Sızıntı Arşivi

Mart 1983 · s. 5 · 3 dakikalık okuma

Darvin de Yanılmıştı

Arif Yılmaz · As. · Biyoloji

Asrımız biologları arasında büyük tartışmalara sebeb olan Darwinizm, çıktığı günden beri devamlı olarak materyalist düşüncedeki ilim adamları tarafından desteklenmesine rağmen; dayandığı deliller hergün çürütüle çürütüle artık kimseye itimat telkin etmeyen ve tarihe karışmak için sıraya giren nazariyeler arasında mütâlâa edilmektedir.

Batı dünyasında birçok biologca artık tamamen reddedilen bu nazariye, memleketimizde ise hâlâ bir fizik veya kimya kanunu gibi genç nesillere okutularak; insanoğlu bulunduğu şerefli mevkiden gayesiz ve şuursuz bir mahlûk derekesine düşürülmek istenmektedir.

İlmî araştırmaların arttığı son elli yıllık zaman zarfında Darwin nazariyesinin tutarsızlığı açıkça ortaya konmuştur. (1938) yılının 22 Aralık'ında Güney Afrika'nın Madagaskar adası kıyılarındaki derin - dip sularında bir balıkçının yakaladığı 140 cm. civarındaki balık, ilim âleminde büyük "yankı"lara yol açtı. Rhodes Üniversitesi ıchthyloglarından (Balık Âlimi) Prof. James L.B. Smith tarafından incelenen balığın, Birinci Zaman (Devon) da yaşamış ve 60 milyon yıl önce kaybolduğu söylenen balıklardan olduğu anlaşılmıştır. Bugünkü balıkların atası kabul edilen "Crossopterygii" (saçak veya lob yüzgeçliler) alt sınıfından ve "Coelacanthini" takımından olan balığı ilk inceleyen hanımın adına izafeten "Latimeria chalumnea" adı verildi. Bu balığın başka bir benzeri de (1953) yılında Komor adasında yaşayan bir balıkçı tarafından tekrar bulununca artık kesinlikle yaşayan bir balık olduğu ispatlandı. Nesli tükenmiş denilen bir balığın canlı olarak ele geçişi, evrim nazariyesini müdafaa edenler arasında oldukça münakaşalara ve ayrılmalara sebeb olmuştur. Acaba milyonlarca yıldan beri asıl şeklini muhafaza ederek hayatını sürdüren bu balık, denizlerdeki hayat şartları değiştiği halde bugüne kadar diğer nevilerle birlikte neslini nasıl devam ettirebildi? Şayet, (mesozoik) zamandaki, denizlerdeki hayat şartlarının çok az değiştiği öne sürülürse nesilleri kaybolan "Ammonid" fosillerini nasıl izah edeceğiz?

60 milyon yıl önce kaybolan balık (!)

Hava şartları ve ekolojik sistem birçok değişikliğe maruz kaldığı halde, mercan adaları ve tropik bölgelerdeki en eski balta girmemiş ormanlar bile çok az değişmiştir. Hele evrimcilerin inatçı (!) dedikleri ve hayvanlar âleminin % 80'ini teşkil eden böcekler ise (350) milyon yıldan beri değişmeden günümüze kadar gelmiş ve mevcudiyetlerini sürdürmektedirler. Süngerler, eklembacaklıların birçok takımı, bilhassa deniz akrepleri (500) milyon yıldan beri büyük bir inat ile Darwin'in seleksiyonuna karşı koyabilmişlerdir. İlkçağlarda yaşayan sivrisinek ve hamam böceği ile bugün yaşayanları arasında hiçbir farklılık yok iken bu nasıl evrim..?

Brachiopoda "lardan "Lingula unguis" nevî'nin fosilleri de yine bütün jeolojik tabakalarda (400) milyon yıldan beri değişmeden bulunmakta ve bugün de yaşamaktadır. Bu hususta biz misalleri ne kadar çoğaltırsak çoğaltalım sadece bazı insaflı Darwinizm savunucuları bu hayvanlara "Yaşayan Fosil" deyip geçmekte ve inatla evrime direndiklerini söyleyip, herhangi bir açıklamada bulunamamaktadırlar. Doğrusu, böyle bir anlayışı İlim haysiyetiyle bağdaştırma da oldukça güçtür.

Darwinizm'in, tesadüfe dayanan mutasyonlarla hayatın meydana gelişini ve nevî'lerin birbirinden farklılaşmalarını ileri sürmesi de genetik ve biokimya ilimleri inkişaf ettikçe çıkmaza girmiştir. Bu husustaki çeşitli kitaplardaki yüzlerce ihtimaliyat hesaplarından küçük bir misal, bu işin tesadüflerle olamıyacağını aşikâre olarak gösterecektir: Polimer kimyacısı B. Vollmert 1979 yılında Darwinizm aleyhine yaptığı bir çalışmada bir bakterideki (DNA) moleküllerinin yapısını teşkil eden şeker, fosfat ve bazların tesadüfen en mükemmel şekilde dizilmeleri ihtimalini 1: 101000 olarak vermiştir; yani birin sağına bin tane sıfır koyacaksınız ve okunması mümkün olmayan bu rakamda, bir ihtimal ile bir bakteriyi idare eden (DNA) molekülü meydana gelebilecek!. Kâinattaki mevcut atom sayısı 1079 olarak tahmin edilmektedir. Milyonlarca canlıdan sadece bir nevî ve bir tek hücreden ibaret olan bakterideki ihtimalin korkunçluğu gözler önündeyken, bütün nevilerin her tabakasında değişik organların ve karakterlerin tesadüfen meydana gelen mutasyonlarla ortaya çıkışını kabul etmenin, akıl ve idrakla izahı imkansızdır.

Güvercin Nevi Serçeye Dönüşebilir mi?

Değişik köpek ırklarının yetiştirilmesi Darwin'e göre nevî'lerin gelişmesinin bir modeliydi. Bilhassa bu misal göstermektedir ki; nevîler arasındaki sınır bir türlü aşılamamaktadır. Bir nevîden diğer bir nevî'ye geçmek hemen hemen imkânsızdır. Güvercinler ve köpekler üzerinde yapılan melezlemeler neticesinde bir çok köpek ve güvercin çeşitleri meydana gelmesine rağmen, köpek veya güvercin nevî asla değişmemiştir. Sadece kader kalemi ile (DNA) üzerinde yazılan değişik karakterlerin kombinasyonları tecelli ederek aynı köpek nevî veya güvercin nevî içinde ırklar şeklinde tezahür etmektedir. Fakat (DNA) üzerine yazılmış bulunan köpek veya güvercin olma keyfiyeti katiyen bozulmamaktadır, yani; köpek kurt'a, güvercin de serçeye dönüşmemektedir.

Bu hususta Max - Planck Enstitüsü Limnoloji Bölümü Başkanı Prof. Joachim İllies "Çağımızda yapılan objektif araştırmalar, kabul edilen biyolojik teoriler hakkında birçok şüpheyi de beraber getirmiştir" diyerek kendisi gibi düşünen birçok antidarwinist ilim adamına tercüman olmuştur.

Die Umschau Das Wissenschafts Magazin’den

Zoolog

Dr. Arif Yılmaz