Mart 1988 · s. 45 · 2 dakikalık okuma
Bira Ve Kanser
![]()

Alkol ile alakalı olarak şu ana kadar çok şey söylendi ve çok fikir ileriye sürüldü. Alkolün zararı o kadar tartışılmaz hale geldi ki bu hususta herkes bir şeyler söyleyebilir. Burada alkolün zararı üzerinde durmayacağız. Son zamanlarda alkol ile çeşitli organ kanserleri arasında münasebet olduğuna dair yayınlar çıkmaya başladı. Ne enteresandır ki, bira zararsızdır diye çeşitli fikirlerin ileriye sürüldüğü bir dönemde biranın diğer birçok zararını bir yana koyalım, kansere sebep olan içkilerin başında geldiğini ifade eden yayınlar bir hayli arttı. Bjeke barsak kanserleri ile bira arasında alaka olduğunu yayınladı (1). Jensen İrlanda’da bira fabrikası işçilerinde barsak kanserlerinin oldukça fazla olduğunu bildirdi (2). Benzer bir yayın Wynder tarafından Japonya’dan geldi (3). Mc. Michael’in İngiltere, Avustralya, Yeni Zelanda ve ABD de bu durumun söz konusu olduğuna dair yayını dikkatleri iyice üzerine çekti (4). Breslow 24 ülkede bira içilmesiyle barsak kanseri arasındaki yakın münasebeti yayınlaması tehlikenin ciddiyetini iyice gözler önüne serdi. Japonya’da 8006 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada ayda 15 litreden fazla bira içenlerin barsak kanseri açısından en yüksek risk grubunu oluşturduğu bildirilmektedir. Aynı makalede ayda 1.5 litreden fazla şarap veya 1.5 litreden fazla viski içenlerde akciğer kanseri riskinin olduğu ifade edilmektedir (5), Heather ise viskinin akciğer kanseri yapabileceğini ifade ederken bira için de aynı durumun mevzubahis olduğunu bildirmektedir(6).
Keller alkol kullanılmasının gırtlak kanseri yapacağını belirtirken (7), Tunys ise karaciğer ve akciğer kanserlerine dikkati çekmektedir(8). Purtilo ve Gottlieb karaciğer kanserlerinin, uzun süre alkol alanlarda oluşabileceğini göstermişlerdir(9). İsselbacher, alkolün karaciğere yaptığı tahribatla, kimyevi detoksifikasyonun (zararlı maddeleri tesissiz hale getirme) önemli fonksiyonlarını ve biotransformasyonunu değiştirerek, kanser oluşmasını çok yönlü etkilendiğini, alkol tarafından oluşturulan metabolik bozukluğun karaciğer hücre organellerine tesir ettiğini bildirmektedir. (10). Lieber deney hayvanlarına uzun süre alkol vermeyle mikrozomal enzimlerin prokarsinojen maddeleri hızla kanser yapıcı maddelere çevirdiğini göstermiştir(11).

Alkolün distilasyonu sırasında fusel yağları oluşmaktadır. Bu yağlar bazı alkollü içkiler için karakteristik koku ve tat vermektedir. Bu sebeple içkilerde kullanılması kaçınılmaz olmaktadır. Tuyns, tecrübe hayvanlarında bu yağların kanser yapıcı tesir yaptığını göstermiştir(12). Bazı içkilerde de kanser yapıcı tesiri olduğu bilinen benzoprin gibi maddeler bulunmaktadır. Kuzey Fransa’daki yemek borusu kanserlerinin elma brandisi içkisini fazla tüketen kişilerde görülmesi buna bağlanmıştır(12). Alkol bu maddenin yemek borusu cidarına geçişini sağlamaktadır Plantholt ise şarap ve vermutta kanser yapıcı olan aspestos lifleri bulmuştur (13).
Asırlar önce alkolün yasak edilişiyle, kanserin azgörülmesi ve asrımızda kanserin alabildiğine bir süratle artışı ve dikkati çeken önemli bir alkol tüketiminin oluşu, arada da bir bağlantı bulunması bize Yaradıcı’nın emirlerinin ne kadar hikmetli olduğunu göstermektedir.
Dr. Polat Has