Sızıntı Arşivi

Kasım 1990 · s. 437 · 7 dakikalık okuma

Bulut Tohumları

Harun Avcı · Prof.Dr. · Ziraat

Yağmur, kullandığımız bütün suyun kaynağıdır. Bundan dolayı eski zamanlardan beri insanlar havadaki değişimlerin faydalı olması için Yaratıcı’ya dua etmişler, bilhassa kuraklık belirtisinden sonra yağan yağmur onları sevindirmiş ve yüzlerini güldürmüştür.

Nitekim Yüce Beyan’da da Allah O’dur ki rüzgârları gönderir de (yağmurla yüklü) bir bulut kaldırır. Sonra onu gökte dilediği gibi yayar ve onu parça parça yapar. Derken yağmuru görürsün, (bulutların) arasından çıkar. Nihayet onu, kullarından dilediği kimselere döküverdi mi hemen sevinirler” (Er—Rum/48) ifadeleriyle hem yağmurun nasıl meydana geldiği, hem de insanların bu ilahı rahmet karşısındaki sevinçlerini veciz bir şekilde belirtilmiştir.

Yağmur (umumi manada yağış) ikamesi olmayan bir nimet olduğundan 1940’lı yılların sonlarından beri “suni yağmur” çalışmaları yapılmaktadır. Ancak hemen belirtelim ki “suni yağmur” (ki bu isim yanlıştır) veya “bulut tohumlaması” olarak adlandırılan çalışmalar aslında mevcut yağmur yüklü buluttan, tabii olarak meydana gelecek olandan biraz daha fazla yağmur elde etme düşüncesine dayanmaktadır. Bulut olmayan bir durumda değil, hatta bulut olmasına rağmen pek çok şartın uyum içinde bir arada bulunmaması durumunda bile bulut tohumlaması ile yağmur yağdırılacağını kimse ileri sürmemektedir. Çünkü bu konuda, çalışanlar “tabii yağışın” hala tam olarak anlaşılamayan pek çok fiziki hadise neticesinde meydana geldiğini, bilmektedirler.

“Bulut tohumlaması” hakkında bir fikir edinebilmek için öncelikle tabii yağışın oluşması ile alakalı biraz bilgi edinmek gerekir Yağış çok basit olarak tencerede kaynayan suyun buharlaşması ve bu buharların tencerenin kapağına çarptıktan sonra yoğunlaşmasına benzetilebilir. Fakat hadise bu kadar basit olmayıp yeryüzünden suyun buharlaşması, buharın hava içinde atmosfere yükselmesi, bu esnada soğuyup yoğunlaşması ve küçük su damlacıklarının meydana gelmesi, daha sonra bunların birleşip yeryüzüne düşecek büyüklüğe ulaşması gibi karmaşık hadiseler zincirinin tamamlanması gerekir.

Yeterli nem ihtiva eden bir bulutta yağmur damlalarının oluşabilmesi başlıca iki faktöre bağlı kılınmıştır. Bunlardan birisi düşük sıcaklık, diğeri yoğunlaşma çekirdekleridir. Su 0 °C’de donmasına rağmen bulutlardaki su damlacıkları -40°C’ye kadar donmadan soğuyabilir. Her 1000 m’de sıcaklık 1 °C düştüğünden bulutlar yükseldikçe soğur. Buna ek olarak buharın yoğunlaşması neticesinde ısı açığa çıkar.

Havanın ısınmasından dolayı bulut üste doğru yükselir. Eğer bu bulut dağ eğimine doğru yükselen bir bulut ise yere yakın olan kısımda yukarı çekilme ve yoğunlaşma çok hızlıdır. Diğer taraftan bulutun üst kısmında çekirdeklenme olur. Aşağı doğru düşen bu tabii partiküller alttaki yoğunlaşma bölgesindeki bulut damlacıklarıyla birleşerek yağış halinde yere düşerler.

Eğer bu iş yüksek randımanda gerçekleşirse, buluttaki su damlacıklarının tamamı yağış olarak yere iner. Ancak, tipik olarak bu suyun bir kısmı yağış haline geçer, daha alt seviyede bayıra yakın olanlar kalır ve tepeye aktarılır. İşte böyle bir durum ‘bulut tohumlaması’ için elverişli bir durumdur.

