Temmuz 1989 · s. 26 · 7 dakikalık okuma
Bilgisayar Virüslerinin İstilası

Büyük bir şirketin muhasebe bölümünde altı yedi aydır tanzim edip hazırlamakta olduğunuz hesapları, giriş çıkışları bilgisayarda tekrar kontrol etmek istiyorsunuz. Programı bilgisayara yükleyip hazırlığınızı yapıyorsunuz. Dakikalar ilerlemiş, iyice yorulmuşsunuz. İçinizden bir ses "yeter artık. Herşeyi depo et, hafızaya al da kalk" diyor. Ancak, işinizin çabuk yetişmesi için son bir bölümü
daha kontrol etmek üzere bilgisayara dokunuyorsunuz. Ve tam bu sırada... Evet, tam bu sırada bilgisayardan tiz bir "bip" sesi geliyor. Ekranda, boğulan insan yüzünün aldığı renkler gibi değişen renkler birbiri ardına yanıp sönüyor. Ne oldu diye merak etmeye kalmadan ekran duruluyor ve istihzalı bir yazı, yine alaycı bir müzik eşliğinde ekrana geliyor: "WELCOME TO THE DUNGEON. CONTACT US FOR VACCINATION". Ne yapacağınızı şaşırmış bir halde bilgisayarın tuşlarına hızlı hızlı basıyorsunuz; arada bir monitörünüzü yumrukluyor ve bütün bunların bir yorgunluk hayali olması için Allah'a duâ ediyorsunuz. Ancak, karşınızda ne bir ses ne bir değişiklik var. Ekranda hep aynı yazı: "ZİNDANA HOŞ GELDİNİZ. TEDAVİ İÇİN BİZİ ARAYINIZ"
Ne yapmalısınız? Evet, bilgisayarınızı kapatıyorsunuz; tekrar açtığınızda normal çalışmasına devam ediyor. Ama artık bir şeyi biliyorsunuz; altı aydır bir hummalı gibi çalışıp didinerek hazırladığınız disketleriniz nereden kapmışsa kötü bir virüs kapmış. Artık bu disketleri kullanamazsınız; çünkü, virüsün sizi ne zaman avlayacağını bilmiyorsunuz.
Ya tam müdürünüze hesapları gösterirken aynı şey oluverirse ne yaparsınız? Üstelik bütün disketleriniz aynı hastalığa yakalanmış olabilir. Hatta yeni bir disket alıp programı ona aktarsanız bile görünmeyen virüs yeni diskete de geçecektir.
Evet, bu davetsiz misafir nereden geldi ve kim, hangi amaçla virüsü disketinize aşıladı? Sözü edilen virüs Pakistanlı iki kardeşin, beşyüz dolar civarındaki bir programı iki dolara bulunca, yasal olup olmadığına bakmaksızın hemen kapan uyanık müşteriler için hazırladıkları bir ceza usulü. Ancak, Pakistanlı virüs Amerika'da dokuz ay içinde en amatöründen en profesyoneline kadar tahmini 250.000 bilgisayarı "hasta eden" teröristlerden sadece bir tanesi. Bu arada virüslerin, bazı "masum" kurbanları telef edip diğerlerinde sessiz sakin durmaları halâ sırrını korumakta. Açık olan şey ise içerden bir düşmanın, en ilkelinden askeri savunma sistemlerine kadar her türlü bilgisayarda meydana getirdiği yabana atılmayacak tehditlerin varlığı!
Biyolojik veya elektronik, bir virüs temelde "bilgi düzensizliğidir". Biyolojik virüsler, yaşayan bir hücrenin mekanizmasını ele geçirip bunlarla orijinal virüsün binlerce kopyasını meydana getiren DNA veya RNA parçacıklarıdır. Biyolojik sureti gibi bir bilgisayar virüsü de, içinde kendisinin tıpatıp kopyalarını yapmaya yarayan bir tarifi bulundurur. Tipik bir virüs, ev sahibi bilgisayara misafir olarak geçici bir süre onun disk işletim sistemini ele geçirir. Sonra hasta bilgisayar, hastalığa yakalanmamış bir yazılımla bağlantı kurduğu anda taptaze bir kopya hemen yeni yazılıma geçer. Bu yüzden enfeksiyonun, birbirleriyle program alışverişi veya telefon hatlarıyla haberleşen kullanıcıların bilgisayarlarında da görülmesi işten bile değildir.
