Sızıntı Arşivi

Şubat 1981 · s. 14 · 2 dakikalık okuma

Demir Metabolizması

Yusuf Doğaner · Doç. Dr. · Gıda Müh.

İnsan bünyesinde hassas mizanla alınan elementlerden bir tanesi de demirdir. Et, karaciğer, böbrek, yumurta, sebze, meyve gibi yiyeceklerde bol olarak bulunması­na rağmen vücuda alınan miktarı belirli bir sınırın üstüne taşmaz. Günlük "ortalama" demir alınımı, gıdalarla, 10–20 mg. kadar­dır. Bunun mideye inip, ince bağırsağa gel­dikten sonra, buradan ancak % 10–15 ka­darı bağırsak cidarındaki hücreler tarafından emilirler.

Niçin demirin bu miktarı emilmekte, fazlası emilmemektedir? Burası çok mü­himdir. Yetişkin bir insanın günlük demir kaybı 1—1,5 mg. kadardır, öyle ise vücu­da alınması gereken demir de o kadar olma­lıdır. Şu halde bağırsak duvarında öyle bir sistem yerleştirilmiş olmalıdır ki bu kadar demir emilebilsin. İşte bu sistem bağırsağa yerleştirilmiştir. Ağızdan demir alınımının arttığı durumlarda, bu ister gıdalarla fazla alınmış olsun, isterse biz kendimiz kasıtlı olarak fazla verelim, bağırsak hücrelerinden demirin fazlası emilmemektedir ve dışarı atılmaktadır.

Demirin fazla emilmesinin bir zararı mı olur? Evet, demir vücuda fazla miktarda girerse, kandaki miktarı artmakta ve demirin fazlası depolarda birikmektedir. Bu ise de­mir depolanma hastalığı ve sonunda siroza kadar gitmektedir.

Bağırsaktaki hassas sistemin bir benzeri kanda da vardır. Kandaki, protein yapısın­da, transferin ismi verilen taşıyıcı ile belir­li miktarda demir kemik iliğine, depolara taşınmaktadır. Transferin fazla gelen demi­ri taşıyamamakta ve kanda demir artarak yukarıda sözü edilen hastalığı yapmaktadır.

Alınan ve verilen demir miktarlarının hassas ölçülerle sabit tutuluşu yüzünden­dir ki, çoğu insanda demir azlığı ile oluşan kansızlık veya demir fazlalığı ile oluşan de­mir depo hastalığı ve siroz görülmemekte­dir.

Vücudun ihtiyacı olan demir sadece gı­dalarla alınan demir değildir. Damarlarımızda dolaşan trilyonlarca kırmızı kürenin her-gün 1/120'si yaşlanmakta ve dalak tarafın­dan parçalanmaktadır. Buradaki parçalan­ma ile eritrositlerin hemoglobin maddesi yıkılmakta ve açığa çıkan demir yine eritro­sitlerin hemoglobinin sentezinde kullanıl­mak üzere kemik iliğine gönderilmektedir. Fazla geldiği durumlarda bile parçalandık­ları organ olan dalakta ve diğer bir depo ye­ri olan karaciğerde ilerde kullanılmak üzere muhafaza edilmektedir.

Gıdalarla demirin az alınması proteinden fakir buğdayın fazla olarak yenmesi, gebelik, süt verme, bağırsak bozuklukları gibi durumlarda hazım sistemi yolu ile demir az alınmaktadır. Hemen ilk bakışta insanın ak­lına kısa bir sürede, demir alınamadığı için, kansızlık olacakmış gibi gelir. Hâlbuki du­rum böyle değildir ve insan bünyesi o şekil­de yaratılmıştır ki, kansızlığın ortaya çık­ması için 2–22 yıl (ortalama 8 yıl) gerekli­dir. Çünkü bu süreye kadar vücudun stok halindeki demiri kullanılmaktadır.

Demir, vücut için neden bu kadar önemli bir maddedir? Vücutta birçok element gibi demir de büyük hizmeti yüklenir. Kanın kırmızı küre (eritrosit)’lerinin yapısındaki hemoglobinin terkibine girer. Hemoglobin maddesi ise akciğerlerden oksijenin alınıp vücut hücrelerine götürül­mesinde ve vücut hücrelerindeki karbondi­oksitin alınıp akciğerlere taşınmasında va­zife alır. Yaklaşık olarak her dakikada bir kere bu taşıma işinin yapılmasında hizmet­lerini sürdürürler.

İrsî olarak geçen bazı hastalıklar dik­kate alınmazsa; dünya yüzündeki milyarlar­ca insanın damarlarında dolaşan trilyon­larca kırmızı kürenin, içindeki hemog­lobinin yapısına girmek suretiyle demire ve­rilen hizmetin büyüklüğü; bu hizmeti ya­parken kendi şuuru ile değil de, şuurlu bir el tarafından bu hizmetin görüldüğünü düşünebilmek bizi huzurlu kılmaktadır.