Şekildeki S işaretli noktadan tohumlamanın gayesi su damlacıklarının daha hızlı meydana geldiği daha açık kısımlarda, suni çekirdek bolluğunu sağlamaktadır. Böylece bulut damlacıklarının tabii çekirdeklerle yağış haline geçmeyecek kısmı da yağış haline geçer. Bu şekildeki tohumlama sadece tabii yağış mekanizmasının etkinliğini arttırmaktan başka bir şey değildir.

Eğer tabii çekirdekler (ki bunlar buz kristalleridir) sıcaklığı -25 °C olan daha üstteki bir bulutta oluşuyorsa, sayıları alttaki bulutun suyunu tamamen yağmura dönüştürmeye yeterlidir. Evet 0 gökten yağmuru belli bir ölçüye göre indirir (Zuhruf—il).

Randımanın yaklaşık % 100 olduğu bu durumda tohumlamadan kaçınılmalıdır. Aksi takdirde yağış tabii olarak beklenenden daha az olur.

Bulutta yağmur damlalarının oluşması Bergeron— Findeisen teorisi denilen bir teori ile açıklanır. Bu teoriye göre, buz kristalleri olmadan yağış olmaz. Ancak daha sonra yapılan araştırmalar bazı bulutlarda buz kristalleri olmadan da yağış meydana geldiğini ortaya koymuştur. Bu tip yağışlar daha çok okyanus üzerinde teşekkül eden Cumulus tipi bulutlarda meydana gelmektedir. Bergeron ve Findesien buz kristallerinin yağışın oluşmasına nasıl tesir ettiklerini şöyle açıklamaktadırlar: İçinde buz bulunan, bir de su bulunan ayrı iki ortam düşünelim. Her iki ortamda da sıcaklık aynı olsun. Buzun buhar basıncı, suyun buhar basıncından daha azdır. Aynı ortamda su ve buz bulunması durumunda buza göre havanın nemi %100 doymuş halde iken, suya göre doymamıştır. Bunun bir neticesi olarak su için yoğunlaşma henüz başlamamasına rağmen buz kristalleri üzerinde yoğunlaşma devam eder. Buz kristalleri büyümeye devam ettikçe bulut damlacıkları da buharlaşmaya başlar. Böylece büyüyen kristaller aşağıya düşmeye başlar. Düşerken diğerleriyle birleşerek daha iri bir hal alırlar. Eğer düşme esnasında bulutun altındaki hava bu buzu eritecek kadar ılıksa, onlar yere yağmur olarak, eğer o kadar ılık değilse dolu veya kar olarak düşer.

Suni tohumlama düşüncesi yukarıdaki teoriye dayanmakta olup esası şudur: Eğer küçük katı bir partikül süper soğuk bir sıvı içine sokulursa, soğukluk yeterli olmak şartıyla, sıvının tamamı katı duruma geçer. Buna göre, buluttaki su molekülleri buz kristali formunda bir çekirdek üzerinde hızla birleşirler. Zaten buz kristalinden ayrı, atmosferdeki tozların da yoğunlaşma çekirdeği olarak vazife yaptığı bilinmektedir. Suni tohumlamada gümüş iyodür amonyum nitrat, kadmiyum iyodür, diğer higroskopik materyaller (çekince NaCl tuzu gibi) çekirdek vazifesi görmek üzere yağmur bulutuna püskürtülmektedir. Bu maddelerin aynı şartlar altında oluşturacağı kristal sayısı birbirinden farklıdır. En tesirli olanı ise gümüş iyodürdür. Ancak bu maddelerin tesir derecesi sıcaklıkla değişir. Mesela, bir gram gümüş iyodürün oluşturduğu kristal sayısı -6 °C de 10 10 iken 14 °C de bu sayı 1010 ise çıkar. Netice olarak suni tohumlama olabilmesi için öncelikle nem oranı yüksek bir bulutun mevcut olması ve bulut üstü sıcaklığın belli bir değere düşmesi gerekir, Gökyüzünde yüzlerce bulut tipi vardır. Bunların her birinde yağış mekanizması az çok farklıdır. Dolayısıyla tohumlama şekilleri de farklıdır. Yukarıda bunlardan sadece birisinin mekanizması üzerinde durulmuştur. Aslında yağış mekanizması çok komplike olduğundan tohumlama konusunda belirsizlikler vardır. Tohumlama zamanlamasın da rüzgâr profili, havanın yukarı yükselme hızı ve diğer hava şartları, süper soğumuş su damlacıkları, çekirdek konsantrasyonun, damlacıkların birleşip büyüme durumu ve yönü gibi pek çok faktöre bağlıdır. Yağış için sadece bulutun var olması yeterli olmayacağını 14 asır önce yüce Beyan şöyle ifade etmektedir: “Sıkışan (bulut)lardan şırıl şırıl su indirdik” (Nebe’-14). Tohumlama için uygun şartların yaratılmış olup olmadığı, genel meteoroloji raporlarında ayrı olarak o bölgeye hususi olarak kurulan Metlerle takip edilir. Bir nevi yağış tahmini yapılır ve diğer şartlar da uygunsa tohumlama yapılır. Tohumlamadan 15 dakika veya birkaç saat sonra yağış olabilir. Orta şiddetle sağanak üreten yaz cumulus bulutları ve alçak kış bulutları uygun tohumlama imkânı sunar. Sıkıcı yaz yağmur bulutları ve derin kış bulutlarının tohumlanması tabii olana nisbetle yağışı azaltabilir bile. Yağmurun (dilediği zaman ve dilediği yere istediği miktar) O yağdırır” (Lokman34). Zira yukarıdaki uygun şartların yaratılması Onun iradesine bağlıdır.

