Nisan 1988 · s. 116 · 1 dakikalık okuma
Yolların Ayrımındaki Zat'la
Sızıntı · KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİNDE

Evet, insanlığın iftihar tablosu, zaman ve mekânın Efendisi Allah’ın yeryüzünde en şerefli, en namlı halifesi o Zat (a.s.) dünden bugüne insanoğlunun, ayları, güneşleri, yıldızları sayılan en temiz düşünceleri, en duru gönülleri, en dürüst ve çaplı ruhları arkasına alıp, rahmetlerin, inayetlerin, hikmetlerin, adaletlerin ışık ışık akıp geldiği “arş-ı azam” iklimine el kaldırarak dua dua yalvarmış ve koşup atmosferine girenlere, girip ayağının tozuna yüz sürenlere cennetler, ebediyetler, ebedi saadetler istemiş... ve cennetleri cennet, ebediyetleri ebediyet yapan bütün güzelliklerin kaynağı, binlerce güzel ad ve ünvanlarla yad edilen ve o kutsilerden kutsi sıfatlarıyla gönüllerimize hayret ve hayranlık salan Hakk’ın cemilini görüp göstermek dilemiştir.
Eğer, öldükten sonra dirilme ve öteler gerçeğinin, her tarafta ışıl ışıl ışıldayan o sonsuz rahmet, herkesçe müşahede edilen o hesapsız inayet, herşeyin çehresinde çakıp duran o göz kamaştırıcı hikmet ve bir baştan bir başa bütün kâinatlarda hüküm ferma olan o incelerden ince adalet gibi kuvvetli sebepleri olmasaydı, her sene yeryüzünde yüzlerce cennet numunelerini sergileyen Yüce Yaratıcı, akıllara durgunluk veren o müthiş kudretiyle -ki o kudrete nispeten cennetin yaratılması, baharın yaratılmasından daha zor değildir- beşere imam tayin ettiği bu mübarek Zat’ın, o içli yalvarış ve yakarışlarına merhamet edip cennetleri yaratacak ve insanlığa armağan edecekti... Yaratmış ve edecektir de... Evet, bu imtihan yurdu, bir sırlı anahtar olan O’nun peygamberliğiyle açıldığı gibi, bir mükâfat ülkesi olan ahiret de, yine O’nun o içten kulluğu, o bütün varlığı alakadar eden dualarıyla açılacak ve arkasında durup onun bütün istek ve dileklerini can kulağıyla dinleyip ”âmin” diyenlere (Selam sizlere, hoş geldiniz! Haydi, girin içinde ebedi kalmak üzere o cennetlere) denilecektir.
Ben, müslümanlığı yarının avrupası için mutlaka kabule değer olacağı kanaatindeyim. Aslında, Avrupa, çoktan müslümanlığı kabule değer bulmaya başladı bile... G. Bernard SHAW