Kasım 1999 · s. 38 · 5 dakikalık okuma
Çözülmesi çok zor bir yakıt problemi...

Nur Aytekin
Çözülmesi çok zor bir yakıt problemi...
Altın Yağmurcun kuşu (Pluvialis dominica)'ndan herkese merhaba. Size kendimi tarif etmeye çalışayım. Bir güvercin ile hemen hemen aynı büyüklükteyim ve onun gibi uçabilirim de. Fakat kuşlara ait genel karakterler dışında tabiî ki türüme ait Yaratıcı'nın mührünü gösteren daha hususî vasıflarım da var. Boyun kısmım, üzerim ve arkam parlak siyah renkte. Yaratıcı'nın tüylerimle beni nasıl nazara verdiğine bir bakın. Hepsi nasıl altın-yeşil renginde parıldıyorlar. Altın kazak diye adlandırılışım boşuna değil.
Donmuş Toprakta Bir Oyuk
Bazı benzer türlerimiz doğu Sibirya'nın tundralarından gelmiş olmasına rağmen ben Alaska'da doğdum. Burası öyle bir yer ki, donmuş yerin yazın bile sadece yüzeyi erir. Sadece küçük fundalıklar, yosunlar, çimen ve likenler yetişir. 26 günlük bir kuluçka devrinden sonra kabuğumu açık bir tundra içinde kırdım. Kendimi birden yosun ve kuru yapraklarla kaplı küçük bir oyuk içinde kardeşlerimin arasında buldum. Ailemiz bizi vitamin ve proteinlerle dolu ekşi, kırmızı meyveler, sulu tırtıllar ve böcekler ile besler.
Çok çabuk büyür ve çok geçmeden de uçmayı öğreniriz. Zaten bize daha dünyaya gelmeden uçma öğretilmişti; daha doğrusu uçmaya programlanmıştık. Sizin gibi, bir şeyi öğrenmek için, dünyaya geldikten sonra, talim yapmaya ihtiyacımız yoktur. Yaratıcımız bize karşı ne kadar merhametli, değil mi? Uçmak çok heyecan verici, ama yürümek de ayrı bir eğitim veya program istiyor. Eğer benim sendeleyerek yüryüşümü görseydiniz, herhalde çok gülerdiniz.
Bazıları benim bir tesadüf veya kaza neticesinde "maddenin kendi organizasyonu" ile ortaya çıktığımı söylüyorlar. Ben ise böyle bir saçmalığa ve cahilliğe sadece gülüyorum. Benim Hawai adalarının büyük bir hayranı olduğumu biliyor muydunuz? Haklısınız, bu adalar topluluğu, Alaska'dan çok uzak.. Peki oraya nasıl gidiyorum? Tabiî ki uçuyorum. Yaratıcım beni hızlı yüzücü olarak değil, usta bir uçucu olarak yarattı! Müsaade ederseniz ne gibi teçhizatla donatılmış olarak yaratıldığımı sizlere anlatmak istiyorum.
Ağırlığın % 50'sinden Fazla Yağ
Ailemiz bizleri bıraktığında mecburen uçmayı öğrendik. Onlar bizden habersiz Hawai'ye doğru giderken, nerede olduklarını önemsemiyor, tamamıyla iştahımızı düşünüyor ve akılsızca yiyorduk. Kısa bir sürede 70 gram aldım. Bu ağırlık vücudumun ağırlığının yarısından daha fazladır. Düşünsenize, üç ay önce 80 kg olan bir insanın 250 kilo olduğunu? Şimdi, neden bu kadar çok yediğimi öğrenmek istediğinizden eminim. Çok basit, Yaratıcım beni böyle programlamış. Çünkü Alaska'dan Hawai'ye yolculuğum sırasında, ihtiyacım olan yakıt için bu fazladan vücut ağırlığına ihtiyacım var. Yaklaşık 2800 millik bir uçuş! Sadece bu değil, bütün yolculuk boyunca hiç duramam ve mola veremem. Zira, yol boyunca hiçbir ada veya kaya parçası yok ve bildiğiniz gibi ben iyi bir yüzücü değilim.

