Sızıntı Arşivi

Haziran 2001 · s. 220 · 10 dakikalık okuma

Çeşitli Yönleriyle İnsan Genom Projesi

Arif Sarsılmaz · Prof.Dr. · Biyoloji

Bilim adamları; dünyanın en büyük laboratuarlarında, milyonlarca dolar harcayarak, hücrelerimizin içinde bulunan gen adı verilen biyolojik bilgi birimlerinin yapı ve dizilişlerindeki sırları çözmek için gayret gösterip, insanlığın başta sağlık ve gıda olmak üzere birçok problemini halletme ümidiyle, gece-gündüz demeden "İnsan Genom Projesi" adını verdikleri bu proje üzerinde yıllardır çalışıyorlar.

26 Haziran 2000 tarihinde; ABD Başkanı Bill Clinton, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve özel şirketleri temsilen Celera Genomics yetkilileri, projenin ilk ayağını tamamladıklarını ilan etiler. Canlı hücre içindeki bütün bilgilere ait genlerin toplamını (genom) teşkil eden ve bir alfabenin harfleri hükmündeki nükleotid adı verilen ve üç milyar kadar olduğu tahmin edilen birimlerin, dizilişindeki manaları çözmeyi hedefleyen, İnsan Genom Projesi, 16 kurumun aktif olarak katıldığı milletlerarası bir konsorsiyumla gerçekleştirilmektedir. Proje ABD, İngiltere, Japonya ve Avrupa Birliği başta olmak üzere, gelişmiş ülkelerin belli enstitüleri, üniversiteleri ve özel şirketleri tarafından yürütülmektedir. 1990'da resmen yürürlüğe konulan ve Amerika Enerji Bakanlığı ile Milli Sağlık Enstitüsü tarafından desteklenen projeye, hem devlet bütçesinden, hem de özel sektör tarafından tahsisat sağlanmaktadır. 1990-2005 yılları arasında 15 senelik bir zaman dilimine yayılan projenin toplam maliyetinin üç milyar dolar civarında olacağı tahmin edilmektedir. Şimdiye kadar yapılan harcamalar ise, 300 milyon dolar civarındadır. Proje üzerinde yaklaşık 1.000 bilim adamı çalışmaktadır. Üçmilyar yüzmilyon civarında harften oluşan genomun harflerinin sırasının büyük ölçüde tamamlanması bazı insanlarda büyük heyecan doğurdu. Şu ana kadar bilim adamları; günde 24 saat ve haftanın yedi günü nöbetleşe çalışarak 22,1 milyar harfin dizilimini tespit ettiler. Bu rakam, ortalama bir insan genomunda bulunan DNA dizisinin, yedi defa tayin edildiği manasına gelir. Büyük bölümü tamamlanan insan gen haritasının % 85'inin doğru şekilde sıralanması başarılmıştır. Genetik kodun tamamının çözülmesi için, üç sene daha gerektiği belirtiliyor. Milletlerarası bir ekip tarafından yürütülen bu çalışma, insan genom haritasını müthiş bir ilim ve kudretle dizayn eden Yaratıcı'nın varlığını apaçık gözler önüne sermesinin yanında, elde edilecek bilgilerin sahibinin kim olduğu, kimlerin bu bilgilere giriş izninin bulunması gerektiği, bu haritanın potansiyel değeri, kimlerin bu bilgileri bir ekonomik kazanca ve yeni ürünlere dönüştüreceği ve karşılaşılacak ahlaki sıkıntılara ait soruları da, bilim dünyasının önüne koymuştur.

2003 yılında tahmin edilen neticelere erişmesi beklenen projenin hedefleri
1. İnsan DNA'sını veya kütüphanesini teşkil eden üçmilyar yüzyirmimilyon civarındaki kimyevi harfin (nukleotid) diziliş sırasını belirlemektir. Bu hedefe, geçtiğimiz aylarda ulaşılmış ve müthiş bir ilim ve kudreti gösteren bu gelişme, maalesef bazı medya kuruluşları tarafından abartılarak yine ateizme malzeme yapılmıştır.

