Sızıntı Arşivi

Mayıs 1988 · s. 148 · 4 dakikalık okuma

Celalettin Harzemşah

Çetin Sungur · Biyografi

Aral gölüne akan Ceyhun nehrinin güneyine doğru uzanan topraklar Harizm adıyla anılır. Bu bölge Orta Asya tarihinin politik, ekonomik, kültürel hayatında çok önemli bir rol oynamıştır.

Harzem sülalesinin atası Anuş—Tigin’dir. Büyük Selçuklu sarayına köle olarak girmiş, ancak oğulları istidatları dolayısıyla Harizm Bölgesine Vali tayin edilmişlerdir. Kurdukları devlet zamanla Maveraünnehir’den Irak’a kadar uzanmıştır.

Bütün Orta Asya’yı kana bulayan Cengiz, Harzemşahlar sınırında gözükmede gecikmedi. Buhara ve Semerkand gibi ilim ve kültür merkezlerini yerle bir etti, halk kılıçtan geçirildi. Harzem hükümdarı Alâeddin mağlup oldu ve sığındığı Hazar kıyılarında ıssız bir adada öldü(1220).

Alâeddin’in dramatik ölümüyle oğlu Celaleddin bu uygun olmayan şartlarda babasının yerine geçti.

Celaleddin Harzemşah küçük bir birlikle Hazar kıyılarından Cengiz’e karşı yola çıktı. Cengiz bunu öğrenince bu küçük ama ateşin birliği yok etmek için üzerlerine bir ordu sevk etti. Birbirine kenetlenmiş, kaynaşmış bu grup birkaç kez Moğolları yenmeyi başardı.

Gönderdiği ordunun Celaleddin Harzemşah tarafından bozguna uğratıldığını gören Cengiz bizzat ordusunun başında harekete geçti. Celaleddin’i İndus nehri civarında kuşattı. Celaleddin çok az bir kuvveti olmasına rağmen Moğol ordusunun merkezine saldırdı. Merkez kuvvetleri dağılan Cengiz, atına binerek kaçtı. Ancak ihtiyat kuvvetlerinin harbe girmesiyle durum değişti. Moğol çemberinin çok daraldığı ve kurtuluş ümidinin kalmadığı anda Celaleddin atını nehrin azgın sularına sürdü. Karşı sahile, Hindistan topraklarına çıktığında yanında çok az insan vardı. Burada da boş durmadı. Kendisine katılan yerli müslüman askerlerle Racalara karşı mücadeleye koyuldu. Celaleddin’in Hindistan’daki faaliyetleri tekrar toparlanma ve güçlenme devri olmuştur. Hindistan’da geniş bir sahaya hakim oldu. Fakat asil rakibi Moğollardı ve süratle Hint topraklarını terk etti.

‘Babamın vefatından beri çektiğim eziyetleri dağlar kaldıramaz. Bugün, o geniş dünya bana dar geliyor” ifadeleri karşılaştığı zorlukları göstermektedir. Fakat bütün bunlar, hayatını milletinin saadetine vakfetmiş Celaleddin’in Moğollara karşı muvaffakiyetinde inkıyat, sebat ve sadakatin önemli bir yeri olduğunu göstermektedir. Diğer türlü gidip hedefe varma mümkün değildir. Nitekim “hanlar, melihler ve emirler boyunlarında kefenleri olduğu halde, onun önünde diz çöktüler ve bağlılıklarını arz ettiler. Buna mukabil Sultan harp meclisinde ölünceye kadar savaşacağına yemin etti. “(Nesevi, Sir at al Celaleddin mengübirti)

