Sızıntı Arşivi

Nisan 1999 · s. 38 · 3 dakikalık okuma

Biz Üveyikler

Nur Aytekin · Zooloji

Gök yüzünün süsü olan kuşlardan bir örnek: Üveyik

Merhaba. Benim adım ÜVEYİK; fakat bütün dünyadaki bilim adamları beni kolayca tanısınlar diye, kullandıkları ortak lisanlarıyla Streptopelia turtur diye adlandırmışlar. Esas olarak Avrupa, Kuzey Afrika, Anadolu, Kafkasya ve Batı Asya'da geniş bir dağılış gösteririm. Ancak başka isimler alan benzer cinslerimin bazısı Güney Amerika'da da yaşar. Aynı gruptan olan güve cinler ve kumrular bize çok benzerler. Ötücü kuşlar takımından olmadığımız hâlde kendimize has seslerimizi bilhassa avcılar çok iyi tanır.

Yaratıcı, sanatının inceliklerini gök yüzünde de göstermek için, bizleri uçacak şekilde yaratmış. Bu yüzden vücudumuzun her noktası daha baştan uçmak için plânlanarak dizayn edilmiş. Bazı insanlar, nasıl oluyor da tesadüfen sürüngenlerden türediğimizi söyleyebiliyorlar, anlayamıyorum. Düşünün bir kere, timsahların bizim en yakın akrabalarımız olduklarını sanıyorlar. Zavallı atamız böcekleri yakalamak için koşarken kolları tesadüfen kanada dönüşmüş diyorlar. Hiç böyle mantıksız şey olur mu? Kimse beni ilk serçenin 50 milyon yıl önce yaşadığına inandıramaz. Hadi bu tuhaf teorileri bir kenara bırakıp biraz görünen gerçeklere bakalım. Böylece sizde kendi kendinize karar verebilirsiniz.

Vücudum çok hafif materyallerden yapılmış. Bütün kuşlarda olduğu gibi hemen hemen bütün kemiklerimin içi boş. Böylece onların içlerinde hava bulunur ve aynı zamanda çok da hafif olurlar. Fakat aynı zamanda sağlamdırlar. Aynı sınıftan olan albatroslar en büyük uçun kuşlar (kanat uzunluğu 3 metre) olmalarına rağmen sadece 120-150 gram ağırlığında kemiğe sahiptirler. Albatrosun tüylerinin ağırlığı, kemiklerinin ağırlığını geçer. Eğer kemiklerimiz sürüngenlerdeki gibi kemik iliği ile dolu olsaydı, asla uçamazdık. Bunun yanında pelvislerimiz (kalça kemeri) geniş bir yüzeyle bel omurlarımıza bağlanır. Sürüngenlerde olmayan bu durum sayesinde iskeletimiz uçmak için gerekli olan gerilim ve elâstikiyete sahip olur.

Üst kol kemiğimin bağlantısındaki küçük delik çok ilginçtir. Bu deliğin eksiklik olduğunu sanmayın. Omuz eklemimin üst tarafı ile göğüs kasımı birleştiren ligament (bağ) bu delik içerisinden geçer. Bu olmadan kanadımı kaldıramaz ve dolayısıyla uçamazdım. Eğer sürüngenlerden geldiysem kendi kendime sormam lâzım, bu deliği kim açtı? Uçma kaslarıma bağlanan ligamenti bu delik içerisinden kim geçirdi?

İmdat! Yardım edin İMDAT! Atmaca geliyor. Nereye kaçsam? İMDAT!.. Oh, neyse ucuz atlattım. Çok yakınımdan geçti. Atmacaların bizim en tehlikeli düşmanımız olduğunu biliyor muydunuz? Eğer dikkatli olmazsak iri pençeleriyle kalın çalılıkların arasından bizi kolayca kapar. Bundan başka birçok yırtıcı kuş, kedi, insan gibi çok kalabalık düşmanlarımız var. Bununla birlikte Yaratıcım çok kuvvetli bir kalp vermiş. Bu dünyada bulunan en verimli kalp. Sizinle şu anda konuşurken bile saniyede yediden fazla, dakikada yaklaşık 460 defa atıyor. Biraz önce atmacadan kaçarken ise atışları 760'ı buluyordu.

Bütün kafa kemiğimin gözlerimden daha hafif olduğunu biliyor muydunuz? Bu, kuş beynimin hakkında kötü düşünmeniz anlamına gelmez. Gözlerim sizinkilerden çok daha iyi. Biz kuşlar sizinkilerden 7-8 kat daha fazla görme hücresine sahibiz. Eğer bir şahin gibi, bir objeyi çok iyi görmek isterseniz 8x30'luk bir teleskop kullanmanız gerekir. Gözlerimin çok keskin olmadığını kabul ediyorum, fakat sizinkilerden daha iyi olduğuna eminim. Biyologlar gözlerimin mucizevî bir yapısı, fonksiyonu ve randımanı olduğunu yazıyorlar. Omurgalılar dünyasındaki fek ve en mükemmel optik organdır. Böyle olmak zorundadır, çünkü çok hızlı uçarken önemli detayları kaçırmak istemem.

Bunların yanı sıra, uçarken havadaki oksijenden azamî derecede istifade edebilmem için akciğerlerim, diğer hayvanlarda olmayan bir şekilde birbirine paralel uzanan parabronş adı verilen borucuklardan yapılmış. Tüylerimin sahip olduğu özellikler ise tamamen uçmak için yaratılmış olduğumu gösterir. Hem vücut sıcaklığımı korur, hem hafif ve esnek, hem de çok sağlam özel dokunmuş birer sanat eseri olan tüylerimin bir benzerini siz insanlar henüz üretemediniz. Ağzımızda diş olmamasına rağmen hepimiz besinlerimize uygun gagalarla donatılmış bir hâldeyiz. Tohumla beslenen bizim gibi türlerin ayrıca yumuşatıcı bir kursağı ve değirmen gibi öğüten bir taşlıklı midesi vardır. Yüzyıllar önce bir kertenkelenin uçmaya karar verip bu özellikleri tek tek düşünerek, kendisini kuşa dönüştürdüğüne ve bizim gibi sanat eserlerinin tesadüfi olduğuna beni inandıramadılar. Ya sizi?..