2. İnsan genomunda tahmini olarak 30.000_120.000 arasında olduğu kabul edilen ve hücrenin hayatını sürdürmesinin biyolojik sebepleri olan proteinleri ve RNA'ları kodlayan genleri bulmak ve yerlerini belirlemektir.

3. Bu bilgileri, bilgisayarlarda kurulan veri tabanlarında kullanılabilecek ve işlenebilecek şekilde depolamaktır.

4. Daha hızlı ve kullanılması kolay olan, harf dizilerinin analiz teknolojilerini geliştirmektir.

5. Sıralanışları açığa çıkarılan nükleotid dizilerinin biyolojik sistemdeki maddi karşılıklarına eşdeğer olan manalarını okunur hale getirmek için özel bilgisayar yazılımları geliştirmektir.

6. Bu projenin tamamlanmasıyla ortaya çıkması muhtemel ahlaki, kanuni ve içtimai problemleri tahmin edip, çözüme kavuşturmaktır. Bilhassa bu husus vicdan sahibi bilim adamlarını ciddi olarak düşündürmektedir. Bütün gen şifrelerinin çözülmüş olması, insanlığa mutluluk kapılarını açacak mı? Yoksa bu şifrelerle oynamaya kalkanlar bir felakete mi yol açacak? İnsanlığın faydası için kullanılabilecek yeni keşifler, tedavi usulleri, çaresi bilinmeyen hastalıkların çaresi bulunabilecek mi?

Bu projeden ortaya çıkan teknolojilerin ve bilgilerin, özel sektöre lisansla transfer edilerek, biyoteknoloji endüstrisinin gelişmesini hızlandırmada, yeni ve orijinal tıbbi uygulamaların kullanıma geçirilmesinde alt yapı olacağı tahmin edilmektedir. Projeyi Amerika Birleşik Devletleri adına yürüten kurum, Milli Sağlık Enstitüsü İnsan Genomu Araştırma Enstitüsü'dür. İşte meselenin bizim açımızdan can alıcı noktası burasıdır. Acaba devletimiz ve milletimiz bu potansiyel gücü ekonomiye kazandırabilecek vasıflı insan gücünü yetiştirebilmiş midir? Türkiye üniversiteleri bu konularda sanayiciye ve özel sektöre bilgi altyapısı desteği vermede yeterli midir? İş adamlarımızın yüzde kaçı bu teknolojilere yatırım yapmayı planlamaktadır? Gelişmiş ülkelere baktığımızda hızlı bir şekilde biyoteknoloji, biyoinformatik ve gen mühendisliği sahalarında eleman yetiştirme projelerini 5-10 yıldır taviz vermeksizin uygulamaktadırlar.

Bu projenin tamamlanmasıyla ortaya çıkması muhtemel faydalar
Moleküler Tıpta
5.000 kadar olduğu bilinen genetik hastalıkların teşhisinde oldukça yüksek seviyelerde iyileşmelere yol açılabilecek, genetik bakımdan belli hastalıklara meyilli olanların daha erken safhada tespiti mümkün hale gelebilecektir.

Daha hususi ve yan tesirleri az olan, hedefe yönlenmiş ilaç üretimi mümkün hale gelecek, gen tedavisi bir çok hastalık için kullanılabilir hale gelecektir.

Her biri başlı başına birer sanat eseri olan bakteri, mantar, tek hücreli hayvanlar gibi mikroorganizmaların genomlarının deşifre edilmesiyle, yeni alternatif biyoyakıt kaynakları keşfedilebilecektir. Çevredeki kirleticileri belirlemek için genom dizi tayinleri tam olarak tespit edilmiş model mikroorganizmaların genomları değiştirilerek, çevre kirliliğini gösteren ikaz lambaları olarak kullanılabilecektir. Toksik (zehirli) atıkların, genetik yapısı, hususi olarak planlanıp dizilmiş mikroorganizmalar tarafından; emniyetli, ucuz ve hızlı bir şekilde temizlenebilecektir. Biyolojik ve kimyevi silahlara karşı mikroorganizmaların kullanılması söz konusu olabilecektir.

