Sızıntı Arşivi

Eylül 1990 · s. 355 · 4 dakikalık okuma

Ağaçların Kullanımında Yeni Ufuklar

Ahmet Çakır · Tabiat

Nebatat âleminde en önemli bölümünü teşkil eden ağaçların dünyada senede kullanımı on iki milyar tona ulaşmıştır. Bu miktar fosilleşmiş kaynaklardan elde edilenin iki katından daha fazladır. Ne yazık ki, miktarla ters orantılı olarak bu büyük ve önemli kaynaktan, kendisine verilen özellikler bakımından çok sınırlı olarak faydalanılmaktadır. Yakacak ve kâğıt denildiğinde ağaçlar, he­men akla gelmekte, ama kimyevî hammadde olarak daha başka özelliklerle de teçhiz edildiği pek düşünül­memektedir. Araştırmalarda artık Allah'ın bu nimetinden tamamen istifade edebilmeye doğru yoğunluk kazanmıştır. Bugüne kadar ortaya konulan araş­tırma sonuçlarına göre in­sanoğlunun petrol ve ben­zeri kaynaklardan bugün elde etmekte olduğu kimyevi ihtiyaçları gelecekte tamamen ağaçlardan elde edilebilecektir. Şu anda petrole dayalı dokumacılık, plastik, ilâç, ve boya sanayiilerinin hemen bütün hammaddesi ağaçlar olacaktır.

Zaten günümüzde lastik, suni ipek, bir kısım plastik ve ipler ağaç vasıtasıyla üretilebilmektedir. Kimyacılar ağaçların kâğıt yapımında ve yakacak olarak tüketilmesinin büyük bir hata olduğunu öne sürmektedir. Bu potansiyelin kimyevi madde yapımında ağırlıklı olarak kullanılması ve çabuk yetişen türde ağaçların dikiminin hızlandırılması uzmanlarca tavsiye edilmektedir. Ağaçtan istifade etmek gayesiyle yola çıkan uzmanlar ağacın yapısını incelemekle işe başlamışlar ve bu yapının yarıya yakınının selüloz olduğunu görmüşlerdir. İşlenmek suretiyle ağaçtan elde edilebilen bu selülozun kalitesini yükseltmek için yeni bir metod geliştirilmiştir. Söz konusu selüloz iplik, elyaf ve saydam tabakaların yapımı için idealdir. Diğer taraftan, kimyacılar esas yapısı itibarıyla suda çözülemeyen selüloz hidroksil gurubu glukoz zincirlerini karboxilat veya eter'e çevirmek suretiyle suda çözünür hâle getirmeye de muvaffak oldular. Bu iyonik moleküller sıvı boyalarda, aperatif tatlılarda birçok kullanımı da beraberinde getirmiştir. Diğer bir çalışmada ise suda çözünebilen ancak su kaybına müsaade etmeyen bir selüloz çeşidinin kullanılabilmesi mümkün kılınmıştır. Çamaşır sodaları ve %1 oranında katılan deterjanlar şimdilik önemli kullanım alanları içerisinde sayılabilir.

AĞACIN DİĞER BİR YAPITAŞI: LİGNİN

Selülozdan sonra ağacın diğer temel yapıtaşı lignindir. Ligninin günümüzdeki kullanış sahası yalnızca kâğıt ve yumuşatıcı sanayidir ve bu sebeple her yıl 30 milyon tona yakını israf edilmektedir. Bu maddenin ağaç ve bitkilerdeki asıl vazifesi ise hastalık yapıcı organizmalara karşı canlıyı korumaktır. Yapı olarak lignin muhtevasında benzer zinciri bulunduğundan ileride petrol esasına dayalı organik bileşiklerin kaynağı olmaya da müsaittir. Ancak, hareketsiz oluşu onun için bir dezavantaj olmaktadır; bu sebeple zincir yapısının değiştirilmesine çalışılmaktadır. Bu yapı üzerinde sürdürülen çalışmalardan en ümit verici olanı Queen Marry College görevlilerinden Jim Utley'in elektrokimyasal oksitlenme ile elde ettiği bileşiklerdir. Utley, molekül ağırlığı az olan; deterjan, yapışkan ve metal ayrıştırma sanayilerinde kullanılabilecek çeşitli bileşiklerin en kısa sürede elde edilebileceğini iddia etmektedir. Yine yapılan çalışmalar ışığında kâğıt, elyaf, plâstik, boya sanayilerinin temel maddeleri olan toluene, benzen ve etilbenzen ağaçlarda bulunan Lignin sayesinde üretilebilecektir.

