Sızıntı Arşivi

Haziran 1983 · s. 12 · 8 dakikalık okuma

Çözülmeyen Nağmeler (Kuş Sesleri)

Selim Yavuzoğlu · Tabiat

Bütün kuşların seslerini, hatta ormana giren balta, dozer ve grayder seslerini bile taklid eden kuşlar var. Bir kusun syrinx'i, insandan daha karışık ses çıkarma kabiliyetine sahip. Ayrıca başka başka sesleri de aynı anda çıkarabilirler. Meselâ ardıç kuşu, nağmesinde dört ayrı notayı birden çıkarır. Tarla kuşu saniyede seksen ayrı notanın söylendiği bir hızda, 103 değişik melodi çıkarır. Kara tavuk her notayı taklid eder, bütün anahtarlarda şarkı söyleyebilir. Kulağımız saniyede otuz cyle bir sesi duyabilir. Kuşlar ise yüz eyle veya daha fazla frekansta ses çıkarınca elbette zamandaki bu inceliği fark edemeyiz. Kuşlar birbirlerinin seslerini tefrik ettiklerine göre ayrıntıların farkındadırlar. Kuşların nağmelerinde çok muazzam bilgi muhtevası olduğu da muhakkaktır. Ama sırlar nasıl çözülecektir.

Milyonlarca yıldan beri şarkılarında en mükemmel nağmeleri terennüm eden kuşların bu işi nasıl yapabildiklerini hiç düşündünüz mü?

Kuş sesleri, şâirlerin ve musikişinasların eserlerinin en büyük ilham kaynağı olmuştur. Yeryüzünde insanoğlu yokken dahi bu mükemmel şarkılarını söyleyen kuşların ötüşü yanında, bugün en rağbette olan şarkılar bile değersiz kalmaktadır. Sanatkârlar bülbülün şarkılarına karşı hayranlıklarını "enfes bir musiki, ruhu dinlendiren nağme. " gibi sözlerle İfade etmişlerdir. Doğu Avustralya'da yaşayan lir kuyruklu kuş (Menura novae hollandiae) fevkalade ötüşe sahib olmanın yanında yaşadığı sık ormanlarda meydana gelen seslerin hepsini taklid edebilme kabiliyetine sahibdir. Bu kuş yaşadığı bölgede harika bir repertuvar kurarak diğer kuş ve memelilerle birlikte koro halinde bütün ormana renk katan enfes şarkılar söyler. Maalesef ormanlara kadar giren teknolojiye bağlı olarak grayder, dozer ve baltaların meydana getirdiği gürültü, binlerce yıllardır bozulmadan devam eden bu muazzam koroyu bozmanın yanında şimdi bu kuşların dozer, grayder ve balta seslerine benzer şarkılar söylemelerine sebep olmuştur. İnsan seslerini taklid eden kuşların başında papağan gelir. Hindistan'da yaşayan ve konuşmayı öğrenebilen bir tür, sadece insanların anlayabildiği ifadeleri söylemekle kalmayıp aynı zamanda sesli sedalarımızın en az dördünü mükemmel bir şekilde çıkarır. İnsanlar pek çok sesleri dudakları ile çıkarmalarına rağmen, kuşların sert olan gagalan dudaklarımız gibi ses çıkarmaya müsaid değildir.

Ruhu dinlendiren nağmeler söyleyen bülbüller kâinattaki eşsiz senfonizmanın bir bölümünü teşkil ederler.

Hususi olarak yaratılmış insanlar, konuşmaya müsaid olan dil, gırtlak, ses telleri, burun ve ağız boşlukları gibi yardımcı uzuvlarla donatıldıkları halde, bunların çoğuna sahib olmayan bir bülbülün en mükemmel nağmeleri çıkarması ve bir papağanın insan sesini taklid edebilmesi nasıl izah edilebilir? Acaba kuşların ses çıkarma usulleri insana benzemekten ziyade bir müzik âletine mi benzer?

