Sızıntı Arşivi

Ekim 1996 · s. 395 · 3 dakikalık okuma

Balıkçı Balıklar

Ayperi Durmuş · Zooloji

Deniz diplerinde yaşayan yaratıklardan bazılarının en usta bir balıkçı kadar mükemmel alet ve taktikler kullanarak, balık avladıkları bir gerçektir. Diğer balıkları yakalamak için bazı balıklar olta, yem, el fenerleri, hata kimyevi silahlar gibi çeşitli yöntemleri kullanacak silahlarla donatılmıştır.

Mavi derin koyların kumlu dibinde ağzı kapalı tembel tembel yatan yaklaşık bir metre uzunluğundaki Fener balığının (Lophius piscatorius) yakınlarında yüzen daha küçük balıklar onun dinlendiğini zanneder. Küçük balıklar onun başının önünde suda yüzen tombul solucana ilgiyle bakar. Yanından geçen küçük balıklardan biri solucanı yakalamaya yeltenir ve hemen büyük balık tarafından yutuluverir.

Aslında solucana benzeyen bu garip yem, büyük balığın bir çıkıntısı olup, genellikle genişleyen insan yapımı bir balık oltasının bir minyatürü olduğu anlaşılır. Solucan gibi yapı, oltanın ucudur. Kancaya gerek yoktur, zira oltanın gayesi sadece küçük balığı, büyük balığın kocaman ağzına yaklaştırmaktır ve çoğu kez gayesine ulaşır.

Başka bir balık türü olan ışıklı balık (Stomiatidae) kendisine bahşedilen aletlerden birisini kullanır. Çok derin ve karanlık sularda yaşayan bu yaratığın tek isteği diğer balıkları tamamen karanlık bir noktaya çekmektir.

Göğüs yüzgecinin dibinden çıkan uzantının ucunda pırıl pırıl parlayan renkli bir top vardır. Bu top karanlıkların derinliklerinde metrelerce uzaktan görülebilmektedir. Işık, balıkları cezbeder. Hemen ne olduğunu araştırmak üzere yaklaşırlar ve büyük balık tarafından yutulurlar.

Cezbedici aleti olmasa bile bu balığın ağzı balık avlamak için mükemmel bir tuzak olarak kullanılabilecek kadar büyüktür. Ağzını açtığı zaman meraklı, habersiz ufak balıklar doğruca içine girerler.

Bu balık avını yakaladığı zaman kurtuluş yoktur. Hatta kendi boylarından iki misli büyük balıkları yakalayıp yutarlar. Zira dişleri içeri doğru kıvrık olup, çengel görevini görür.

Elektrik balıkları da elektrik akımıyla aylarını kolayca yakalarlar. Bu balıkların yan taraflarında elektrikli bir saha meydana getirebilen elektrik imal eden hücreler vardır. Başka bir balığı elektrikli sahaya gelinceye kadar sakin sakin bekler. Kurban elektrikle çarpılınca, çaresiz bu balığın (Nil nehrindeki yayın balığı) ağına düşer. Bazen de başka bir balığı yakalamış bir balık gördüğü zaman, direkt oraya doğru yüzer. Elektrikli yüzgeciyle, bir defa dokunması sonucunda şok geçiren balık, yeni yakaladığı yemeğini bırakıp gider.

Portekiz askerlerinin şapkasına benzeyen şeklinden dolayı ‘Portekiz Savaşçısı” olarak bilinen sölenterlerden Physalia (bir tür deniz anası) mükemmel avlanma tekniğine sahiptir. Physalia, Nomeus gronovi adlı küçük bir balığın işbirliği ile kendisine bahşedilen patlayan kapsüllerden oluşan kimyevi silahını kullanır.

Görünüşe göre Nomeus gayesizce Physalia (deniz anası)’nın kolları arasında veya yakınlarında gezinmektedir. Cezbedici ve savunmasız küçük balığı gören daha büyük bir balık, onu yakalamak için üzerine atılır.

Nomeus, beklenmeyen bir çeviklikle ve hızla uzaklaşır ve savaşçının vücuduna asılı duran, deniz yosunlarını andıran kavrama uzuvlarına (kollarına) doğru yüzer. Büyük balık, Nomeus’un peşine takılır. Bir saniye içinde felce uğrar ve Physalia’nın ağzının içine düşer.

Savaşçının kavrama kollarında ufak, sivri kapsül (yakıcı kapsüller) bulunur. Herhangi bir yaratık bu kapsüllerden biriyle temas ettiği an bu kapsüllerin içindeki (saç telleri) iğnecikler dışarı fırlar ve uçları kurbanın vücuduna batar. Bu kapsüllerden kurbanı felce uğratacak güce sahip bir asit akar. Bu o kadar etkilidir ki insanlarda herhangi bir derin yara veya bir sarsıntının oluşturduğu şokun aynısını verebilir.

En ufak bir temasta kurbanına batan bu öldürücü kapsüllerin Nomeus’a dokunmamalarının sebebi nedir? Aslında Nomeus da, Physalia’nın dokunması sonucunda zarar görebilir ve bunun neticesinde başka herhangi bir balık gibi çabuk ölebilir. Ancak ona bu öldürücü silahlardan kaçabilecek kadar çeviklik verilmiştir. Böylece avı tuzağa düşürmek için yardım ettikten sonra Physalia’ nın yakaladığı balığın artıkları kendisine kalmaktadır. Yüce Yaratıcı’nın farklı canlılara verdiği kabiliyetler neticesinde, ortaklaşma ve paylaşma ile tabiatta mükemmel denge devam edip gitmekte. Birbirlerinin eli ve ayağı olmaktadırlar.