Çeyrek Milyon Defa Kanat Çırpma
Arkadaşlarımla birlikte 88 saat uçarız. Bu, üç gün dört gece durmaksızın açık denizin üzerinde uçmak demektir. Bilim adamlarının yaptığı hesaplara göre yolculuk sırasında kanatlarımı 250.000 kere çırpıyorum.
Hawai'ye gitmek için vücudumun 70 gram yağa ihtiyacı olduğunu nereden biliyorum? Oraya gitmemi ve hangi yönde gitmem gerektiğini bana kim söyledi ki, daha önce hiç uçmadığım bu rotada şaşırmadan hedefimi bulabileyim! Yol boyunca hiçbir yönlendirme de yok. Pasifik içindeki bu küçük adacıkları bulmak için nasıl yönlendirildik? Eğer bu adaları bulamasa idik, muhtemelen sonumuz gelecekti, Çünkü yakıtımız tükenecekti ve bu bölgede yüzlerce mil sudan başka da bir şey yoktur.
Otomatik Pilot
Fırtınaların içinde bile yönümüzü nasıl bulduğumuzu ortaya çıkarmak için bilim adamları hâlen kafa yoruyorlar. Sisli. yağmurlu, güneşli, yıldızlı veya bulutlu havalarda bile uçarız ve yolumuzu buluruz. Allah bizim beynimize bir otomatik pilot âleti yerleştirmiş. Sizin jetlerinizde de benzer bir araç var. Programlanmış yön ile o anki pozisyonu karşılaştıran bir bilgisayara bağlı bu âlet, hedef üzerine kilitlenme ayarlamaları yapar. Yaratıcımız Hawai adalarının koordinatlarına bizi önceden programladığı için, yolumuzu kesinlikle bulabiliriz! Bu sistem hem emniyetli, hem de taşınabilmesi için minyatürleştirilmiş.
Bütün bunların bir tesadüf sonucu olduğunu hâlâ düşünüyor musunuz? Sadece bir dakika düşünün: Acaba ilk atamız bir gün 70 gr şişmanlamaya karar verip, daha sonra aklına estiği için göç etmeyi mi düşündü? Dahası, 4500 km'lik yol boyunca yanlış bir yöne sapmadan tesadüfen doğru adayı mı buldu? diye de sorabilirim. Daha sonra arkasından gelen nesiller de tesadüfen aynı yolu takip mi etti? Programlanmış yönden küçücük bir sapma hepimizin yok olmasına yeterli olacaktı.
Tam Olarak Tanımlanan Hız 88 saat içinde 4500 kilometre uçmak için optimal hızım 51 km/h olmalıdır. Daha yavaş uçarsak, havada uzun bir zaman kalacağımız için. daha hızlı uçarsak bu sefer de sürtünme ile mücadele etmemiz gerektiği için, çok fazla enerji harcarız. Bu durum arabalarınıza çok benzer. Eğer 110 km/h'den fazla hızla giderseniz artan hava direnci yüzünden çok daha fazla yakıt harcarsınız. Siz gelecek ilk petrol istasyonunda durabilirsiniz. Fakat ben duramam. Onun için, yolculuğuma fazladan 70 gr yağ ile başlamak zorundayım.

Bir Ölçüm Örneği
Her bir uçuş saatinde vücut ağırlığımın % 0,6'sını hareket ve ısıya dönüştürdüğüm bulunmuştur. Sizin uçuş vasıtalarınız bana göre çok ilkel kalırlar. Meselâ; ağırlığına göre bir helikopterin 7 defa, bir jetin ise 20 defa benden daha fazla yakıta ihtiyaçları vardır.
Havalanmada 200 gr ağırlığındayım. Bunun % 0,6'sı 1,2 gr eder. Havalanmadan bir saat sonra 198,8 gr % 0,6'sı 1,19 gr yapar. Bunu 198,8'den çıkartalım 197,61 gr elde ederiz. Bu. uçuştan iki saat sonraki ağırlığımdır. Bunun da % 0,6'sını al... ve devam et! Matematiğin de Allah'ın bana verdiği bu harikulade kabiliyeti yücelttiğini göreceksiniz.
Yolculuğun sonunda en azından 130 gr gelmeliyim, yoksa bütün depolarım kullanılmış olur ve denize çakılıp boğulurum. Üçüncü saatin sonunda 196,42 grama, dördüncü saat sonunda 195,24 grama... siz hesaplamaya devam edin.
Ne oldu? Ah evet, çok haklısınız hesap makinesi artık çalışmıyor. 70 gr oraya ulaşmak için yeterli bir depo değil. Gerçekte oraya ulaşmak için 82,2 grama ihtiyacım var. 72 saatin sonunda artık yakıtım bitmiş ve Hawai'ye 800 km uzaklıkta denize düşmüş olacaktım. Peki bu problemi nasıl mı çözdüm?
Benden Olmayan Çözüm
Hayatta kalabilmemiz için Yaratıcımız 2 önemli bilgi vermiş; 1. Büyük denizler üzerinde asla yalnız değil daima gruplar hâlinde uçmak. 2. V şeklini alacak şekilde kendimizi organize etmek. V şeklindeki uçuşta her birimiz yalnız uçuşumuza göre % 23 daha az yakıyoruz. Tabiî ki bu kervanın en ucundaki arkadaş için aynı durum geçerli değil. Fakat o en öndeki bütün yol boyunca durmuyor. En güçlü uçucular en öne geçiyor sonra arkaya doğru en zayıf uçucuya kadar sıralanıyoruz. Çünkü arka sıralarda uçuş daha kolaydır. Böylelikle daha az enerji harcamış oluruz.
Hâlâ benim tesadüfen oluşup bu özellikleri kazandığımı düşünüyor musunuz? Buna tesadüf diyenlere sadece avazım çıktığı kadar ciyaklarım. Daha doğrusu Yaratıcı'ma bana bu özellikleri verdiği için şükür ederim.
![]()
Kaynaklar;
Werner Gitt K.H. Vanheiden "If animals could talk"
http://i.icr.org/pubs/'imp/imp-159.htm
http://i.moorhead.insus.edu/~kienholz/Golden%20plover%20research.html