Anatomik çalışmalar neticesinde, insandaki seslerin gırtlakta bulunan ses telleri vasıtasıyla çıkarıldığı anlaşılmıştır. Kuşların gırtlakları ses telleri ihtiva etmedikleri halde çok az da olsa ses çıkarmada iş görebilir. Kuşlarda bulunan esas ses çıkarma uzuvu, nefes borusunun ikiye ayrıldığı yerde bulunan syrirıxdir. Syrinx'in esas çalışma metodu bütün kuşlarda aynı olmakla beraber her nevide kendine has bazı küçük değişiklikler gösterir. Syrinx'in ses çıkarmasında nefes borusunun dip kısmındaki veya bronşçukların üstündeki halkalara bağlanan ve titreşme kabiliyetine sahib elastiki yapıda olan zarlar iş görür. Syrinx'e bağlı zarların titreşmesi, gırtlağımızdaki ses zarlarının ve radyo hoperlöründeki diyaframın titreşmesine benzer. Zarların titreşmesi ile çıkan ses ilerledikçe kuvvetlenir. Bu sesin tonu ve şiddeti gırtlağın ve zarların müştereken şekil değiştirmesiyle kontrol edilir. Meselâ ney'in ağzından sesi çıkaran ince kamış parçasına üflenirse titreşir ve çeşitli deliklerini sıra ile kapamak suretiyle meydana gelen ses değişik nağmeler halinde çıkarılır. Ney'in deliklerinin çeşitli uzaklıklarda kapanması aslında ses çıkan borunun uzatılıp kısaltılmasını temin eder. Şayet kuşların bu şekilde ses meydana getirdiğini kabul edersek o zaman kuşların, esas uzunluğunun dört misline kadar uzayıp kısalabilen harikulade elastik bir nefes borusu ve boyunları olması gerekir. Ancak istisnai olarak küçük ötücü kuşların boyunları böyledir. Ekseriyetle çoğu kuşların boynu kısadır. Onun için kuşların şarkı söylemesini müzik âletlerinin çalışmasına benzeterek izah edemeyiz.

SESLERE AHENK VEREN KASLAR

Ses çıkarmada yardımcı olan zarların hareketi ve syrinx'in birçok fonksiyonları, bir kas serisi tarafından kontrol edilir. Kasların bir kısmı syrinx'in üstünde yer almakla birlikte mühim bir kısmı syrinx'in iç cidarını kaplar. Zaten ötücü kuşlar mükemmel melodilerini syrinx'in içindeki dokuz çift kadar olabilen aktif kaslar vasıtasıyla söylerler. Nefes borusunun veya bronşların kıkırdak halkalarına bitişik vaziyette olan kaslar, zarların titreşiminden hasıl olan notaların vurgularını kontrol etme vazifesi görür. Biz ise sessizleri çıkarmada ayrı ayrı titreşen ses teli grublarını kullanırız.

Ses fizyolojisi ve anotomisi ilim adamları, bu ses çıkaran birimlerin birbirinden ayn fakat koordineli çalıştıklarını buldular. Ses spektrografini kullanarak basit nota guruplarının analiz edilmesiyle, ses zarlarının titreşme mekanizmaları daha iyi anlaşılır hale gelmiştir. Spektrograf; sesleri şiddetine ve dalga boyuna göre ayırarak gözle görülebilir hale getirir. Bu cihazın çalışması beyaz ışığı, prizmada dalga boylarına göre renklerine ayırarak inceleyen spektroskopun çalışmasına benzer.

1950 yıllarından sonra Ornithologlarca (kuş alimleri) benimsenmeye başlayan âlet, kuş şarkılarının araştırılmasında bir hayli faydalı olmuştur. Araştırıcılar Hindistan'da bir papağan tarafından söylenen bir nota grubunu (cümleyi) analiz ettiklerinde, kuşun insana benzeyen sessizleri çıkarmakla birlikte, sadece insanda olduğu bilinen seslerin de farklı şekillerini de çıkarabildiğini buldular. Buradan da bir kuşun syrinx'inin insandan daha karışık ses çıkarma kabiliyetine sahib olduğu anlaşılmıştır. Aradaki en mühim fark insana ait konuşma ve nağmelerde seslerin harmonik olarak çıkarılmasına karşılık, kuşların ayrı ayrı sesleri aynı anda çıkarmasıdır. Bu hususiyetler ancak ses spektrografisi ile anlaşılabilir. Ornithologlarca kuşların aynı anda iki veya daha fazla farklı sesleri çıkarabildikleri öğrenilmesine rağmen, bu harika sesleri nasıl meydana getirdikleri henüz anlaşılamamıştır.