Harzemşah Moğolları durdurmak için stratejik önem taşıyan Azerbaycan’a girdi. İmparatorluğun enkazından koparabildiği ve kurtarabildiği kısımlarla yeni baştan kurduğu devlete Azerbaycan’ı merkez yaptı. Müdafaa hattını kurabilmek için Gürcistan’ın Tiflis dahil birçok müstahkem mevkilerini ele geçirdi. Fakat bu esnada talihsiz bir hadise oldu. Ahlata hakim olma yüzünden Anadolu Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubad’la Yassı çemende karşı karşıya geldi ve mağlup oldu. Daha kötüsü ordusunu kaybetti. Binbir emekle Moğollarla hesaplaşmak için yıllarca hazırladığı ordusu artık yoktu. Moğolların korku kaynağı Celaleddin’di. Ve onu uzaktan uzağa devamlı şekilde kontrol ediyorlardı. Moğollar bu fırsatı kaçırmadı. Onu kesinlikle ortadan kaldırmağa kararlı idiler ve harekete geçtiler. Moğollar geçtikleri yerleri yakıp yıkıyorlardı. Buna mukabil Celaleddin Harzemşah’ın elinden birşey gelmiyordu. Kışı Mukan dağlarında geçirdi. Elçisi Nesevi, Sultanın memleketinin kaybına ve Moğol ilerleyişi karşısında birşey yapamamanın ızdırabı ile ağladığını yazar. Defaatle planları altüst olduğu, bozulduğu halde yılgınlık göstermedi. Civar hükümdarlara haber göndererek Moğol afetine karşı bir set vazifesi yaptığını, şayet kendisi ortadan kalkarsa bu afetin Irak, Anadolu ve Suriye’yi tıpkı Maveraünnehir ve Horasan gibi mahvedeceğini bildiriyor ve yardım etmelerini rica ediyordu. Ancak bu rica kabul edilmedi. Hakikaten bu set yıkıldıktan birkaç sene sonra Moğollar bu ülkeleri ele geçirecekler ve yarım asırdan fazla bu ülkelerde gözyaşı ve kandan başka birşey görülmeyecektir. Celaleddin Harzemşah Diyarbakır’da adım adım takip edildi. Dicle köprüsü civarında bir baskınla maiyeti öldürüldü. Harzemşah Meyyafarikin’e (Silvan) çekildi. Kendini takip eden Moğol süvarilerini tek başına dağıttı: Ve dağlara sığındı. Tırmandığı sarp dağlarda şehit edildi. Yıllarca süren amansız takip nihayet sona ermişti. İslam kahramanından geriye kalanlar; atı, eğeri ve kılıcı idi. Hindistan’da kalsa veya Cengiz’e bağlılık arz etseydi çok rahat bir hayat sürecekti. Fakat o “İzzetle ölmeyi, zilletle yaşamaya” tercih eden zirve insanlar halkasındandı. Cesedi dağlardan indirilerek Meyyafarikin’e defnedildiyse de bugün mezarı bilinmemektedir. O da yeri, izi belli olmayan kutlular kervanına katılmıştı...

Bütün İslam Türk tarihinin en bahadır ve üstün meziyetli şahsiyetlerinden olup Moğollara karşı yapılan savaşın bayraktarı ve kahramanı oldu.

Türkistan, Hindistan ve Irak arasındaki çok geniş sahada Moğollara karşı koydu. Bütün ömrü ölünceye kadar mücadele ile geçti. Ayakta durabildiği, nefes alabildiği sürece mücadele etmesi gerektiğine inanmıştı. En tehlikeli anlarda azim; ümit ve inancını asla kaybetmemişti. Dava ve silah arkadaşları ideallerinin yılmaz bendeleriydi. Nitekim onun ölümüyle Suriye’ye inecekler ve Eyyubiler’in daveti üzerine Kudüs’ü tekrar haçlı hâkimiyetinden kurtaracaklardır.

Neslimize. Celaleddin Harzemşah’ın aksiyonunu, dava ızdırabını mücahede hattında sabit kadem olmasını, uğruna baş koyduğu davanın kara sevdalısı olarak çatlayıp kalmasını öğretebilecek miyiz?...

Çetin Sungur