Sızıntı Arşivi

Haziran 1986 · s. 192 · 3 dakikalık okuma

Bitkilerde Şuur

Tarık Çelik · Botanik

Tarık Çelik

Son yıllarda yapılan pek çok araştırma bitkilerin kendi bünyeleri içinde adeta şuur sahibi olduklarını hissettirmektedir.

Pravda gazetesinde 1970 Ekiminde muhabir Tschertkow Moskova Ziraat Yüksek Okulunda yaşadıklarını şöyle anlatıyordu. “bir arpa filizinin yeni çıkmış kökleri kaynar suya daldırıldığında bitkinin inlediği, çok hassas bir cihaz tarafından kaydediliyordu. Elektronik kayıtta bitkinin yasadığı zor durum, hızla beyaz kâğıda çizgiler halinde geçirilmiştir.”

Buna benzer bir araştırma da A. B. D.’ de yapılmıştır. Fizyolog, botanikçi ve fizikçiler ayni mevzu üzerinde çalışmaktadırlar. CIA’ nın soruşturma uzmanı Clev Backster bu maksatla üzerinde çalıştığı bitkileri yalan makinesine bağlamaktadır. Cihaz insanlarda heyecan ve gerginlik halinde solunum ve kan basıncında değişiklikleri ölçmektedir. Aynı şey bitkilerde de müşahade edil miştir. Bir tecrübede ayni odada bulunan iki çiçekten biri, odaya giren altı kişiden birisi tarafından kökünden sökülerek yere atılmış ve ayağı altında ezilmiştir. Sağlam kalan çiçek daha sonra yalan dedektörüne bağlanmıştır, odaya çağırılan beş kişi geçtiğinde hiç bir reaksiyon olmadığı halde suçlu kişi içeriye girdiğinde bitkinin bağlı olduğu kayıt cihazının iğnesi harekete geçmiştir.

Hayvan ve bitki hücresi arasında şaşırtıcı benzerlikler de vardır; Mesela bitkilerde ot saplarının boş yapısıyla omurgalı hayvanların omur sistemi hayvanların kan dolaşım sistemiyle bitkilerin su iletme boruları veya klorofil molekülünün bir kısmıyla kandaki renk maddesi hemoglobinin benzerliği araştırıcıları şaşırtmaktadır.

Bitkilerin bir de şaşırtıcı şekilde çevreye uyma kabiliyetleri vardır. Yabani otlar yıllardır zirai ilaçlar kullanıldığı halde yine de yaşamaktadırlar. Vadide bulunan bir oğulotu 45 cm gelirken 1800 m. yüksekte aynı tür ancak 10 cm olmaktadır. Uzun süre bitkilerin görmediği zannedilmişti fakat bitkilerde hücre içinde bulunan mikro çubuk proteinleriyle araştırıcılara göre bitkiler üç buutlu görüntüleri bile kaydede bilmektedirler. Bitkiler için daha çok aydınlık ve karanlığı ayırdetmek mühimdir. Işığı hisseden (Fototropizma) pigmentleriyle sabahları çiçek açma vaktini ve akşamları kapamayı bilmektedirler. Bu pigmentlerle güneşin doğuşu ve batışındaki koyu kızıllıktan faydalanmaktadır. Ayrıca yine aynı maddenin yardımıyla bitki tırmanırken derine kök salabilmektedir. Tırmanan sarmaşık bitkisi bulabildiği herhangi bir desteğe sarılmakta ve adım adım yükselmektedir. Bitki araştırıcısı Raoul France göre bu bitkilere yönelme yollarını kendileri bulabilme hususiyeti verilmiştir. Ayrıca bitkiler birbirleriyle anlaşabilmektedirler. Bir araştırmada da kayak ve akçaağaç türleri farklı saksılara dikilmiş, kök bağlantıları olmadığı halde birbirleri ile kimyevi bağ kurabildikleri tesbit edilmiştir. Araştırıcı T.Baldwin ve G. Schultz, ağaçlardan birinin yapraklarını kopardıklarında kısa bir süre sonra yaralı ağaç savunma maddesi olan fenol üretmeye başlamıştır. Birkaç saat içinde bütün yapraklar aynı maddeyi üretmiştir.

Bitkiler aynı zamanda müziğe karşı da hassastırlar, sakin ağır parçalarda gelişmeleri hızlanmakta, gürültülü ve ahenk olmayan parçalarda ise gelişme bozuklukları ortaya çıkmaktadır.

Daha sonra ise diğer komşu ağaçlar da fenol üretmeye başlamıştır. Yaprağı koparılan ağaç diğerlerini ikaz edebilmiştir fakat bunun nasıl gerçekleştiği höl tam olarak bilinmemektedir. Bitkiler aynı zamanda müziğe karşı da hassastırlar, sakin ağır parçalarda gelişmeleri hızlanmakta, gürültülü ve ahenk olmayan parçalarda ise gelişme bozuklukları ortaya çıkmaktadır. Kısacası bitkiler bulundukları şartları hissedebilmektedirler.

Bazı bitkilerde ise statosit adı verilen sinir hücresi benzeri yapılar yerçekimini hissetmede yardımcı olmaktadırlar. Hücrelerde çalışma, elektrik yüklü kalsiyum atomlarıyla sağlanmaktadır. Bitki kuvvetli bir elektrik alanına girdiğinde statositler harekete geçerek bitki yön tayinini kaybetmektedir. Neticede üst-alt mefhumu kaybolmaktadır. Bitki sinir sisteminde akım impulsunun saniyedeki hızı 3 cm iken insanda saniyede 100 m dir. Dr. Hamerof, Sitolog Miller, Dr. Watt’ a göre yapılan tecrübelerden bütün yaşayan hücrelerin bakterilerden amiplere kadar kendileri şuurluymuş gibi hareket ettikleri tesbit edilmiştir.

Artık yapılan her araştırma kainatta her canlının çok üstün bir incelikle yaratıldığını göstermekte ve bitkilerle de aynı gerçeği fısıldamaktadır.