Şubat 1994 · s. 40 · 1 dakikalık okuma
Bosnalı Çocuk

Dün gece uyuyorken yatağında mışıl mışıl
İki kanat takmıştın rüyanda nurdan;
Semalarda uçarken kuşlar gibi hür
Meleklerle karşılaştın yedinci katta bir an..
Taşırlarken seni derinlere, daha derin,
Günlerdir uykusuz annen başında üşür!
Bosna'da 'kış' var, çetin mi çetin..
Sen kendini bırakırken uykunun kollarına
Gül yanağına düştü iki damla gözyaşı;
Annen ninnilerle Tuna gibi inlerken,
"Yavrum!" diyordu, "geçen sene yıl başı,
Başka diyarlarda insancıklar eğlenirken
Baban eski bir mavzerle uçup gitti cepheye;
Şu kara geceler -yavrum- gündüze dönsün diye!
Kefen olurken şehidlere Bosna'da yağan karlar
Cennet'te çiçekler acarken akan kanlardan
Bir gün bir haber geliverdi yavrum, baban
Giyerken bademler ak-pembe gelinliklerini
Meleklerin kanadında uçup gitti Cennet'e,
Sen şimdi uyu yavrum, unutma ki geceler,
Şeb-i yeldâ olsa da elbette bir gün biter."
O anda birden, yoksa gök mü gürledi;
Gelen çığlıklar mıydı, fırtına ıslığı mı!...
Aldılar seni bir bahçeye, melekler "işte" dedi
"Şu tomurcuk senin kanındır, şu gül ise babanın.."
Birden pembe bir gül daha açtı, o da annendi!
Gecenin kara bağrına yağarken karlar
Kader Bosna'nın göğsüne lâleler takar!.
Bir ses yankılandı o an, geceyi yırtan bir ses,
Tarihin derinliklerinden mi, yoksa minarelerden mi!..
"Uyuyanlar uyandı, kıyam etti ölüler
Bosna'nın dağlarında ufuklardan bir nefes
Bin bir rayihayla buhurdan gibi tüter
Tohuma durdu toprak, sökün ederken şafak
Allahü ekber, Allahü ekber, Allahü ekber, Allahü ekber!..
Taha F. Ünal