Ağustos 1991 · s. 293 · 5 dakikalık okuma
Bir Kazanın Düşündürdükleri

Çevresindeki herkes onu kültürlü, hâdiseler ve neticelerine çok güzel bakış açısı ve yorumlar getiren biri olarak takdirle anardı. Bir toplulukda konuşurken insanların saygı dolu alâkaları ve takdirkâr ifadeleriyle sık sık karşılaşırdı. Ancak böyle bir vasıfa sahip olmanın herşeyi değerince ve gereğince düşünebildiği ma'nâsına gelmediğini geçirdiği kazadan sonra daha iyi anladı. Ayak... Evet ayağını kaybetmiş ve kaybettiği ayağın kıymetini yürüme egzersizleri yaptığı şu günlerde daha çok anlamaya başlamıştı. Nasıl olmuştu da ayağın (kendisi için şu anda en önemlisi), elin, dizin ve vücutdaki diğer mekanik noktaların ihtişamını ve paha biçilemez olduğunu düşünememişti. İşte ayağı yoktu ve bundan sonra sağlam bir şekilde yere basamayacak dengeli yürüyemeyecekti. Koltuk değneğini bırakıp yatağına uzandı, sağlam ayağına baktı. Bu kadar küçük bir alt yüzeye sahip yapı 70 kg. yükü nasıl da dengeli taşıyor. Beyindeki denge mekanizması ile ilgili yönetici merkez, ayak vücudun yükünü 5-10 cm 'lik alanda temas ettiği satıha (yüzeye) çok uygun bir şekilde yayıyor. Ya o taraklı kemik yapısı, bilekdeki hareket kabiliyeti, uçdaki parmaklar, "-Aman Allah'ım böyle bir nimet için sana bugüne kadar şükretmedim affet, daha nice düşüncesizliklerimiz, kadir kıymet bilmezliklerimiz var, bağışla" sözlerini gayri ihtiyari mırıldandı, o anda açılan kapıdan giren arkadaşının sözleriyle dalgınlığından uyandı.
-Ne o, kendi kendine mi konuşuyorsun.?
-Evet, ayağımı düşünüyordum.
-Artık düşünme sana müjdeli bir haberim var, al şu dergiyi de oku.
Derginin sayfalarını karıştırırken arkadaşının müjdelediği sayfaya takıldı. Şöyle yazıyordu:
YENİ BİR AYAK PROTEZİ "Ayak protezi imalatında yeni malzemelerin ve üretim tekniklerinin sunduğu imkânlarla yepyeni bir suni ayak yapılması mümkün oldu. Yeni üretilen protez öncekilerden tamamıyla değişik bir dizayn anlayışıyla projelendirildi. Biyomekanik mühendisi, malzeme mühendisi ve imalat mühendisinden meydana gelen bir teknik heyet geniş bir piyasa araştırması yaptı; ayakkabı üreticileriyle fikir alışverişinde bulundu, doktor, hemşire, hasta bakıcı ve hastalarla, ihtiyaçları konusunda bizzat görüşmelerde bulundu ve yeni bir suni ayak yapımım gerçekleştirdi.
Pazar araştırması neticesinde görüldü ki, mevcut protezler arasında tercih sebebi olarak görülen özellikler hafiflik, ayak ağırlığına yakınlık, büyüklük, kullanışlılık, görünüş, ayakkabı ile uyum, uzunluk ve basma esnasında yerle temasa geçen yüzey durumu gibi şeylerdir. Bu özelliklerde ise esas ölçü gerçek bir ayağın, hatta kişinin kendi ayağının özelliklerinin göz önüne alınmış olmasıdır. Bu durum seri üretimle yapılan protez ayakların hiç kimseyi tam olarak memnun edemeyeceğini göstermekle beraber çok özelliği bünyesinde toplayan protezin daha çok alıcı bulacağını da göstermiş oldu. Gerçekleştirilen dizayn, gerçek ayak görüntüsü verilmiş bir dış kap, ayarlanabilir bir bilek bölgesi, bir taban bölgesi olmak üzere üç ana parçadan meydana gelmiştir. Her parça ayrı ayrı değiştirilebilir şekilde yapılarak ömrü arttırılmaya çalışılmıştır.
Yürüme sırasında ayağa gelen kuvvetlerin durumu ayağın yürüme, atlama gibi çeşitli hareketlerine göre ölçülmüş ve bu kuvvvetlere dayanabilecek taban tasarımı gerçekleştirilmesine çalışılmıştır. Meselâ, adım atılırken meydana gelen kuvvetler ayağın bir adım atılışında yere uyguladığı kuvvete göre ölçülmektedir. Böyle bir ölçüm sonunda ayağın yerden kalkması ve yeniden yere basması bir adım sayılarak, yerden kalkarken, topuğun kalkışından hemen sonra parmaklara gelen kuvvetin vücud ağırlığından fazla olduğu görülmüş, parmakların da yerden kalkmasından sonra ayağın hemen hemen sıfır derecesinde bir kuvvete maruz kaldığı ölçülmüştür. Basma esnasında bu durum tersine işlemekte, yani önce topuk yere temas etmekte, bu sırada büyük bir kuvvet oluşmakta, parmakların da yere teması ile diğer ayak yerden kalkmış olduğundan bütün vücut ağırlığı tek ayaküstünde kalmaktadır, insanın boyu ve ağırlığı tek ayaküstünde kalmaktadır. İnsanın ayakta dengede durabilmesi için bu ayak ölçülerine titizlikle uymak gerekmektedir. Hatta insan ayak nakli yapılsa bile ancak kendi ayakları üzerinde tam dengede durabilmektedir.
