Sızıntı Arşivi

Kasım 1985 · s. 5 · 3 dakikalık okuma

Yeni Protein Kaynakları

Adem Arıkanlı · Tabiat

kas85-4.jpg

Hayvanlar aleminde cemiyet hayatı yaşayan yegane mahluk karıncalar olmamakla birlikte, bir karınca topluluğunun düzeni başka hiçbir hayvan topluluğuyla kıyaslanamayacak kadar mükemmeldir. Bu güne kadar 5 binden fazla karınca cinsi tesbit edilmiştir. Ferd olarak ise dünya üzerindeki karınca sayısı, diğer bütün kara hayvanlarının toplam sayısından daha fazladır. Arzımız üzerinde böylesine bollukla yaratılan bu hayvanlara; arktik bölgelerden tropik bölgelere, dağ başlarından çöllere kadar her yerde rastlamak mümkündür.

Güney Amerika'nın bazı bölgelerinde meyve bahçeleri ve koruluklar sık sık "parasol" veya "yaprak kesici" ismi verilen bir cins karınca tarafından hücuma uğrar. Bu istila sırasında karıncalar ne meyve, ne de ağaçların herhangi başka kısımlarını yerler. Yalnızca ağaçlardan yapraklar keserek yuvalarına taşırlar. Uzun yıllar hayvanın bu işi neden yaptığı merak mevzuu olmuştu. Nihayet yorucu araştırmaların sonunda esrar perdesi kalktı ve yaprak kesen karıncaların aslında mükemmel birer bahçıvan oldukları ortaya çıktı.

Binlerce karınca bir araya gelerek ağaç yapraklarını önce küçük parçalar halinde keserler. Sonra yaprak parçacıklarını başlarının üzerinde tutarak yuvalarına taşırlar. Dikkatle bakıldığında bu yaprakların bir çoğunun üzerine minicik karıncaların bindirildiği görülür. Bunlar işçi karıncaları küçük parazitlerden koruyan jokey'lerdir.

Karıncalar yuvalarına döndüklerinde yanlarında getirdikleri yaprakları da yerin oldukça derinliklerinde hususi odalara depo ederler. Sonra iyice ezerek çiğnerler ve yumuşak ezilmiş bir kıvama koyarlar. Ağızlarının altındaki küçük torbacık-lardaki başka artıkları da bunun içine karıştırırlar. Böylece yeşil bir hamur hâline gelen materyali odalara yayarlar. Bundan sonra kendi haline bırakılan odalar zamanla birer mantar bahçesi haline gelir. Fakat mantarın yetişmesi hiçbir şekilde şansa bırakılmaz. % 60 rutubet ve 25 derece sıcaklık mantarın gelişmesi için en müsait vasat olduğundan daima bu şartlar muhafaza edilir. Bu mantar, karıncaların gıdasıdır ve protein ihtiyaçlarını karşılar.

Yaprak kesen karıncaların herbir türü ayrı birer mantar cinsi yetiştirir. Bahçelerinin istenmeyen mantar türünden temizlenmesi bir grub karıncanın vazifesidir.

Karınca beyi, yeni bir topluluk kurmak istediği zaman; bir çukur açar. Çukurun içine ağzının altındaki torbacıkta bulunan mantar enzimini akıtır. Bunun içine kendi yumurtalarından bir kaç tanesini kırar ve daha sonra bu hamurun içine yumurtlar. Yumurtalardan çıkan karıncalar besinlerini hazır bulurlar.

Çağımız insanları bu küçük hayvancıkları taklid ederek büyük bir problemi halletme yoluna girmiştir.

Son yıllarda üzerinde durulan bu mesele; hızla artan dünya nüfusu karşısında insanlara yeteri kadar protein sağlamaktır. Bunun için balıkçılık geliştirilmiş, protein muhtevası fazla olan sebze ve meyvalar yetiştirilmiş ve hatta kağıdı bile protein haline getirecek yollara başvurulmuştur.

Birmingham'da Astron Üniversitesi uzmanları kağıdı protein haline çevirmek için yaptıkları uzun çalışmalar neticesinde muvaffak olmuşlardır. Yukarıda sözü edilen karıncaları taklit edip önce kağıdı su ile karıştırıp hamur haline getirmişler daha sonra bu hamura bir çeşit mantar ekimi yapmışlar ve mantarın gelişmesiyle kağıt hamurun proteine çevrildiğini görmüşlerdir. Bu vasat, mantarın gelişmesi için gerekli şartlarda tutulduğu takdirde 24 saatte bir büyük baş hayvanı besleyecek kadar protein toplanmaktadır. Mantarla A 3/5 ismi verilen yüksek kaliteli bir protein elde edilir.

kas85-5.jpg

Mantarlar, yalnız amino asidleri sentez yapan mikroorganizmalar değil, aynı zamanda maya hususiyetleri de taşırlar.

Cardiff Üniversitesi'nde hususi bir grub uzman protein elde etme ve bunları pazarlamanın ekonomik tarafları üzerinde çalışmaktadır.

İngilterede ünlü tekstil firması Courtaulds bir cins et benzeri proteini fasulyeden yapmaya muvaffak olmuştur. "Kesp" ismi verilen proteine sığır ve tavuk eti lezzeti de verilmiştir. Satışları başarıyla devam etmektedir.

İnsanoğlu ilim ve medeniyette asırlarca birçok merhalelerden geçerek yeni araştırmaları ile karıncaları taklit ederek sunî protein elde etmeye muvaffak olmuştur.

Yeryüzünde en mükemmel cemiyet nizamının bundan tahminen 100 milyon sene kadar önce kurulduğu hesaplanmıştır. O günden bu yana mükemmelliğinden hiçbirşey kaybetmeksizin ve kendilerine lazım en münasip vücut yapılarıyla ve en uygun sayılarda topluluklar halinde yaşayan bu küçük mahlukların herbirinin dünyaya gözlerini açmalarından itibaren yerine getirmeye başlayacakları girift vazifelerini ve birbirleriyle olan münasebetlerini ilham eden merhametli kudreti takdir etmemek mümkün müdür?

Adem Arıkanlı