Doku ve organ nakillerinde, doku uygunluğunun tespit edilmesinde iyileşmeler sağlanacaktır. Tahılların, sebze ve meyvelerin, evcil hayvanların, soyağaçlarını çıkarmada ve iyi vasıflara sahip damızlık fertleri belirlemede kullanışlı yeni usuller ortaya konulacaktır. Yenilen gıdaların kalitesini belirlemede de yine bu genom bilgisinden istifade edilebilecektir.

Risk değerlendirmesine katkı: Düşük dozda radyasyona maruz kalmanın ve gıdalarda kansere sebep olan kimyevi toksinlerin insan sağlığına olan mutasyon yapıcı tesirlerini değerlendirmede gelişmeler sağlanacaktır. Ayrıca nesilden nesile geçen (kalıtılabilir) mutasyonların ebeveynlerden yavrulara geçme riskini azaltmak mümkün hale gelecektir.

Biyoarkeoloji, ve İnsan Göçleri konusunda yapılan çalışmalara faydası: Değişik sülalelerin cinsiyet hücrelerindeki mutasyonları takip ederek soy ağacı kütükleri daha sağlıklı şekilde yapılabilecektir. Mitokondrilerin DNA'larındaki belli gen gruplarının dağılım desenlerini esas alarak, insan ve hayvan topluluklarının ilk yaratıldıkları odak noktaları ve tarih içindeki göçlerini araştırma çalışmaları ciddi şekilde çözüme yaklaşabilecektir. İnsanın soyağacını çıkarmada erkeklerdeki Y kromozomunda bulunan mutasyonların veya tek nükleotid değişimine bağlı çeşitleri incelemek de mümkün hale gelecektir.

Adli tıpta kullanılması: Her türlü cinayetlerde ve adli vakalarda, failin geride bıraktığı hücre örneklerinden, herkesin kendine has olarak yaratılmış DNA programını kullanarak gerçek suçluyu belirleme imkanında büyük ilerlemeler olacaktır. Analık-babalık, velayet ve miras davalarındaki ihtilafların çözümünde inkarı mümkün olmayan sağlam deliller ortaya konulacağı için, büyük kolaylıklar yaşanacaktır.

Hayvancılık, ziraat ve biyo-endüstri sahasında yapacağı katkılar.

Hastalıklara, zararlı böceklere, kuraklığa ve tuzluluğa dirençli bitki türleri geliştirmek. Daha sağlıklı, daha verimli ve hastalıklara dirençli çiftlik hayvanları elde etmek. Gıda değeri yüksek sebze, meyve ve süt üretmek. Zirai zararlılara karşı, seçilmiş model organizmalara biyopestisid (tabii böcek öldürücüler) ürettirerek, tabiatı zehirlemeden mücadele etmek. Bugün yenilmeyen değişik sebze ve meyvelere müdahale edilerek, onları da insanlık için yenilebilir bitkiler haline getirmek. Peygamberimizin bazı hadis-i şeriflerinde işaret buyurdukları gibi, dev boyutlarda meyveler ve besleyici tohumlar, çok verimli hayvan ırkları üretilerek, insanlığın açlık problemine çareler geliştirilebilir. Koyun ve inek gibi, hayvanların süt miktarı artırılabileceği gibi, etlerinin ve yünlerinin hususiyetleri değiştirilebilir. Çevre temizliğinde kullanılacak şekilde, çeşitli bitkileri genetik olarak değiştirmek mümkün olabilir; havayı, suyu ve toprağı, dolayısıyla gıdaları kirletebilen bakteri ve diğer organizmaların erken dönemde daha sağlıklı şekilde tespiti mümkün hale gelebilir. Bütün bu beklenen faydaların ortaya çıkması, büyük bir ekonomik faaliyet alanının ve endüstrinin doğmasıyla mümkün olduğundan, bundan böyle 21. yüzyılın kritik teknolojisi, demir ve metale bağlı gri teknolojiler değil, canlıların genom bilgisini kullanmaya bağlı model organizmaların, birer fabrika olarak kullanılacağı yeşil teknolojiler olacak denilebilir.

