Sızıntı Arşivi

Şubat 1992 · s. 11 · 2 dakikalık okuma

Deniz Hayvanlarında Seramik Üretimi

Burhan Gören · Tabiat

sub92

Deniz kulakları (Haliotis), yumuşakçalar sınıfından kabuklu hayvanlardır. Kıyılarda yaşayan bu hayvanlar şekilleri itibariyle bir midyenin yarım kabuğuna benzemektedir. Fakat midyelerden farklı olarak, ağız açıklıkları geniştir. Çok iri ve sağlam olan bu kabuklar hayvanın en sert dalgalı yerlerde bile kayalara sımsıkı tutunmasına yardım etmektedir.

Washington Üniversitesi'nde, iki Türk bilim adamı Mehmet Sarıkaya ve İlhami A. Aksoy ile Katie E. Gunnison, kırmızı deniz kulakları üzerinde yapmış oldukları araştırmalarda bu hayvanların kabuklarının hayli enteresan hususiyetler arzettiğini ortaya çıkarmışlardır.

Deniz kulakları, kabuklarını bina ederken, kalsiyum karbonat (kireçtaşı) kullanmakta, bu maddeyi çok kompleks şekillerde tertip edip, değişik düzenlemelerle dokuyarak kabuğun sağlamlığını meydana getirmektedir. Bir kıyaslama yapılacak olursa sağlamlık itibariyle bu kabuk, arduvaz ve kayağantaş gibi taşlardan kırılmaya karşı 40 defa daha dayanıklıdır. Bilim adamları bu oldukça karmaşık kabuk inşa işlemini model alarak, kırılmalara dayanıklı sentetik seramikler modellemeye çalışmaktadırlar.

sub92

Deniz kulağı kabukları yakından incelendiğinde farklı iki mikro mimarinin iki tabaka halinde yaratıldığı gözlenmiştir. Nisbeten kaba olan dış tabaka kalsit denilen mineralden yapılmıştır. Fakat kabuğa esas sağlamlığını kazandıran sedefli iç tabakadır. Bu iç tabaka da yaprak yaprak ince tabakalardan meydana gelir ve deniz kulağı bu iç tabakaları sanki tuğla ve harç kullanıyormuşcasına mükemmel bir tarzda örer. Sadece birkaç mikron genişliğindeki tuğlalar yüksek kalitede kalsiyum karbonat kristallerinden meydana gelmiştir. Deniz kulağı, harç olarak da bilim adamlarının henüz sırrını çözemedikleri organik maddelerden tertib edilmiş çok kuvvetli bir yapıştırıcı salgılamaktadır.

Bu keşifler insanı hayrete sevketmekte ve bu hassas tezgahı böylesine basit bir canlıya inceden inceye dokutan Kudret-i Sonsuz'a açıkça işaret etmektedir. Üstelik yapılan daha detaylı araştırmalarda, insanın hayranlığını belki bir kat daha arttıracak neticeler alınmıştır. Bilim adamları, deniz kulağı kabuklarına çok hassas darbeler uygulayarak mikro çatlaklar meydana getirmişler ve elektron mikroskoplarıyla bu yarıklar üzerinde yaptıkları incelemelerde en az beş muhtemel sağlamlaştırıcı ve dayanıklık arttırıcı mekanizmanın harekete geçtiğini tesbit etmişlerdir. Meselâ, birbirini takip eden kalsiyum karbonat yaprakları darbe anında aralarında kayarak dar-. benin tesirini en aza indirmektedir. Harç tabakalarında ise açılan yarıkların üzerinde köprü vazifesini görecek bağlar yapılmaktadır. Bu mekanizmaların bazıları sentetik maddelerin üretiminde kullanılabilecektir.

Bilim adamları, deniz kulağı kabuğunu model aldıkları ilk çalışmalarında, dayanıklı bir seramik maddesi olan boron karbürü, tuğla; alüminyum metalini ise harç şeklinde kullanarak sentetik bir madde ürettiler. Bu deneyden alınan ilk neticeler, bu yeni sentetik maddenin günlük hayatta kullanılan seramik metal terkiplerinden % 40 daha dayanıklı olduğunu göstermiştir. İlk denemelerde alman yüz güldürücü neticeler, bilim adamlarına bu mevzuda ümit vermektedir.

İnsan, kendisine bahşedilen akıl ve ilim sayesinde, tabiattaki hassas dengeleri keşfetme ve bunları insanlığın istifadesine sunma hususunda bilhassa şu asırda büyük mesafeler katetmiştir. Fakat gerçek ma'nâda başarıya, mikroâlemden makroâleme her -yerden kulağına fısıldanan kudsi mesajları idraki ölçüsünde ulaşacaktır.