Virüsler, telefon görüşmesi kadar hızlı yayılabildiklerine göre yüzlerce mil Ötede bir nesil meydana getirebilirler. Yazımızın başındaki virüs, aynı şirketteki diğer yüz bilgisayarı da etkilemiş. Dahası, Washington Üniversitesi'ndeki onbin disketle beraber yüzbin IBM PC disketine de hastalığı bulaştırmış. "Scores" adında farklı bir virüs ise Boeing ve Arco şirketlerine geçmiş, bundan başka NASA, IRS ve Amerikan Temsilciler Meclisi'nin başına da dert açmış. Neyse ki, milli bankaların çalışması için gerekli olan elektronik fon—transfer sistemine nüfuz edememiş, hiçbir sigorta şirketi kaydı silinmemiş ve hava trafiği kontrolleri de aksamamış.
Fakat, çoğu uzman büyük tehlikenin henüz gelmediğini, bu görünen virüslerin çocuk oyuncağı olduğunu ve asıl felâketin, virüsler hayati bilgisayar sistemlerine girdiği zaman ortaya çıkacağını belirtmekte. Birçok virüsün etkisiz hale getirilmesine rağmen her hafta bunlara yenisi eklenmekte. Bilgisayarların, ses sentezcilerini işleterek "Donit Panic (Paniğe kapılmayın)" diyenler gibi "merhametli" olanların yanında, herkesin korkulu rüyası durumundaki, veri kaybına sebep olan virüsler de mevcut.
Peki, bu hasarın failleri kim? İlk bakışta çok garip ve çeşitli oldukları görülüyor. Bazı virüsler Batı Almanya'dan çıkmış. Bir söylentiye göre de bazısı "Silikon Vadisi"nde canı sıkılan bir programcı tarafından etrafa yayılmış... Bazı gözlemciler, virüs yazılımcılarının ortalama yirmi yaşlarında ve hayatlarının baharını bilgisayar ekranının loş ışığı önünde geçiren kişiler olduklarını söylüyorlar. Bir uzman, ilim veya mühendislik öğrencileri arasında yaygın bir "avarelik sendromunun" süper espri yetenekleriyle birleşmesi sonucu virüslerin ortaya çıktığını söylüyor. Başka birisi ise, bilgisayar çağı çocuklarının ilk ürünlerini aldıklarını söyleyerek "Bunlara toplum sorumluluğu aşılanmamış", diyor. Zaten, bir virüs yazılımcısı da sonucu böyle beklemediğini, "biraz eğleniriz" niyetiyle yazdığını belirtiyor. Bu kişinin yazdığı virüs programı. IBM tarafından işletilen dünya çapındaki bir şebekeye girerek, bilgisayarların elektronik posta listesindeki kişilere yılbaşı tebriği göndermiş. Tebriği alan terminal sayısı 350.000. Bazı virüsler ise hemen etkisini göstermiyor. 1 Nisan gibi özel günleri bekliyor. Neyseki böyle bir günü bekleyip, içinde bulunduğu disketi silecek olan bir virüs önceden imha edilebilmiş.
Tabii bu arada, pireyi deve yapıp işin kaymağını yemeğe çalışan kişiler de var. Bir yanda saati yüz dolardan kullanıcılara felâketi nasıl önleyebileceklerini anlatan bilgisayar uzmanları, diğer yanda da en küçük olayı bile nefes almadan, şatafatlı başlıklarla baskıya yetiştiren basın bulunmakta. Şu sıralarda, virüslere karşı bir "aşı" veya virüs habercisi niteliği taşıyan programlar da mantar gibi bitiyor.
Sistem uzmanları, şirketlerinin makinalarını karantinaya almışlar bile. Makale yazarları, okuyucularına PC'lerini kilitlemelerini ve köklü bir temizlik için bilgisayarlarını bütün veri şebekelerinden ve telefon hatlarından ayırmalarını salık veriyorlar. Ayrıca, virüs hakkında konuşmanın bile virüs üretmek olduğunu vurguluyorlar.