İnsan Genomunun deşifre edilmesiyle birlikte ortaya çıkması muhtemel ahlaki, sosyal ve kanuni problemler
Her insana ait genetik bilginin, sigorta şirketleri, işverenler, mahkemeler, okullar, çocuk edinme büroları, polis ve askeriye gibi kanun uygulayıcıları tarafından adilane kullanılmasının sağlanması, en azından şahsi hakları ihlal etmeden bir düzenlenme yapılması gerekecektir. Bunun için de kimler kişilere ait özel programı bilebilecek ve bu bilgiyi nasıl ve ne şekilde kullanacak? Genetik programımızın mahremiyeti ve gizliliği ne ölçüde korunabilecektir? Bir kişiye ait özel bilgilere kimler sahip olacak ve kimler kontrol edilebilecek? Ferdi genetik farklılıkların deşifre edilmesinin fert ve aile üzerindeki psikolojik tesirleri nasıl azaltılabilecek ve kişilerin belli genetik hastalıklara yatkınlıklarına bağlı olarak damgalanmalarının menfi tesirleri nasıl azaltılabilecek? Bir kimsenin genetik programının deşifre edilmesi, kişinin kendi idrakına ve toplumun idrakına nasıl tesir edecek? Ailenin özgeçmişine bağlı olarak belli bir hastalığının olup olmadığını tespit etmek için; bir genetik testin yapılması, isteğe mi bağlı olacak, yoksa herkes buna mecbur mu bırakılacak? Belli toplulukların veya meslek gruplarının, belli genetik testlerden geçirilmesi ve ona göre planlamaların yapılması ne kadar ahlaki, ne kadar normal bir muamele sayılacak? Hiçbir tedavi imkanının olmadığı hastalıklar için de, genetik test yapılması ve kişinin önceden bu hastalığını bilmesi doğru bir yaklaşım olacak mı? Mesela aileler, kendi çocuklarını gelecekte erişkin dönemde gözüken genetik hastalıklar için test ettirme hakkına sahip olacaklar mı ve bunu kendi çocukları da bilecek mi? Genetik testler ne ölçüde tıp dünyası tarafından güvenilir ve doğru yorumlanabilir şekilde kullanılabilecek? Çocuk sahibi olup olmama veya çocuğun cinsiyetini seçme gibi, üremeyle ilgili problemler hangi ahlaki ve insani ölçülere göre çözümlenecek? Gelecekte genetik hastalıkları tedavide ve önlemede kullanılabilecek gen tedavisinin uygulanma kriterleri neler olacak? Mesela, belli sakatlıkları hastalık olarak değerlendirip onlara gen tedavisi uygulamalı mı? Gen tedavisini kullanarak genetik bakımdan iyileşme sağlandığını söylemek (boyu uzatmak, zekayı, güzelliği geliştirmek gibi) dini ve ahlaki açıdan kabul edilebilir mi? Bu işi yaparken çok daha kötü neticeler ortaya çıkarsa bunun mesuliyetini kim taşıyacak? Genetik teknolojilerin kullanımında makulluk ve adalet nasıl sağlanacak? Bu teknolojiyi kullanmanın maliyetini kimler ödeyecek? Sadece zenginler ve güçlüler mi bu teknolojilere erişim ve kullanım hakkına sahip olabilecek? Genetik teknolojilerin doğruluğu, güvenilirliği ve faydası değerlendirilirken hangi değer hükümleri esas alınacak? İnsan genomunun ham bilgileri üzerinden üretilecek yeni ilaçlar ve teşhis metotlarının mülkiyet hakları (patentler, ticari sırlar, kopya hakları vs.) dahil ticari kazanç ortamı olarak kullanılmasının ölçüleri neler olacak? Gen dizilerine ve diğer canlıların DNA dizilerine ham, işlenmiş veya ayarlanmış şekillerde kimler sahip olabilecek ve müdahale edebilecek? Genetik belirleyicilik ve genetik yatkınlıkla, sorumluluk