Sızıntı Arşivi

Mayıs 1987 · s. 29 · 2 dakikalık okuma

Bahçevan

Taha Tahsin · Edebiyat

may87-33.jpg

Yıllardır bir Bahçevan tanırım... Derdi gücü, durgun göllerde nilüfer, akan sularda nebat; dağlarda, kırlarda rengarenk çiçekler, güller, sümbüller yetiştirmektir.

Tomurcukları büyüyüp, gül olma çağa geldi mi, Bahçevanın yüzünü bir sevinç kaplar. Hastasını nekahattan kurtarıp, seyrini selim sulara kavuşturan bir tabib misali; çehresinde memnun ve mes'ud bir ifade okunur. Kendisi de bir rahatlık, bir huzur duymağa başlar.

Bahçesini renk renk güllerle, çiçeklerle; menekşe, yasemen, gelincik, karanfil, şebboy, ıtır, amber, iğde, akasya.. ve benzerleriyle bezemek en büyük zevkidir. Güllerini, çiçeklerini ayrı ayrı, ihtimamla, şefkatle okşar. Onları sevgi ile büyütür, besler. Çiçekler ve kuşlar onun sevgilileridir.

Bahçevanımın bahçesinde ayrık otları, devedikenleri de vardır. O bunlara bile merhamet eder. Onları terbiye etmeğe, islah etmeğe çabalar. Yoksa onların üstüne kezzap dökeyim, köklerini kurutayım demez.

Engin ve rengin bir şefkati vardır Bahçevanımın. Çeşniye doymaz. ister ki, bahçesinde her türden güller, çiçekler, meyveler, kokular, kuşlar bulunsun.. İster ki yeryüzü çiçeklerini gökyüzüne sunsun.

Kendine has kokusu vardır Bahçevanımın. insanı teneffüs ettiren havası vardır. Huzur ve sükûn neşreden bir manyetik alanı, bir hâlesi vardır. Bütün çiçeklerden, güllerden zengin ve apayrı, daha güzel kokar. Bahçevan... Rüzgarın esişinden, onun semtinden geliyorsa, kokusunu alırsınız.

Yaz demez, kıs demez; bahar demez, güz demez, yılmadan, yorulmadan, usanmadan çalışır Bahçevanım... Kurak mevsimlerde, susuz iklimlerde; gül kokan teriyle, cennet ırmaklarından tatlı gözyaşlarıyla sular fidanlarını, güllerini, çiçeklerini.

Akşamın alaca karanlığında, gün batarken, geceleyin mehtapta, seher vakti insanların gaflette olduğu demlerde, şafak sökerken,gün doğarken, kuşluk vakti, öğle sıcağında, ikindilerde Bahçevanım hep işinin basındadır, "Güllerim...! der, başka şey demez. Binbir emek ve zahmetle tarlalarını tanzim eder, tımar eder, budar, bakımlarını yapar. Çevrelerini düzenler.

Bazen güllerin dikenleri Bahçevanın ellerini, parmaklarını kanatır. Ağlatır onu. Fakat o ıstırabını açığa vurmaz. "Ah!" etmez. Gözyaşlarını içine akıtır. Yahut sessizce ağlarken dökülen gözyaşları, üstüne döküldüğü yaprakları, çiçeklere, güllere şebnem olur.

Bizim Bahçevanımız adeta çam kaplar içinde turfanda meyva yetiştirir. Seracılık yapar. Hususi iklimler, mevsimler oluşturur biteviye dualarla... Ve zaman içinde zaman, muhal içinde imkân yaratan Allah, onun dualarını da reddetmez.

Bahçesini çeşit çeşit, cins cins öten kuşlarla donatır. Onlara ötüş talimleri uçuş talimleri yaptırır. Kanaryalar, bülbüller, sakalar, ispinozlar, kırlangıçlar, serçeler, muhabbet kuşları bu gülistanın nağmelerini inşad ederler.

Bahçevan "Gülderen"dir. Bu nadide bahçenin bülbülü de kendidir, ra'na gülü de...

Taha Tahsin