Mevcut teknikler yağışın çok düşük olduğu alanlarda ve orta yağışlı alanlarda kurak mevsimde önemli bir tesire sahip değildir. Eğer öyle olsaydı Afrika’nın kurak ülkelerindeki açlık meselesi hallolabilirdi. En iyi neticeye hala tabii yağışın çok iyi olduğu yer ve mevsimlerde ulaşabilmektedir.

Yağmur tohumlamasında müsbet netice elde edilse bile birtakım problemlerin ortaya çıkacağı muhakkaktır. Öncelikle tohumlamanın gerekli olup olmadığına kim karar verecektir? Hangi sebepler tohumlamayı haklı çıkaracaktır?

Bulut tohumlamasının iklimin uzun süre değişimi üzerinde nasıl bir tesir yapacağı önceden kestirilemez. Dolayısıyla kısa süre için bir fayda elde edilse bile uzun süre sonra daha değişik problemler ortaya çıkacak mıdır? Bir yerde suni tohumlama ile yağış arttırılırken diğer bir yerde azalma olur. Bu olumsuz tesirler hukuki davaları ortaya çıkarır.

Hava değişimi ile alakalı hem milli hem de milletler arası kanuni çalışmalar tek tük ve genellikle neticesiz olmuştur. Bu gayretler bilim anlayışı, kanuni ve politik mülahazalar tarafından engellenmiştir. Bu uygulamadan zarar görenlerin haklarını veya zararını önlenmesi gayesiyle yapılacak işlerin kanuni güvence altına alınması başlıca meseleler arasındadır. Diğer taraftan değişim tipleri, yoğunlaşma çekirdeği olarak kullanılan maddeler, uygulama metodu, etkilenen alanlar ve uygulama süresi gibi pek çok konunun bilinmesi gereken hususlar da vardır. ABD’de her yıl bu uygulama yapılmasına rağmen, 50 eyaletten 30’unda farklı düzenleme vardır. Ülke düzeyinde bir düzenleme başarılamamıştır. Aynı problem milletler arası hukuk alanında da mevcuttur. Bu hukuki problemler devam ederken bir de yüce Beyana bakalım ve İlahi taksimin hikmetlerini araştıralım:

“Doğrusu yağmuru memleketler arasında taksim ettik ki, ibret alsınlar” (Furkan—50).

İnsanoğlu bitmeyen ihtiyaçlarını karşılamak (ve zevklerini tatmin etmek için) bilim ve teknolojiyi kullanarak hırsla tabiata hâkim olmaya çalışmaktadır.

Ancak hemen belirtelim ki, “suni yağmur’, ‘havayı değiştirme” veya “bulut tohumlaması” olarak adlandırılan çalışmalar aslında mevcut yağmur yüklü buluttan tabii olarak meydana gelecek olandan biraz daha fazla yağmur elde etme düşüncesine dayanmaktadır.

Bu düşünce ile bitkilerin daha çok gelişmesi için toprağı sürmek düşüncesi arasında bir benzerlik kurulabilir. Çünkü toprak bitki yetiştirecek potansiyele sahip olmakla beraber bu potansiyelden istifade edilmesi toprağın işlenmesine bağlıdır.

KAYNAKLAR:

1) John C. Rodda, 1985, Facets of Hydrology II, Institue of Hydrology, Wallingford Uk.

2) R.A.R. Tricker, 1970, The Science of the clouds,NewYork