Elektronik virüs fikri son zamanlarda doğmuş olmasına rağmen tasarı olarak ilk defe 1949 yılında ortaya atılmıştı. Tasarı sahibinin, eğer bir program kendini hızlı bir şekilde çoğaltabilirse yazılma affedilmelidir, şeklinde bir fikri vardı. Bu fikri benimseyen AT—T Bell Laboratuvarları'nda çalışan bilim adamları, on yıl sonra "İç Savaş (core war)" olarak bilinen bir oyun tasarladılar. Bu oyunda, iki programcının yazdığı "örgüt" adındaki programlar, birbirlerini mideye indirmek için belirli bir süre yarışıyorlardı. Daha sonra da programlar bellekten siliniyordu. Tabii bu sıralarda bilgisayarlar arası bağlantı yoktu. Bu yüzden, kendi kendilerini çoğaltan virüsler etrafa zarar veremiyordu. Fakat, günümüzde eski programcılar, program sırlarını söylememe kararlarına rağmen, UNIX işletim sisteminin hazırlayıcısı Ken Thompson kararı bozdu; üstüne üstlük bir toplantıda dinleyicilere "Eğer şimdiye kadar böyle birşey yapmadıysanız, mutlaka kendi kendinize denemelisiniz." dedi. Böylece yazılım virüsleri ortaya çıktı. Örneğin "çörek canavarı" adındaki bir program, kullanıcıdan gittikçe artan bir hızda "çörek" (yazmasını) istiyor. Mamafih, bu kadar zararsız olmayan başka bir tanesi bütün programlarınızı silip ekrana koskocaman bir "HA! HA!" yazısı bırakarak kaybolabilmekte.
Hayati işlemleri yerine getiren bilgisayarların salgından pek etkilenmediğini söylemiştik. Bir uzman, bu sistemlerin veri doğruluğu ve kalite kontrolü açısından idare altında olduğu belirtiyor ve bu uygulamanın PC'lere konulmaması sözkonusu olursa, endüstrinin büyük bir tehlikeye gireceğini söylüyor. Dört yıl önce Başkan Reagen, Hükümet sistemlerine karışanlara sert cezalar uygulanacağı konusunda bir kanuna imza atmıştı. 1988 Mayıs'ında toplanan Yazılım Geliştirme Konseyi'nin başkanı ise, virüs yayanların hapsi boylayacaklarını söyledi. Bu arada, yasal korunmayı beklemeden, virüs yazılımcısını bir anti—virüs programı hazırlamaktan sorumlu tutan ve bunu gerçekleştirenler de var.
Biyolojik aşı gibi bir "aşı" programı da koruyucu bir tedbir, davetsiz program tarafından hastalık bulaşmamış diskete yapılacak istilayı önleyici bir uygulamadır. Çoğu aşı programı, virüslerin, genelde kendilerini makinanın kontrol yazılımı içerisinde birkaç sektörden birinde sakladıkları gerçeğinden faydalanmakta. Tipik bir aşı, hırsız alarmına benzeyen bir şekilde bu hafıza sektörlerini kuşatır. Eğer, bir şey bu bölgelerin muhteviyatını değiştirmeye çalışırsa, bu aşı programlarından sistemi durdurup kullanıcıya haber vermeleri beklenmektedir. Ama, etraftaki birçok virüs çeşidi yüzünden çoğunluk aşılar yetersiz kalmakta.
Virüs bir kere işgale başlamışsa, bu saldırgan, yabancı materyali araştırıp herbir "bit"ini silen özel bir programla bazen yok edilebilmekte . Ancak gene de hasta bir bilgisayarı sağlığa kavuşturmak için en basit yol onu kapatmak, hafızasını ve disketlerini temizlemek ve yeni baştan dosyaları düzenlemek. Programlar da orijinal disketten yüklenmeli ve istenmeyen bir davetsiz misafir yüzünden çok iyi muhafaza edilmeli.
Fakat, bunlardan hiçbirisi kazadan belâdan uzak değil. Virüs yazılımcıları, program sonlarını, etraflarına kurulan barikatların çevresinden dolaşacak şekilde yapıyorlar. Tepeden tırnağa bir temizleme bile hastalığa tekrar yakalanmamak için garanti değli, küçük bir dikkatsizlik sizi mahvedebilir. Geçtiğimiz aylarda sinir bozucu bir virüs ortaya çıktı. Güya "nükseden" virüsler hafıza temizlendikten sonra tekrar görünüyorlar. Diğer bazı virüsler, bilgisayarın donanımını etkileyerek diskin süratini artırıyor ve kendi kendisini yiyip bitirmesine sebep oluyor. Asıl tehlikeli olanlar ise "tedbil-i kıyafet" edip enfeksiyonu durduracak yerde onu yayan anti— virüs programları.
Bu işin sonu nereye varacak? Bilgisayar dünyası, tufanın dinmesinden umutlu. Ama salgın yavaşlasa bile, tehdit varlığını koruyacak. Bilgisayar devriminin ilk günlerini oldukça heyecanlı hale getiren "program değişimlerine" elveda denilecek ve bundan sonra asla bilgisayar meraklıları bir disket kabul etmeyecek veya şüpheli ve tedbirli olmadan bir şebekeye bağlanamayacaklar.
Ne diyelim, Allah bizim bilgisayarları, ekranlarını simsiyah kesileceği günden korusun!