Aralık 1985 · s. 13 · 3 dakikalık okuma
Armageddon

Nebülozlar, yıldızlar, sistemler belli bir nizam altında hareket ediyorsa.. Atomlar, mevlevî raksını bir kanun dairesinde oynuyorsa.. Toprak, tohumlarını bahara manalı şekilde saklıyorsa.. Dağ, taş madenlerini faydalı olabilmek, kullanılmak için ortaya koyuyorsa.. İnsan; başıboş mudur? Göz kapaklarını açmakla başlayan bu hayat çizgisinde o, mücadelesini yapacaktır. Her şuur sahibinin yapması icab eden bir şekilde kendisini bulacak Armageddo'na katılacaktır. "Armageddon, dünyanın sonunda vukubulacağına inanılan kötülük ve fenalıkla yapılan kıyamet savaşı. Topyekün insanlığın kendini bulacağı son savaş". Her insanın ölümü kendi kıyameti, kendi dünyasının sonu değil midir? Bu savaş başıboş olmayan insanın kendi son savaşıdır. Söz Sultanının, bir sefer dönüşü; "Küçük Savaştan, büyük savaşa dönüyoruz" dediği, nefis mücadelesidir. Kendini bilen, bilmesi lüzum olanı bilir. Kendini bulan, bulması icab edeni bulur. Aksi ne hazin bir abesiyyet ve fıtrata zıtlık, nankörlüktür.
Armageddon, iyilik ile kötülüğün,güzel ile çirkinin arasında müsbet lehine karar verebilme, isabet ettirme yoludur. Son bir kere daha dönmemek üzere tövbe, silkinme ve arınma mücadelesidir.
Cemiyette her ferd, Armageddonu anlama ruhuna ermeli ve hamlesini yapabilme fonksiyonunu kazanmalı. Düşman büyüktür, küçümsenemez. Zaferlerin şanlı oluşu da, düşmanın büyüklüğündendir. Her an önümüze dikilen buzdağları misali enaniyet, Ağrı Dağını aşan riya, yalan ve okyanus dalgalarınca günah bu savaşta düşmanımızdır. Ancak, bu savaşa niyet edenler, yalnız değildirler. İnayet eli üzerlerindedir ve biraraya gelince meydana getirdikleri kuvvet, moralite "galip veya mağlup olma tartısı" neticesinde herkesin yüzünü güldürecektir.
İlk insandan günümüze Armageddon savaşına niyet edenler, iman getirenler ve tövbe edenler neticede zafer madalyasını göğüslerinde hissetmişlerdir. Romalı Senatör Katoni, hergün mecliste: "Kartaca yıkılacaktır" demiştir. Yıkılmaz denilen güçlü Kartaca birgün yıkılmıştır, Romalılara mağlup düşmüştür. Niyet eden, sabreden Katoni olduğu için.. "Armageddon son savaştır ve fenalık yenilecektir." Niyet bu olmalıdır.
Bir Mesih soluğu ve edasının kıyamı ümitsizliğin, kör bakışın ve gidişin önüne sed çekecek ve savaşçıların saflarını sabit-leştirecektir. Ancak ben veya sen, kendimizi bilirsek.
Akıp giden zaman kısadır: Bir gün, bir an veya bir nefes, kainat büyük gözden öte, hesapları akıldan öte ve zaman ömürden ötedir ama, vakit yakındır. Güneş doğruca üzerine, önüne ya kapı açılır, ya da mezar. İşte insan, Rahmana karşı niyet eder. Nimetler adım adım gelir. Şu küçük insan adım atar, rahmet seline gark olur. Zayıf, fakir, ömrü kısa, eli kısa şu küçük insan; büyük Armageddon savaşında istinat noktasını tam belleyip, tam iman getirecektir. Ümit kıvılcımları, ışık hızıyla yayılıp, güneş aydınlığı ile sisleri dağıtacaktır. Her ateşi, bir kıvılcım yakmaz mı?
Hem Armageddon; yolu yol olmayan, patikalarda şaşırmış insanın alternatifi olmayan hayat tarzını seçmesi ve bu geniş istikametti caddeyi adımlamaya başlaması "Silm" e dahil olmasıdır. Nasıl olur? Güneşten bahsetmeyin gecelerdekilere, bir ışık tutun karanlık yollarına. Laf edenler çok oldu. Nicelerini dinlerken binlercesi yoruldu, ümidi kesildi, yolunu kaybetti. Hayatı yaşayın, yaşanması lazım olanı. Yol gösterin, ışık verin, güneşten bahsetmekle zaman kaybetmeyin, geceleri sabaha yetiştirin geç olmadan, karanlıktakileri.. Çöllerde yorgun, susuzluktan dudağı çatlamış yolcuya, dağlar ötesi ırmaklardan bahsetmek seraptan gayri nedir? Asanızı değdirin toprağa, rahmet pınarları aksın.
Her toprak bir kaynaktır, saklar bağrında bilinen veya sizce bilinmeyen hazinelerini.
Her çark dönmeli, fabrikadan semere alınması için. Her adım atılmalı, yolların aşılması için. Her soluk ses vermeli, senfoninin kıyamete dek sürmesi için. Her nöbetçi yerinde ve uyanık; yolları gözler ve kulak verir, yol vermez efsunbaz düşmanına. Ve Cephemiz tamam; yerde ümid, gökte tebessüm.. Böylece bekle ve zafer marşını söyle; Armageddon savaşının..
Fikri Cendel