Sızıntı Arşivi

Aralık 1979 · s. 14 · 2 dakikalık okuma

Böyle Eli Boş Döndüler

Metin N. Çakan · Astronomi

İnsanoğlu senelerin hayal ve düşünceleri neticesinde yaptığı çalışmalarda Ay’a gitmek üzere 1969 senesinde Amerika ‘da Florida’daki uzay üssünden Apollo-11 ile havalanan 3 astronot 4 gün içinde Ay’ın sükunet denizi bölgesine iniş yapmıştı. Yeryüzünde milyonlarca insan büyük bir heyecanla insanoğlunun Aya ilk defa ayak basmasını takip ediyordu. Bu heyecan daha çok Ay’a ayak basmak ve yürüyüşünden ziyade Ay zemininden getirecekleri taşları bekleyişten ileri geliyordu.

Yapılan çalışmalar ve e taşlar ne işe yarayacaktı? Öncelikle Ay’da hayatın olup olmadığı büyük merak konusu idi, e anlaşılacaktı.

Ay’ı teşkil eden zeminin jeolojik ve topoğrafik yapısı bilinecekti.

Ay’ın diğer gezegenlerle olan irtibatı ile yaratılış şekli anlaşılacaktı.

Ay’ın, Dünyamızın ve dolayısıyla kâinatın ne zaman yaratıldığı yani yaşı ve sırrı tespit edilecekti.

“Uzay” vasıtalarına bir istasyon vazifesi yapıp yapamayacağı anlaşılacaktı.

İnsanlığın faidesine veya zararına hizmet edecek bazı araştırmalara yardımcı olması sağlanacaktı. Astronotlar 8 gün sonra Ay’dan Dünya’mıza döndüklerinde bilindiği gibi denize düşerek iniş yapmışlardı ve beraberlerinde 22 kg. Ay taşı getirmişlerdi.

Taşların önce resimleri çekildi. Sonra büyük bir titizlikle araştırma laboratuarlarındaki bekleyen ilim adamlarına dağıtıldı.

Taş numuneler elektro mikroskopları altında binlerce defa büyütülerek incelendi.

Sabırsızlık içinde bekleyişten birkaç gün sonra bu büyük araştırma laboratuarları sözcüsü asık bir suratla laboratuardan dışarıya çıktı. Dünya basını kendisinden merakla bir şeyler bekliyordu.

Sözcü basın muhabirlerine hitaben:

“Maalesef tatminkâr bir durum yok, kati neticeler için diğer Apollo seferlerinin yapılması gerekmektedir” diyordu.

Bundan sonra hepimizin bildiği gibi 1972 senesine kadar devam eden Apollo 12 den 17 ye kadarki Ay seferleri sona erdiği zaman 300 kg. kadar Ay taşı toplanmış bulunuyordu.

Bu sırada Rus’lar da insansız L UNA 16 ile 1976 yılında Ay’dan bir miktar taş alabilmişlerdi Amerikalılar ve Rusların aldığı taşlar ve çalışmalar birleştirildi. Taşların bir kısmı dünyanın muhtelif jeoloji bilginlerine gönderildi,

Ve netice de dünyamızdan aşağı - yukarı tahmin ve tespit edilebilen bazı bilgilerden ibaretti.

Bu bilgiler de şunlardı;

• Ay’ın yaşının 4,6 milyar yıl olduğu.

• Ay Bazaltlarının (koyu yeşil renkli sert bir taş) Hawaii ve İzlanda Bazaltlarına benzediği.

• Getirilen taşların Ay’ın başka bölgelerindeki yüksek arazilerden kopmuş olan taşlar olduğu.

• En çok merak konusu olan Hayatın bulunmadığı tespit edilmiştir.

Bu büyük ve milyarları bulan uzay çalışmalarında ve takriben 15 yıllık bir zaman neticesinde insanoğlunun Ay’dan eli boş döndüğü ilan ediliyordu.

Yirminci asır ay seyahatini böyle bir inkisar ve ümitsizlikle sona erdirirken, gelecekte yeniden bu perdenin açılacağından söz etmekte oldukça zordur. Böyle bir hiç uğruna katlanılan bu uzun seyahatler hakkındaki en enteresan söz ise, bundan takriben 50–60 sene evvel şöyle ifade ediliyordu: “Şimdi sen dahi ey katre içine giren hâkim feylesof! Senin katre-i fikrin dürbünüyle, felsefenin merdiveniyle ta Kamere (Ay’a) kadar terakki ettin. (çıktın) Kamera girdin. Bak, Kamer kendi zatında kesafetli zulümatlıdır. Ne ziyası var, ne hayatı, Senin sayın (çalışmaların) beyhude, ilmin faidesiz gitti... “ (S)

Metin N.Çakan