Sızıntı Arşivi

Mart 1996 · s. 70 · 2 dakikalık okuma

Balinanın Hizmetindeki Mikro Canlılar

İsmail Deniz · Zooloji

18 metre uzunluğundaki Grönland Balinası (Balaena mysticetus) günde, küçük karideslerden oluşan yaklaşık yarım ton planktonu günlük olarak midesine indirmektedir. Ana

beslenme kaynağını teşkil eden bu minnacık karideslerin balinanın başına gaile açması işten bile değildir. Çünkü biyologlar, karideslerin bünyesinde, çevreye zararlı 43 çeşit toksik madde tesbit etmişlerdir. Bu toksit maddelerin miktarının balinaların karnında onların hayatını tehlikeye sokacak şekilde 100, hatta 1000 katına kadar çıktığı gözlenmiştir. Fakat Yüce Yaratıcı, engin merhametiyle her canlıya has savunma mekanizması ve yardımcılar bahşetmiştir. Bu dev yaratık da bünyesine naftalin, antrasen gibi kanserojen yağ kalıntılarını ve zehir oranı yüksek poliklor bifenilli bileşikleri (PCBs) almasına rağmen hayatta kalabilmektedir. Oregon Devlet Üniversitesi’ nden araştırmacı veteriner Morie Craig, bu hayretengiz olayı incelemeye alır. Craig araştırmasında, balinaların sindirim sisteminde zehirin nasıl zarar vermeyecek hale getirildiğini merak ederek karada yaşayan memeliler üzerinde elde ettiği tecrübeleri değerlendirir.

Nitekim sığırlarda ve atlarda karaciğer harabiyetine sebebiyet veren yakub otunun (kanarya otu) zehiri koyunlara bir zarar vermemektedir. Bu konuyla yakından ilgilenen Craig, geviş getiren hayvanlarda bulunan bir ön midede, (koyunun işkembesinde) bulunan çok sayıdaki bakteri türü arasından dördünün yaban otlarının zehirli alkaloitlerini zararsız hale getirdiğini keşfetmiştir.

Dişsiz balinalar, geviş getiren hayvanlardakine benzer bir sindirim sistemine sahip olduklarından, araştırmacı Craig, balinaların midelerinde de bu çeşit panzehir bakterilerin izini aramaya koyulur. Taze mide öz suyu temin edebilmek gayesiyle geleneksel Grönland balinası avına çıkan ekibe katılır.

Araştırmacılar nihayet bu balinaların ön mide öz suyunda hizmetkar mikroorganizmaların varlığını tesbit etmeyi başarırlar. Ancak bu bakterileri izole edemezler; çünkü bir milimetreküp mide öz suyunda farklı türlerde beş milyar bakteri bulunmaktadır. Araştırmacılar, artık bu panzehir canlıları laboratuarda, balina midesindekine benzer aynı şartlar altında 1 çoğaltmayı ümit etmektedirler.

Bilindiği üzere tek hücrelilerin bir kısmı anaerob, yani oksijen olmadan hayatiyetini sürdüren organizmalardır. Bu özellikleri sebebiyle, bu organizmaların oksijenin bulunmadığı derin kum tabakaları ve kaya altındaki yağ ve tehlikeli maddeleri, zararsız hale getirmede istihdam edilmeleri düşünülmektedir. Canlılar dünyasının en büyükleri olan balinalar ne kadar göz doldursalar da, bakteri gibi çıplak gözle görülmeyen canlılar da en az onlar kadar önemlidirler. Mikrocanlılar ile makrocanlılar arasındaki bu muhteşem işbirliği ve yardımlaşma kainatta hüküm süren rahmet ve inayetin güzel bir göstergesi değil mi?

İsmail Deniz