ve cüzi irade, hastalık ve sağlık kavramlarında felsefi ve ahlaki manada ne gibi kaymalar veya içtimai sarsıntılar olacak? İnsanların genleri veya genetik programı, onları belli tarzda davranmaya zorlar mı? Genleri insan ruhundan ve insan ruhunun sahip olduğu latifelerden bağımsız, cebri olarak, ferdi kötü işlere zorlayan unsurlar olarak görme eğiliminde olan insanların düşünceleri kabul edilirse, ahlak ve terbiye gibi insanlar arası münasebetlerin kaynağı olan değerler çöpe mi atılacak? Bütün suçlular insanların başına bela olduktan sonra, "ne yapalım bizim genlerimiz böyle dizilmiş" deyip kenara çekilme lüksüne sahip mi olacaklar? Bu takdirde masumların hakları ne olacak? Düşünülen sayısız faydalarının yanında, tıpkı nükleer santraller ile atom bombasının, maddenin aynı özelliğinden istifade edilerek icat edilmesi gibi, genlerle oynamanın çok korkunç bedelleriyle karşılaşılması ihtimalini de unutmamak gerekir. İnsanın veya kullandığımız hayvan ve bitki genlerinin şifreleriyle oynarken, sonumuzu getirebilecek, hiçbir ilacın tesir edemediği korkunç virüsler, bakteriler veya mantarlar üreterek, büyük felaketlere de sebep olabiliriz. Unutmayalım ki, bir zamanlar dinozorların hakim olduğu yeryüzünde bugün hiçbiri yaşamamaktadır. İnsanlığın da aynı akıbete maruz kalmayacağını kim garanti edebilir? Genlerin şifresi çözülüyor derken, ancak harf sayılarını ve dizilişlerini ortaya çıkarmaya başladık, fakat henüz genlerin birbirleri ile karşılıklı münasebetlerinin ortaya çıkardığı tesirleri bilemiyoruz. İnsanlık için faydalı hususların geliştirilmesi yolunda bugün için büyük bir mesafe katedilmiştir. Canlıların biyolojik şifresini bir kitaba benzetirsek, bugün bu kitaptaki harflerin dizilişlerini ve bazı basit kelimelerin manasını çözebiliyoruz. Ancak bu harf ve kelimelerle oynadığımızda, karşımıza hangi manalara gelen yeni cümle dizilimleri çıkacaktır bilemiyoruz. Bu husustan endişelenilen birçok araştırma laboratuarında; bilim adamlarına etik dersler verilip, ahlaki kaideler hatırlatılmakta ve yapılacak çalışmalar sıkı şekilde kontrol edilmektedir. Bununla beraber kalbi ve ruhi melekelerini aklına yedirerek, vicdanını karartmış, genleri sadece maddi yönüyle görenlerin; büyük paralar ve menfaatler karşılığında yapacakları çalışmalarla ortaya kötülükleri asgariye indirmenin yolu insanlığı bayağı zorlayacak gibi... Bu büyük başarıya imza atan bilim adamlarının bir kısmı ise, korkuların yersiz olduğunu düşünüyorlar. Onlara göre "hayat kitabı", genler üzerinde müdahale etmeyi kolaylaştırmıyor, aksine engelliyor. Milli İnsan Genom Araştırmaları Enstitüsü'nden Dr. Francis Collins, genler tarafından üretilen bir milyon civarındaki protein hakkında çok az şey bilindiğini belirtiyor. Bu yüzden genlerle oynamaya kalkışmayı çok tehlikeli bularak, "Genlere müdahale şu safhada düşünülebilecek bir şey değil. Hem etik olarak, hem de güvenlik açısından, böyle bir müdahale çok büyük sakıncalar ve tehlikeler doğurur" diyor. Celera Genomics'in Başkanı Dr. Craig Venter da aynı fikirde olduğunu; "Biyolojik mekanizmanın nasıl çalıştığını tam olarak anlamadan, kimse böyle bir işe kalkışmayacaktır." diyerek gösteriyor.