Sızıntı Arşivi

Aralık 1984 · s. 23 · 4 dakikalık okuma

Bitkilerin Sır Çeperi

Harun Avcı · Ziraat Yük.Müh. · Botanik

Bitkiler, kökleri vasıtasıyla topraktan su ile bazı elementleri, yaprakları vasıtasıyla da havadan karbondioksidi alıp; güneş enerjisini kullanarak kendi kök, dal, yaprak ve meyvelerini teşkil edebilen, ayrıca, bütün canlıların ihtiyaç duyduğu gıdaları üreten canlı fabrikalardır. Diğer canlılar gibi bitkilerin de hayatiyetlerinin devam etmesi, gelişmesi ve mahsül vermesi için beslenmek mecburiyeti vardır. Bitkiler besin olarak fazla miktarda hidrojen, karbon, oksijen, azot, kalsiyum, potasyum, magnezyum, fosfor ve kükürt; az miktarda da demir, mangan, çinko, bor, bakır, molibden, klor ve sodyum elementlerini kullanırlar.

Bu elementlere bitki besin maddeleri denir. Bitkinin beslenmesinde bu elementlerin her birinin belli vazifeleri vardır. Mesela, potasyum hücre turgorunu (x) sağlamak, bitkinin su alımını artırmak, asimilasyon (gıda sentezi), solunum ve terleme hadiselerini dengelemek, enerji mübadelesini yapmak gibi birçok vazifeleri yüklenmiştir. Bor, çiçek tozlarının çimlenmesi, çiçek, meyve ve köklerin teşekkülü, bitkide besin maddelerinin taşınması hizmetlerinde vazifelendirilmiştir. Manganez, klorofil teşekkülünde rol alır, redüksiyon hadiselerine ve C vitamini teşekkülüne hizmet eder. Bakır, vitamin, protein, karbonhidrat sentezinde, fotosentez ve solunum hadiselerinde vazifelidir.

Bitkiler karbon ve oksijen haricindeki elementleri topraktan kökleri vasıtasıyla alırlar. Bu elementler ya toprak kolloidleri tarafından tutulmuş vaziyette, veya toprak çözeltisinde iyon durumunda bulunurlar Bu iyonlar kılcal kökler ile temas ettikleri zaman bitki bünyesine alınırlar. Ancak köke gelen her iyonun bitki bünyesine girmesine izin verilmez. Bu seçme işlerinde iyonların çapı, elektrikî yükü, bitki içindeki ve dışındaki konsantrasyon farkları gibi bir takım fizikî ve kimyevi hususiyetler tesirli olmaktadır. O halde bitki kökleri hangi elementlerin alınacağını ve bu elementlerin ne miktarda olacağını nasıl tayin etmektedir? Topraktan aldıkları temel maddeler aynı olduğu halde, ayrı ayrı bitki ve meyvelerde nasıl oluyor da elementler değişik nisbetlerde bulunuyorlar?

Besin elementlerinin aynı bitkinin muhtelif kısımlarındaki muhteviyatları da farklıdır. Meselâ, kalsiyum yaprak ve yaprak sapında daha fazla, buna mukabil tohumda daha az bulunur. Magnezyum bitkinin büyüme noktalarında depolanmış olup, teşekkül edilecek olan yeni klorofilin yapısında yer almak İçin emir bekler. Fosfor da magnezyum gibi bitkinin büyüme kısımlarında, ayrıca, meyve, çiçek gibi generatif kısımlarda fazla bulunur. Meyvelerin ayrı ayrı renk, koku ve tadları nasıl verilebiliyor? Her elementin nereye ne kadar gideceği tesadüflerle mi oluyor? Hayır hayır! Bütün bunlar, herşeyi bilen, gören, güneşin yanında zerreyi de unutmayan bir terbiyeci tarafından yaptırılmaktadır.

Besin elementlerinin bazılarının bitki bünyesinde seyyar olması da önemli bir hususiyettir. Meselâ, manganez, magnezyum, fosfor ve kükürt gibi elementler, noksanlıkları durumunda bitkinin yaşlı kısımlarından büyüme noktalarına doğru taşınırlar. Bunun yanında fotosentez neticesi meydana gelen organik maddeler, yapraklardan alınarak bitkinin kök uçlarına varıncaya kadar bütün organlara dağıtılır. Böylece bitki besin elementleri ve organik bünyede aşağı, yukarı ve yere paralel "muhazi" yönlerde taşınıp belli kısımlarda birikirler. Acaba bu maddelerin bitkinin belli kısımlarına doğru hareket etmesine rehberlik eden ve oralarda birikmesini sağlayan güç nedir?

Bitki fizyologları nazari olarak bitki besin elementlerinin kökler tarafından seçilerek alınması, bitkinin belli kısımlarına taşınıp biriktirilmesi işlerinde vazifeli, hususi iyon taşıyıcılarının mevcudiyetini kabul etmektedirler. Eğer bu işleri iyon taşıyıcıları yapıyorsa, kimden bilgi alıp bu vazifeyi akıllıca yerine getirmektedirler?

Bilen, düşünen, gören, ilim ve teknikte bu derece ileri giden insanoğlu, bir suyun içilip içilemeyeceğini günlerce araştırdıktan sonra anlayabildiği halde, bir bitkinin, neresine ne gibi elementin uygun geleceğini tesbit etmesi muhakkak ki bir gizli el tarafındandır.

Bitki bünyesindeki elementlerin konsantrasyonları arasında da daimi bir denge mevcuttur.

konsantrasyon dengesi sabittir. Bu anyon-katyon dengesinden ayrı K+Ca/Mg, Zn/P, Al+Fe/Mn ve Fe/Mn nisbetleri de belli sınırlar içinde sabittir. Bu ise, topraktaki besin elementlerinden birisinin kifayetsizliğinin, bitkinin gelişmesine mani olacağını ifade eder.

Umumiyetle bitkilerde herbir besin elementinin noksanlığından ileri gelen belli ve karekteristik arazlar ortaya çıkar. Meselâ, potasyum noksanlığında yapraklar kendine has parlaklığı kaybeder, mat yeşil bir renk hasıl olur. Damarlar yeşil kalırken damar aralan sararır, yapraklarda kırılma ve dökülmeler meydana gelir, meyveler küçük kalır ve şekilleri bozulur. Meyve ve sebzelerin kendine has renkleri ortadan kalkar. Eksik element toprağa ilave edilirse bitkinin büyüme hızı ve dolayısıyla mahsul artar. Organik gübre verilmiş olan topraklarda yetişen mahsüllerin üstün vasıflı olması, bu gübrelerde bütün bitki besin elementlerinin bulunması, dolayısıyla, bitkinin dengeli beslenmesiyle alâkalıdır. İnsanoğlu bitki besin elementleri ve bitkiler arasındaki münasebetleri anlayabildiği ve buna muvafık tatbikat yapabildiği nisbette kendisine lutfedilen nimetler kat kat artacaktır.

Bütün bu mekanizmalar kimin için işlemekte, bunca element kimin hizmetine koşmaktadır? Hiç şüphesiz Rahmeti Sonsuz'un nazdar misafiri insanın hizmetine... Bu şekilde herbiri ayrı ayrı renkte, kokuda, lezzette ve muhtevada çeşit çeşit meyvelerle sofralarımızı süsleyen Yüce Yaratıcı'nın da acaba, kullarından beklediği birşey yok mudur?

Ziraat Yük. Müh. Harun Avcı

(x) Turgor: Fizyolojik olarak hücrenin içine su almasıyla meydana gelen gerginlik