Sızıntı Arşivi

Kasım 1998 · s. 455 · 1 dakikalık okuma

Yola Düşen Ötelerin gölgesi

Sızıntı · Şiir

YOLA DÜŞEN ÖTELERİN GÖLGESİ

* * *

Bir gurbet ve yolculuktur insana bu ömür,

Koşar bir sınırsız çölde nefes nefese.

İnananlarda bir sevinçli telaş köpürür;

Kulak verenler için öteden gelen sese,

Bir temâşâ zevki olur yolculuk herkese.

Kimiler yol boyu tökezler durur ard arda,

Bin yeis akseder yüzüne, dudaklarına;

Kimi de imanla, ümitle yürür bu yolda,

Yüz sürer yürüdüğü yollar ayaklarına

Ve selam durur ruhaniler bayraklarına...

Rengiyle, ziyâsıyla sonsuzluk güneşinden

Ve yağar her yana yağdığı gibi maytaplar,

Yürür hiç aldatmayan rehberlerin peşinden,

Yürür ve yollarda yitirdiklerini toplar..

Her yanda işaret ve işaretler de pâr pâr...

Salıverir kendini kaderin rüzgârına

Ve netleşir zamanın nabzındaki tik taklar;

Yürür öteye yürüdüğü gibi yarına

Ve ukbâ bağrında ona ne sürprizler saklar..

Oturur-kalkar Hak otağlarında konaklar.

Önüne çıksa ölüm ona terhis töreni,

Dâyeler gibidir içinde yattığı toprak;

Birkaç adım ötede ölümsüzlük şöleni,

Bir bir canlanır hazanla savrulan her yaprak;

Yeni bir fecir tulü eder ufukta apak.

Işık her yanı sarar ve zulmetler boğulur,

Sür sesi duyulur âdeta, herkes uyanır..

Bir bir devrilenler günü gelince doğrulur.

Yollar gider yitirilen cennete dayanır;

Herkes kendini nurdan bir helezonda sanır...