Sızıntı Arşivi

Ocak 1980 · s. 13 · 4 dakikalık okuma

Zaman Ve Canlılar

Polat Has · Dr. · Ekoloji

Mühim bir teknik alet olan saat sadece insana has değildir.

Bitkiler ve hayvanların günleri ölçmelerine yarayacak ve onlara birer biyolojik saat vazifesi görecek şekilde programlanmış bir çeşit sistemleri, ışık dönemine göre ayarlanmış osilatörleri (x) vardır,

Kahverengimsi “alg” türleri üreme hücrelerini yılın sadece belirli zaman ve saatlerinde oluştururlar. Bu umumiyetle yaz sonunda yeni ayda cezir hadisesinin görüldüğü zamana rastlar. Kıyı sakinlerinin “Niptid” dedikleri ve bu ilk ve son ay sırasındaki med-cezir (gel-git) hadiseleriyle alçalan su, “alg”lerin uygun şartlar altında çoğalmalarını garantilemektedir. Kahverengimsi “alg’ler bu zaman ayarlamasını yaparlarken bir güneş takvimi, bir ay takvimi ve de oldukça kati günlük zaman ayarlamasını bile yapabilen bir saat kullanırcasına hareketlerini tayin ederler...

Bahçe öteğeni kuşu yuvasından alınıp kendi kendine bakabilecek duruma gelene kadar yetiştirildikten sonra, harici hayat şartları hazırlanmış bir tecrübe laboratuarına getirildiğinde şöyle bir tablo ile karşılaşılmıştır. Yavru kuşlar serbestçe uçuşan hemcinsleri ile aynı zamanlarda tüy dökmeye başlamışlardır. Tüy dökümünün ortalarına veya sonlarına yaklaşırken, yağları depolamak suretiyle ağırlıklarını iki kat arttırarak en kısa zamanda kış yuvalarına çekilmek üzere hazırlıklarını tamamlamışlardır. Hemcinslerinin kuluçkaya yattıkları yerleri terk ederek gece Uçuşlarına geçtikleri devrelere isabet eden zamanlarda, tecrübe için bulundurulan kuşların da geceleri huzursuz oldukları, kafeslerinde oraya buraya uçuşup durdukları ve keskin seslerle cıvıldaştıkları görülmüştür. Kuşlar üzerinde çalışan zoologlara göre bu davranışları onların göç hazırlıklarına başlamak üzere sabırsızlandıklarının bir belirtisi olarak kabul edilmektedir.

Kışın serbest olan hemcinsleri Afrika’daki kış yuvalarına vardıklarında kafesteki kuşların da göç öncesi huzursuzluklarının sona ermiş olduğu ve yine onlar gibi tüylenmeye başladıkları dikkati çekmiştir. İlkbaharda bahçe öteğenleri Avrupa ve Asya’da kuluçkaya yatacakları bölgelerdeki yuvalarına geri döndüklerinde, tecrübe hayvanlarının da yağlanmaya ve göç- ten önce duydukları huzursuzlukları tekrar yaşamaya başladıkları görülmüştür.

Netice olarak diyebiliriz ki, hayvanların hareketleri takvim gibidir. Göçebe kuşlarla memeli havanlarda sadece kış uykusu, tüy dökümü, göç hazırlıkları ve ağırlıklarında kaydedilen değişiklik takvime uygun olabilmektedir.

Sölenterelerde büyüme ve gelişme devresi, yumuşakçalarda üreme ve deri soyulması, sürüngenlerde deri değişimi ile zindelik kazanışları, memeli hayvanlarda çiftleşme devreleri, boynuz değişimleri, besi maddeleri ve su tüketişleri ile süt üretişleri ve muhtemelen bitkilerde büyüme ve gelişme devreleri de bu gibi düzenle kontrol altına alınabilmektedir. Kuşlardan birinde kuluçkaya geç yatış veya tüy dökümü sırasında kötü beslenişi sonucu tüy değişiminde gecikme, görülse bile, bir sonraki yıl içerisinde gizli takvim ayarlamasının ileri gidişi ve senkronize edilişi sayesinde yine normal zamanda tüy dökümünü oluşturmaktadır.

Acaba bu hayvanlar zaman ayarlamasını nereden biliyorlar. Bizim saatlerimiz gibi saatleri olmadığına göre bunlara yön gösteren birisi mi var?

Mercan kayalarındaki balıkçıl kuşlarının kendiliğinden çevreye uyan bir çalar saati var gibidir. Med zamanında bu bölge sular altında kalına balıkçıl kuşları en yakın kaya parçasına uçarlar. Bu deniz yolculuğunu her gün yapar ve mercan kayaları tam suyun içinden yükselmeye başlarken mercan kayalarına varırlar. Cezir her gün aynı saatte olsa dahi kuşların 40 – 50 km uzaktan zamanında gelebilmeler yeter bir harikadır Öyle ki, cezir zamanında her gün 45 dakikalık bir gecikme olmaktadır. Peki, balıkçıl kuşları nasıl oluyor da dimağlarındaki çalar saati ayın çekini kanununa uygun olarak ayarlayabiliyorlar. Bu İlah bir sevk değil midir?

Panama’nın “alacalı tınamasu” yurdunda üç saatli kuş diye tanınır. Bu ad kuşa gece ve gündüz üçer saatlik aralıklarla şarkı söylemesinden ötürü verilmiştir. Bu kuşlara göre saat ayarlamak kabildir.

Orman tavuklarının tam saatinde subaşlarına gelişleri seyyahların dikkatini çekmeyecek gibi değildir. “Avustralya uçar tilkileri” diye tannan yarasalar gündüzleri sık yapraklı ağaçların arasında kalabalık koloniler halinde toplanırlar. Bu yarasalar her akşam belli bir vakitte uzaklardaki beslenme yerlerine doğru yola çıkarlar. Bu günlük manevranın saati öylesine sabittir ki, buna bakarak saatleri ayarlamak mümkündür.

Tabiattaki en dakik saatlerden biri de bir solucan kuyruğudur. Bu canlı Pasifik Okyanusun’da Yamad mercan adalarının arasındaki sularda bulunan ”Palolos”dur

Milyarlarca kurdun arka yarıları her yıl kasım dolunayında bir hafta sonra denizin dibindeki deliklerden çıkarak su sathına yükselir ve yumurtalarıyla spermalarını bulut gibi saçarlar. Aynı kurtların mı yarıları kayaların arasındaki barınaklarda bir yıl sonra aynı fiili tekrarlayabilmek için yeni kuyruklarının uzamasına beklemektedirler. Tabiat âlimleri milyonlarca kurdun harika dakikliğinin sebeplerini araştırmış. Bu arada kurtların gökte yarım aydan kuvvetli bir ışık bulunduğu müddetçe deliklerinden çıkmadıklarını keşfetmişlerdir. Fakat dolunaydan bir hattı sonra ayın üçüncü çeyreği başladığı zaman kurtlar yola çıkmaya hazırdırlar.

Bütün bu misal erden sonra canlılar âlemindeki vakit ayarlamasının kendi kendine olduğunu iddia etmek oldukça zor, hatta imkânsızdır. Bugüne kadar bir gizlilik içinde cereyan eden bu hadiselerin yine gizli bir kuvvet ve kudretle yapıldığı sezilmektedir. İlim araştırmalarını ve yeni keşiflerin, bu sırlı kuvveti teyit ettiği muhakkaktır, ancak bu hususa yeni bir bakış getirip getiremeyeceği de oldukça merak vericidir.

Dr. Polat HAS