Sızıntı Arşivi

Kasım 1995 · s. 463 · 3 dakikalık okuma

Aynı Anda İki işi Yapmak

Yusuf Bayram · Psikoloji

İnsanlar, aynı anda iki veya daha fazla iş yapabilirler. Meselâ, gazete okurken kah­valtı eder, araba kullanırken telefonuyla arkadaşlarını arar veya yürürken saate ba­kabilirler. Eğer yapılan bu işlerden birisi, çok fazla zihnî gayret sarfetmeyi gerektiri­yorsa, insanların zorlandıkları görülmektedir. Biriyle karşılıklı konuşurken bir hesap yap­mak gibi. Ancak rutinleşmiş, yani alışkanlık­lar yardımıyla meleke haline gelmiş birtakım işler söz konusu olduğu zaman, iki işi eşza­manlı olarak yapmak mümkündür. Bununla birlikte, yapılan son araştırmalar, insanların paralel işlemler yapma kapasitesinin zanne­dildiği kadar büyük olmadığını göstermiştir. Belli zihnî işlemler, bir “darboğaz” şeklinde olduğu için çok fazla idrak etme gayreti ge­rektirmekte, bu da, diğer işlemlerin aynı an­da yapılmasına mâni olmaktadır. Zihinde pa­ralel olarak yapıldığı farzedilen işlemlerin ise, tıpkı paralel işlem gücüne sahip bilgisayarlar­da olduğu gibi, ardı ardına, ama her defada ancak bir işlemin yapılmasıyla gerçekleştiği söylenmektedir.

Beyindeki sinir hücreleri olan nöronların, paralel bir şekilde çalıştıkları bilinmekte­dir. Fakat fikrî ve zihnî süreçlerde nöral faali­yetlerin her zaman paralellik arz ettiği söylenemez. (Benzer şekilde, bir bilgisayar­da, bir anda, binlerce transistor aktif haldey­ken, o anda ancak bir hesaplama işlemi ya­pılabilir).

Paralel işlemler yapma kabiliyeti hak­kında yapılan araştırmaların pratik bir değeri olduğu açıktır. Meselâ havacılıkta, pilotların çok farklı uyarılara, ani ve doğru bir şekilde cevap vermesi gerekmektedir. Ayrıca bu konudaki çalışmalar, beyindeki faaliyetleri ve zihnî süreçleri daha iyi anlamamızı temin edebilir.

Psikoloji sahasında yapılan tecrübeler göstermiştir ki insanlar, düşünmeden yaptık­ları motor hareketlere paralel olarak başka işleri de karıştırmadan yapabilmektedirler (Soruları cevaplarken parmaklarla masaya vurmak gibi). Ancak birbiriyle uyumu bulun­mayan tepkiler söz konusu olduğu zaman iş­ler karışmaktadır (Sağ elle dört kez, sol elle ise üç kez vurarak bir ritm tutturmak gibi). Araştırmacılara göre bunun sebebi, zamanla­ma ve ritme ait beyinde sadece bir birimin bulunmasıdır.

Bir uyarıcıya karşı tepkide bulunduktan sonra, başka bir uyancıya cevap vermek pek zor değildir. Alçak bir ses işitildiğinde soldaki düğmeye, yüksek bir ses duyulduğunda ise sağdakine basmak ve bu­nu belli aralıklarla tekrarlamak gibi. Bu arada baş­ka bir sinyalin daha kul­lanılması ise tepki süresini uzatmaktadır. Sesten son­ra karşıdaki ekranda beli­ren harfi, önündeki alfabe kartında bulup işaretlemek gibi. Bu farklı iki iş, yani sese ve görüntüye karşı tepkide bulunmak, belirli bir zaman aralığında birbi­rini takip ettikçe mesele yoktur, ancak birinci uyarım ile ikinci uyarım ara­sındaki süre kısaldıkça tep­ki verme süresinin arttığı tesbit edilmiştir. Bu süre sıfırlandığında ise, cevapla­rın çoğu zaman hatalı ol­duğu görülmüştür.

Peki, aynı anda iki farklı sinyale iki fark­lı cevap verememenin sebebi nedir? Yine psikologların yaptıkları araştırmalara göre, insanların bu tür işleri yapmasına mani olan “zihnî bir darboğaz” mevcuttur. En basit ikazlar için bile, onu idrak etmek, zihinde bir cevap arayıp bulmak ve bir tepki göstermek gibi üç farklı safha bulunmaktadır. İşte zihnî darboğazlar, birbirini takip eden bu safhaların, bir anda, ancak bir serisini kabul edecek şekildedir. Bunu şöyle bir benzetmeyle açık­layabiliriz: Bir süpermarkette alış veriş yap­tıktan sonra parayı ödemek için sıraya girdiniz diyelim. Kasiyer, sizin önünüzdekilerin hesabını yapmadan size sıra gelmeyecektir. Yani kasiyerin herkesle tek tek ilgilenmesi gereklidir. Zihindeki darboğaz yüzünden de ikazların tek tek değerlendirilmesi mecburi­dir. Bu darboğazın, sinyalleri idrak edip ce­vap verme safhalanndan çok, ikinci safha olan “ikazları değerlendirme” merhalesinde ortaya çıkan bir özellik olduğu düşünülmekte­dir. Zira ikazların değerlendirilmesi, idrak ve tepkiden daha çok gayret gerektirmekte, ha­fıza, seçicilik ve irade gibi unsurlar, aktif ola­rak rol oynamaktadır. Bu yüzden, aynı anda farklı ikazları idrakle, bun­lara ardı ardına cevap üretme istidadımız fena sa­yılmaz, ancak onları ça­buk ve doğru değerlendir­me melekemizi istesek de çok fazla geliştiremeyiz.

Tarihte, aynı anda birkaç işi yapan müstes­na insanlardan bahsedilir: İki telefonla konuşan dev­let adamları gibi. Simülta­ne (eşzamanlı) tercüme yapan konferans tercümanları da, aslında fıtrî is­tidatlarını geliştirmiş bu tür müstesna insanlardan­dır. Alışkanlıklar yoluyla bazı melekeler edinerek farklı işleri eşzamanlı yapmak mümkündür, on parmak daktilo yazan tecrübeli insanların ay­nı anda arkadaşlarıyla sohbet ettiklerini görmüşsünüzdür. Ancak, bu istidadın bir sınırı vardır. Bu sınır, dünyada yaşayan biz insanla­ra acziyetimizi hissettirmekte ve ilim, irade, sanat, hikmet dolu sayısız işleri beraber, bir­biri içinde, hatasız, karıştırmayarak, unutma­yarak, sasıtmayarak, mükemmel ve munta­zam bir şekilde, aynı anda yapmanın mutlak mânâda Allah'a ait olduğunu hatırlatmaktadır.

KAYNAK

-Pashler, H.; “Doing Two Things at the Same Time”, Ame­rican Scientist, vol 81, Jan-Feb- 1993. ss. 48-55