Kuş melodileri hususunda ihtisas yapan ornitholog H. Greenvvolt, kuşlardaki syrinx ve iki bronşun yapısına göre iki bronşun aynı anda bağımsız olarak iş görebileceğini farz ederek, kuşların bir bronştan bir ses, diğer bronşdan farklı bir sesi çıkarabileceklerini ileri sürmüşdür. Bu izah basit ve câzib olmakla birlikte, diğer mütehassısları tatmin etmemekte ve bütünüyle her şeyi açıklayamamaktadır. İngiltere ve Avrupa'nın yaz kuşlarından olan küçük Ötleğen freed vuarbler) aynı anda tam tamına üst üste gelen farklı sesleri çıkarır. Amerikan ardıç kuşu (Hytocichla mustelina) nağmesinde aynı anda dört farklı notayı birden çıkarır. Bu iki misalde görüldüğü gibi bu iş için iki titreşim zarından daha fazla sayıda zar kullanılmaktadır. Bu durum ise H. Greenwolt'un hipotezini çürütmekle beraber tatmin edici bir izah da ortaya koymamaktadır. Tam aksine bu mevzuda daha fazla araştırma yapıldıkça yeni bulunan seslerin bazılarının çok karışık yapıda olduğu görülmektedir.

Bir kuş melodisi, normalde çok az değiştirme gösteren veya hiç göstermeyen otomatik olarak çıkan notalarının tekrarından ibarettir. Ancak bu husus ötücü kuşlar için geçerlidir. (Yağmur kuşları ve dalgıç kuşları gibi). Ötücü kuşlar ise (Meselâ ardıç ve ötleğen kuşu) çok hoş ve sanatkârâne olan şarkılarını, nota kalıplarını tekrarlama ve değiştirme suretiyle çıkarırlar. Kuş davranışlarının araştırılması neticesinde, kuşların bütün ötüşlerini bir gayeye uygun ve plânlı şekilde yaptıkları anlaşılmıştır. Bununla berâber eğer hakikaten ötücü kuşların beyni söylenilen notaların kalıbını düzenliyorsa o zaman basit bir tepki teorisi kuşların davranışlarını tamamen izah edemez.

Kuş beyninin, notaların çeşitliliğini ve terkibini seçip düzenleyebildiğini kabul ettiğimiz takdirde, kuşları hayali olarak bir müzisyene benzetebiliriz. Bazı Ornithologlar ağaç tarla kuşunun (Luliuia arborea) melodilerini türküye benzetmişlerdir. Bir ağaç tarla kuşunun beş dakika kadar süren bir türküsünde saniyede seksen ayrı notanın söylendiği bir hızda, 103 değişik melodi çıkardığı müşahede edilmiştir. Bir Alman müzikoloğu, bir akort düdüğü serisini kullanarak bir kara tavuğun çıkarılan her notayı taklid ettiğini göstererek onun, bütün anahtarlarda şarkı söyleyebilen bir kuş olduğunu gösterdi.

Ötücü kuşlar arasında ses çıkarma kabiliyeti programlanmış çok fazla misaller vardır. Eğer bir kuş şarkısı olimpiyatlarının düzenlendiğini kabul edersek, şüphesiz finalistlerin biri kahverengi başlı sığır kuşu (Molothrus ater) olur. Kuzey Amerikada yaşayan ve görünüşü pek cazip olmayan bu türün üreme zamanı söylediği şarkının peş peşe iki nota grubu arasındaki frekans uzunluğu, diğer bütün kuşlarınkinden çok daha büyüktür. Bu çiftleşme şarkısı aşağı yukarı dört oktav uzunluğunda ve saniyede 0,75 den 10,7 kilocyle kadar uzanan bir genişliğe sahiptir. İlk nota grubunun ikinci kısmında bu kuş iki ses arasındaki uzun frekansla aynı anda iki sesli şarkı söyler. Bu nota grubu beş farklı alt nota grubundan teşkil edilmiş olup kulaklarımıza "glug" şeklinde gelir. Gleeee olarak yazılabilen ikinci nota grubu, bir kuşta şimdiye kadar tesbit edilen en kısa notaların biri ile, başladıktan sonra saniyenin binde ikisinden daha kısa bir zamanda ve sadece on iki peryotluk sinüsoidal dalga olarak son bulur.

