Nisan 1989 · s. 10 · 2 dakikalık okuma
Baıboş

Muammer Gökçin
"Bıçak soksan gölgeme,
Sıcacık kanım damlar,
Gir de bir bak ülkeme,
Başsız başsız adamlar..."
(N.F.K.)
Bahtsız ülkem! Döndüm, dolaştım yine karabahtına sığındım. Dertlerimi sineme çektim, dertlerinle yandım, tutuşdum. Derler ki, dertler birikir zincir olur. Zincirler hürriyete giden yolda zecr olur. Sonunda, yaralar kanar, kangren olur. Kesik damarlardan kan fışkırır başsız gövdelere, akar başıboş!
Bulutlar dizilir salkım salkım, yıldırımlar çakar, yağmurlar yağar, sular akar vadi vadi nehir olur. Gâyesiz hayat insana zehir olur. Gün olur, akmaz olur. Ünsiyet kaplar, gaflet çöker. Farkında bile olmaz insan, günler gelir geçer, başıboş!
Gül açar, zambak açar, bir gariptir insan, kendinden geçer. Gölgelere sığınır, zulmet içer, korku salar. "Viranelerin bekçisi baykuşlar" gelip konmuşsa bahçene, avcı alnından vurmuştur senin. Bülbülün çırpınışları neye yarar? O da uçar gider başıboş!
"Duman dolu âsüman. Türk evi delik deşik, yıkık dökük hânüman." Şimdi kreşler, yetimevleri, huzurevleri şen(!). Anne işde, baba düşde, bir iş var bu gidişde?.. Evler parsellenmiş, komşular ölmüş, odalar soğuk, mutfak yok, aile paramparça, çocuklar başıboş!
"Cemiyet, ah cemiyet, yok edilen ruhiyle; Ve cemiyet, cemiyet, yokeden güruhiyle..." Kaldırımları döşeyen, caddelerden dökülen, sokaklardan akan kalabalıklar... "Öz yurdunda garip", öz yurduna yâd eller sahip. "Evet, kafam çatlıyor, güya ulvi hastalık; bendedir, duymadığı dertlerle kalabalık" Bilmem ki... "Kaç mevsim bekleyim daha kapında, ayağımda zincir, boynumda kement?" Yıllar kalbimde kördüğüm oldu, zaman akıp geçer, başıboş!
"Aziz ekmek, ortaya attıkları! Fikirde, teneke artıkları. Ve evlerde baş köşe batının pırtıkları. Görünmezi görmeye erme mantıkları. Ya şu sözde mü'minler, şiltenin kıtıkları?" Duyan olmaz, feryad eden ulu canlar, başıboş!
Hazan vurmuş yapraklar gibi nefsini aşamıyanlar dökülür birer birer. Emanet! Mukaddes emânet; sabır ister, samimiyet ister, fedâkârlık ister, basiret ister.
Eller geri çevrilir teker teker. Hazine çarçur edilir, vakıflar yağmalanır, servetler çürümeye terkedilir, paralar saçılır, başıboş!
Bugün, tarih ağlar, tâlih küskün. Sen mahzun! Millî kültürün mahzun! Millî terbiyen ve millî maarifin mahzun!... Ve ülken mahzun! Dininde haciz ve sen her sahada âciz. Büyük kafalarda küçük gözler, büyük dillerde küçük sözler... Ayaklar yalın, boyunlar bükük, millet "Sefiller"i oynar, başıboş!
Kudsi kitaplar tozlu raflarda. Bir gevşeklik var hem imamda, hem saflarda. Bir tembellik, bir isteksizlik, bir gaflet var bu taraflarda, ilim ve ihlâs kalmayınca lâflarda, gevezelik at oynatır meydanlarda. Sahibini ve muhatabını bulamıyan inci gibi sözler hebâ olur gider, başıboş!
Dil yanar, bozulan lisana. Lisan figanını duyurmak İster insan olan insana. Dil tutulur dönmez olur, lisan suya düşer. Yüreğimin ateşi sönmez olur, yanar başıboş!
"Yirmi dokuz harflik sözde aydınlar,
Yafta yazar, isim takar, başıboş.
Allah'ım, sen acı bu saf millete!
Akşam yatar, sabah kalkar, başıboş... "