Burada dikkati çeken önemli bir husus, Lignin'in böylesine çok vazifeyi bir arada yürütebilmesidir. Bu maddenin sahip olduğu birçok özellik, bunun gibi binlerce maddeyi insanoğlunun keşfine sunan Yüce Yaratıcı'ya şükrü ve tefekkürü düşünen dimağlar için büyük bir vazife haline getirmektedir.

AĞACIN TATLI TARAFI: Ağacın diğer elemanı da hemi-selülozdur; bu madde en az Lignin kadar bereketlidir. Yapısı incelendiğinde hemiselüloz zincirlerinin kollara ayrılmış, molekül ağırlığı az olan bir madde olduğu görülür. Molekül ağırlığının az olması sebebiyle elyaf ve iplik yapımlarında kullanılmazlar. Ancak, her yaratılmışa farklı özellikler bahsedildiği gibi hemiselüloz 'a da şekerin hammaddesi olan “xylose”un yapıtaşı olma hususiyeti verilmiştir. Xylose'sa hidrolize edilerek, yada hydrogenating’ metodlanyla xylitol'a çevrilebilir. Bu madde ise en az şeker kadar tatlıdır. Sakaroz'un aksine diş çürümesine sebebiyet de vermemektedir. Bu özelliğini değerlendiren firmalar xylito'lu pastil, çiklet ve nane-şekeri gibi maddelerde tatlandırıcı olarak kullanmaktadır. Ayrıca selülozu de bileşenlerinden şeker ve glükoza ayrıştırmak, yavaş da olsa, mümkündür. ICI(International Chemical Institue) glükozun, hücrenin protein yapısı için ideal bir beslenme deposu olabileceğini düşünmektedir. Bu konu üzerinde çalışmalar yapan (SERİ) Güneş Enerjisi Araştırma Enstitüsü'nden ilim adamları bakteri tarafından üretilen yeni bir selüloz keşfettiklerini de ilân ettiler.

Ortaya konan çalışma sonuçlan petrol kaynaklarının tükendiği yerde onun vazifesini ağacın üstlenebileceği yönündedir. Gelecekte tabii kauçuk yanında sentetik kauçuk hammaddesi olarak ağacı görmek şaşırtıcı olmayacaktır. Bu açıdan ağacın ileride daha değerli olacağı bir gerçektir, insanlığa bahşedilen bu nimetin yerinde kullanılması kadar, yok edilmemesi de büyük önem arzetmektedir. Hatta yenilerinin yetiştirilmesi için Yüce Rehberimiz'in 1400 sene Önceden tavsiyesi olan “Kıyamet kopuyor olsa dahi, elinizdeki fidanı dikiniz” düsturu üzerimize düşen diğer bir vazifenin kaynağı olmalıdır.

Fosil yakıtların verimli kullanılamaması sonucu ortaya çıkan asit yağmuru tehlikesi ağacın yakıt olarak kullanılması durumunda söz konusu değildir. Çünkü ağacın yapısında havayı kirleten sülfür dioksit maddesi petrole nazaran çok azdır. En basit canlıların küçük ihtiyaçlarının bile ihmal edilmediği kâinatta kendisine en üstün varlık payesi verilen insanoğlunun bir gün yüzüstü bırakılacağı düşünülebilir mi? Nesli tükenen bir kaynağın yerine bir başkasının ikâmesi göstermektedir ki, insan başıboş değildir ve kendisine verilen bu değer ve nice nimetlerin karşılığında vazifesi yalnızca Yaratıcı'sını tanımak ve O'na teslim olmaktır.