Her şeyi sınırlı bilgisi çerçevesinde görüp anlamaya meyilli olan insanoğlu karatavuk veya bülbülün mûsikilerini dinleyip kendinden geçmesine rağmen, mûsiki olmayan diğer kus seslerini monoton ve nâhoş görür. Çünkü kulağımız, hızını iş itemediğimiz ve son derece ustaca geçişleri olan kahverenkli başlı sığır kuşunun (Molothrus ater) şarkısındaki güzelliği anlayamaz. İşitme kabiliyeti sınırlı olan kulağımız saniyede otuz cyle veya daha az bir sesi kolaylıkla duyabilmesine rağmen, saniyede yüz eyle veya daha fazla frekanstaki sesleri ancak nâhoş bir vızıltı şeklinde işitir. Frekansımızın inceliği kuşlarınki ile aynı olmasına rağmen, zamanımızın inceliği kuşlardan yüz kere daha fakir olabilir. Kuşların kendi şarkılarındaki hızlı geçişlerin ayrıntılarını işitmeleri kuvvetle muhtemeldir ve en basit bîr kuş şarkısının bile, çok muazzam bilgi muhtevası taşıdığı bilinmektedir. Bu bilgiler kuşların kendi şarkılarını diğerlerinin şarkılarından nasıl tefrik ettiklerini izah eder. Kuşlarda bu hünerli ve maharetli icadlar, onların insanı şaşırtacak derecede, ses çıkarmak için programlanmış bir sistemi kullandıklarını gösterir. Biyologlar yıllardan beri bu ses çıkarma sisteminin nasıl çalıştığı ve kuşların niçin öttüğü hususunda araştırmalar yapmalarına rağmen yine de tatmin edici izahlar bulunamamaktadır. Hayvanların bir çoğu koku ve işaretlerle haberleştikleri halde balinalar, yunuslar, kuşlar ve insanlar hususi olarak ses ile haberleşmeye sahiptir. Sesler, sık ormanları, yüksek tepeleri ve eğrilikleri kolayca geçebilir. Kuş şarkısının esas vazifesi belirli bir bölgenin şartlan hakkında açık bir bilgi vermektir. Umumiyetle kuş şarkısı erkeklerin rakip erkeklere ve eşine üreme bölgesindeki hâkimiyetini ilân eden bir vasıtadır. Bununla beraber Avrupa nar bülbülü (European robin) gibi birkaç nevide dişiler de şarkı söyler. Amerikan alaycı kuşu (Mockingbird) gibi birkaç nevi ise üreme zamanı haricinde, kışında şarkı söyleyebilir. Tecrübeli bir kuş müşâhidinin ifade ettiği gibi şarkılar söyleyeni tanıma ve anlaşma hususunda en büyük vasıtadır. Bir İspinoz'un nağmeleri diğer hem cinslerine benzediği için bu melodilerin verasetle nesilden nesile geçtiğini kabul etmek en mâkul olanıdır. Bununla beraber birbirinden tamamen ayrı olarak yetiştirilen kuşlarla yapılan tecrübelerde, şarkının büyük bir kısmının verasetle değişmeden intikal ettiği son kısmının ise ilham olunduğu görülmüştür.

Kuşlar, açıkca görüldüğü gibi insandaki sesle haberleşme sisteminden üstün olmasa bile ona yakın bir seviyede mükemmel bir haberleşme sistemine sahiptirler. Belki de yakın bir gelecekte kuşlarla konuşma ve haberleşme mümkün olabilecektir. Çünkü mucizeli beyanda "mantık'at-tayr"ın yani kuşların dilinin ve ne işe yaradıklarının iki nebiye talim edildiği ifade edilmektedir. (27/16) Bu ifadelerde ise, insanlardan ulaşmaları istenen en son nokta ve sınırlara işaret edilmektedir.

Selim Yavuzoğlu