Bu özelliklerin hepsini Yaratıcı, insan ayağında gerçekleştirmiştir. Bu dereceye ulaşmak mümkün değildi, ama ihtiyaçların karşılanabilmesi için de bir protez yapılması gerekiyordu. İmalatçılar için ise bunun tercih edilebilir olması gerekliydi.
Bütün bu araştırmalardan sonra ayak tabanı için gerekli eğriliğin tesbitine geçildi. Ancak o zaman düztabanlığın denge sağlamada ne büyük zorluklara sebeb olduğu anlaşılmış oldu. Ayak tabanının kendine has bir kavisi vardır. Düztaban olmayan bir kişi tabanını ıslatıp düzgün bir zemine bastığı zaman, ayaklarının yerde bıraktığı izlerden ayak içlerinin yere temas etmediği, topuk ve parmak tarafları daha kalın olmak üzere yarım tekerlek şeklinde bir bölgenin oluştuğu görülür. Bu şekil başparmak, küçük parmak ve topuktan oluşmuş bir düzlemdir. Ve geometrinin en temel prensiplerinden biri olan "ancak üç noktadan tek bir düzlem geçer" prensibi ile uyumlu olmaktadır. Düztabanlarda ise bu üç nokta prensibi bozulmakta ve tek ayaküstünde denge sağlanması zorlaşmaktadır. Bu halde yapılacak protezde dikkat edilmesi gerekli önemli noktalardan birisi de budur.
Üç nokta prensibine uygun taban yayı tesbit edildikten sonra gelen yüklere göre her noktada tabanın hangi kalınlıkta olacağının tesbitine sıra gelmişti. Bunun için ilk önce kullanılacak malzemenin seçimi gerekiyordu. Hem estetik açıdan uygun olacak, hem gerekli mukavemet özelliklerini sağlayacak, hem ağırlık problemini mümkün olduğu kadar halledecek, hem de çeşitli çevre şartlarına dayanabilecek bir malzeme kullanılması gerekiyordu. Böyle bir malzemenin bulunması projenin esas kısmını meydana getirdi. Sonunda ayak dış yüzeyi için mümkün olduğunca ayak görünüşü verilerek plastikten bir dış kap yapılması kararlaştırıldı. Bununla aynı zamanda çeşitli çevre şartlarına karşı dayanıklılık sağlanmış oluyordu. Gelen yüklerin karşılanması ve ağırlık probleminin halli için, oldukça pahalı olmasına rağmen az bir miktarıyla gerekli mukavemet özelliğini sağlayan, cam lifleri ile güçlendirilmiş sert plastikten yapılma bir taban geliştirildi. Buraya bilek kısmı eklenerek yeni suni ayak hazırlanmış oldu.
Ayak protezinin üretimine hemen geçildi mi artık? Hayır! 200 kişiyi aşkın bir gönüllü hasta grubu üzerinde bir yıldan fazla süren bir deneme devresi geçirildi. Gönüllü grup 14-72 yaş arası, 40 kilo ile 100 kilo ağırlık arasındaki erkek ve kadın hastalardan meydana gelmekte idi. Ayrıca hastalar seçilirken toplum içinde bulundukları durumlara ve yaptıkları işlere de dikkat edilmiş ve ev kadınından sporcuya, işçiden idareciye kadar her kesimden temsilcilerin bulunmasına çalışılmıştı. Bütün bunlardan sonra sonuç ancak "çok güzel” kelimeleriyle ifade edilebilecek şekilde oldu. Hastaların tamamına yakın bir kısmı yeni protezi kullanmayı rekor denilebilecek kadar kısa sürede öğrendiler. Daha önce farklı türde bir suni ayağa sahip olanlar eski ayakla yapamadıkları pek çok şeyi yapabilecek hale geldiler. Şu anda bu protezden bütün Avrupa, Kuzey Amerika, Afrika, Avustralya ve Uzak Doğu'da bol miktarda kullanılmaktadır."
Arkadaşının getirdiği haber ile morali iyice düzelmişti. Her ne kadar sağlam ayağı kadar mükemmel olmasa da şu sıkıcı koltuk değneği veya ayağına takılacak hantal bir protezden kurtulabilecekti. Artık Rabb'inin nimetlerini düşünecek ve insanlara Allah (cc)'a şükretmenin gereğini anlatacaktı.