yağ dokusundan oluştuğundan eklem hareketlerine yardımcı olur. Diz kapağı altında aşağıda ve diz arkasında bulunur (Şekil-1’de çerçeve içindeki kısmı). Damarlar yönüyle zenginliğinden dolayı diz içindeki şişliklerin kaybolmasını sağlar, sinirlerin zenginliği sebebiyle de diz yaralanma ve zedelenmelerinde ağrı hissini iletirler.
Diz eklemi, yük taşıyacak şekilde uyumlu çalışması için, sıkı bağlarla bağlanmıştır. Diz eklemini stabil yapan,kapsül dışında 7 adet bağ ile 10 adet adale kirişidir.
Bağlar:
Fibröz bağ dokusundan yapılmış sağlam hüzmelerdir. Diz ekleminin ortasında ön
ve arka çapraz bağlar vardır. Makas gibi birbirlerini çaprazlayarak geçerler
(Şekiı-2). Ön çapraz bağ kaval kemiğin ön iç tarafından uyluk kemiğinin dışına,
arka çapraz bağ kaval kemiğinin arka dış tarafından uyluk kemiğinin içine
yapışarak rotasyon (dönme) ve alt kemiğin üst kemik hizasında öne arkaya
kaymasını önler.Dizi büküpaçmada gerilerek dizin 180° den fazla açılmasını
önlerler. Bu bağlar, diz eklemini tespit eden en önemli desteklerdir ve bir
nevi dizin sigortasıdır. Hızlı yürümede, koşmada, yokuş inip çıkmada diz
emniyetini sağlar. Yırtık durumlarında dizde boşalmalar ve yere düşmeler olur.
Bu bağlar makas gibi değil de birbirine paralel yapışsaydı, diz kemikleri
birbiri üzerinde içe, dışa, öne ve arkaya hareket edecek, dizi büküp açmada
kilitlenme olmayacaktı. Diz stabilitesi bozulunca her hızlı yürümede ve koşmada
düşecektik.İnsanda hızlı yürüme ve koşma fiili ortadan kalkacaktı.Yürürken
tıpkı bir mayın tarlasında yürür gibi dikkatlerimiz bacaklarımızda
toplanacaktı. Oysaki bu bağlar sayesinde bırakın yürümeyi,koşarken bile
dizlerimizi aklımıza getirmiyoruz.
Ön ve arka çapraz bağlar dışında diz eklemi kemiklerini birbirine bağlayan iç ve dış yan bağlar vardır.Çapraz bağlara destekleri yanında en önemli görevleri, alt kemik olan kaval kemiğin dikey eksenden sağa ve sola açılanmasını önlemek ve dizi açıp kapamada kaval kemiğinin yanlara kaymasını önleyerek diz stabilitesine (sağlamlığına) yardım etmektir.
Diz eklemi içinde, iç ve dış menüsküslerin 0,5-1 cm’den fazla hareket etmelerini önleyen önde transvers,arkada wrisberg adlarını taşıyan bağlar vardır. Bu bağlar olmasaydı dizimizi içe ve dışa döndürdüğümüzde ya da bağdaş kurup oturduğumuzda menusküsler daha
fazla kayarak yük alanı oluşturacak boşluklara değil de, yükün geldiği kıkırdakdaklar arasına girecek, çabuk aşınmalara, yırtılmalara,ağrılara, diz eklemini oluşturan kemiklerin uyumsuz temaslarına, bağların bozulmalarına neden olacaktı.
Diz arkasında
popliteal bağ dediğimiz bağ vardır. Geniş bir perde gibi dizin arkasını kaplar.
Yine diz
ekleminin ön kısmında kapsülü oluşturan retikülum patella denilen fibröz yapıda
bağlar vardır ki, dizi bükmede kaval kemiğin üzerindeki synovia denilen yağ
dokusunun dışa çıkmasını önler. Ayrıca synovia içinde Mucosum adı verilen ve
synovia denilen yağ dokusunu sabitleyen bağ vardır.
Kaslar: Diz ekleminde teması sağlayan,kasların gerginliği ve eklem basıncıdır. Yüklendiği yük ve yaptığı görev önemli olduğu için eklem üzerinden iki kemiği birbirine köprü gibi bağlayan on adet kas geçer. Bunların 2 tanesi aşağıdan yukarıya 8 tanesi ise yukarıdan aşağıyadır. Diz teması yanında diz hareketlerini sağlarlar.
Dizin arka kısmında üstten gelen iki kas, alttan gelen iki başlı tek kasla burada çatallaşarak kemiğe yapışır ve baklava dilimi şeklinde bir boşluk oluşturur. Dizi büktüğümüz zaman baklava dilimi şeklinden V şekline geçer ve boşluk derinhiğini daha da artırır. Bu boşluktan damar ve sinirler geçerler (Şekil-3). Dizimizi büktüğümüz veya diz kırarak oturduğumuz zaman damar-sinir sıkışması olmaz. Eğer bu çaprazlama olmasaydı, kaslar çatallı değil de düz olarak yapışıp boşluk meydana getirmeseydi dızimizi her büktüğümüzde ayağa giden damarlar sıkışacak, 1-2 saat diz kırarak oturmalarda dolaşımla, sinirle ilgili bozukluklar ortaya çıkacak ya da yürüyüş ve koşmada dizi her bükmede sinirler uyarılarak ayakta elektriklenmeler olacaktı. Ayrıca bu çatallaşma, dizin büküp-açma eksenini sağa ve sola kaydırmadan devam ettirir.
Diz kemikleri arasında teması sağlayan diğer bir kuvvet de 8-12 cm H2O’luk eklem içi basınçtır. Eklem kapsülünden bir delik açıldığı zaman atmosfer ile diz eklemi arasında basınç farkı kalmaz ve kemikler birbirinden kolayca uzaklaşır.
Diz
eklemi üzerinden geçen adalelerin alttan gelip üste, üstten gelip alta
yapışması diz ekleminin hareketlerini sağlamak içindir. Bu şekilde
yerleştirilmeseydi, dizi büküp-açma hareketi olmazdı. Kemiği birbirine
yaklaştıran kas kuvveti olmasaydı dize binen yük tolere edilemezdi. Hekimler bu
olayı çocuk felci geçiren hastalarda bariz görürler. Diz eklemi üzerinden geçen
10 kastan dizi düzelten sadece bir kas felç olduğu zaman 9 tanesi görev yapsa
bile, dizi düzelten kas görev yapmadığından dizde büzülme, bacağı atarak
yürüme, topallama, koşamama, bacakta kısalık belirtileri olmaktadır. Diz
kasları öyle dengeli yerleştirilmiştir ki bir tanesinin yokluğu bile görevine
göre dizde bir fonksiyon azlığı meydana getirir.
Diz eklemine binecek yük düşünülerek, eklemi oluşturan kemiklerin yüzeyinin esneyen kıkırdakla döşenmesi, kemik ve yüzeylerinin teması tam olsun diye menüsküsler yerleştirilmesi, kemiklerin birbirine yaklaşması için içinde basınç oluşturulması ve dıştan kas kuvvetiyle desteklenmesi, kasların yerleşim şekliyle, eklemin hareketlendirilmesi ve geçen damar ve sinirleri koruyacak şekilde biçimlendirilmesi, hareket sırasında eklemi oluşturan iki kemik ayrılmasın diye sağlam ve sımsıkı bağlarla donatılması, elbette ki bütün insaflı anatomistlerin ittifakıyla, tesadüflere ve akılsız tabiata verilemeyecek kadar çok müthiş bir ilmi ve inceden inceye yapılmış mühendislik hesaplarını göstermektedir.