Mart 1984 · s. 22 · 5 dakikalık okuma
Yeni Buudlarıyla Hipnotizma

Bir diş hekimi koltuğuna oturup kendi kendinize acı duymayacağınızı, duysanız da mühim olmadığını telkin ederek diş çektirebilir misiniz? Çektirdiğiniz halde hakikaten ağrı duymazsasınız ne dersiniz? Tıp dilinde bu hadiseye "otohipnoz" denir. Yani şahıs kendi kendini hipnotize etmiştir. Kaç kişi buna cesaret edebilir? Veya uzanmış olarak yatan ve gözleri yarı açık, ha'fifçe konuşan birisinin elinde, diş etlerinde, boğazında sterilize edilmeden batırılmış iğneleri görseniz ve o yerlerden kan çıkmadığını müşahede etseniz ne düşünürsünüz? Veya bir kişi abuk - sabuk konuşmakta ve normalde kendisinden beklenmeyen hareketleri yapmakta (meselâ, birisinin ayağını öpmekte, ona ceket üzerine ceket tutmakta vs.) Ne düşünürsünüz?
Aklınıza kötü niyetli birisi tarafından o şahsın hipnotize edildiği gelsin. Acaba nedir bu esrârlı mekanizma?..
M.Ö. 3000 yıllarından gelen, Hindistan menbalı bu tedavi metodu, bazı şarlatanların elinde kötüye kullanılmasıyla şüpheleri üzerine çekmişti. Bugün İse, bir çok tıp sahasında kullanılır hale gelmiştir. Hipnoz uyku değildir. Genişlemiş bir şuur hali ve şahsın beş duyusuyla irtibatını keserek bütün dikkatini iç âlemine toplamasıdır. Hipnoz tıp sahasında kullanıldığı gibi, adlî sahada da kullanılabilir. Çünkü hipnozmadaki şahıs yalan söylemez.
Hipnozda şahıs gevşemekte, huzura kavuşmakta geçmiş hatıralarını tekrar yaşar gibi bir pozisyona girmektedir. Hipnozdaki şahıs şuursuz gibi görünse de iç âlem bakımından son derece şuurludur. Bilhassa II. Dünya Harbinde hipnoz, yaralıların acısını azaltmada çok yaygın bir şekilde kullanılmıştır. 1950'lerde Amerikan Tıp Derneği hipnozun tıpta kullanılmasını kabul etmiştir.
Hipnoz esnasında beyindeki talamus çekirdeği aktiftir. Telencep-lalon'un (sağ ve sol beyin yarım-) küresi ) gri maddesi ise pasiftir. Telencephalon, talamus vasıtasıyla hislere ait iç sinyaller gelince talamus hayalî uyaranı hakikat gibi kabullenir, şahıs da bunu hakikat olarak telakki eder ve cevap verir.
Hipnoz esnasında beyin grafisi çekilince saniyede 12-8 saykıl alfa ritmi hakimdir. Hipnozda telkin, beyin kabuğunun bir sahasını âtıl hale getirebilir. Yalancı sağırlık ve körlük, bir yara ve urdan mütevellit ağrı varsa bunun baskılanması gibi hisler meydana getirebilir.
Hipnozu uykuya da benzetmemeli; hipnozda şahıs rüya göremez; düşünür, konuşur ve hisseder. Hipnoz sadece insanlarda olmaz. Hayvanlarda da meydana gelebilir. Kartal serçeyi, yılan fareyi veya kurbağayı bakışıyla hipnotize edebilir. Ayakları bağlı, yatırılmış bir tavuğun gagasının ucu istikametinde, yere tebeşirlerle çizgi çizildiğinde, hayvan hipnoz olur. Hipnozda en önemli husus telkindir. Belki de bize küçükken söylenen "ninni" yumuşak tonda, okşayıcı tarzda söylendiği için bir hipnoz hadisesiyle uykuya vesile olmuştur. Masson, hipnoz için, esas evsafı aşırı bir telkine yatkınlık olan değişik geçici bir dikkat halidir." demektedir. Prof. Tordjman hipnozu, artmış uyanıklık hali olarak kabul ediyor. Yalnız bunun, normal uyanıklık halinden farklı olduğunu söylüyor. Hipnozu yapan kişi, karşısındaki şahsın iç kulak dehlizine ve pozisyonuna bağlı tenbihleri, beyin sapı ağına (retiüler formasyon) giden bütün tenbihleri azaltmaya çalışır. Hipnotize edilen şahıs adale, eklem, kiriş ve vücudun her türlü oturuş biçiminden gelen tesirleri nispeten azaltan bir hareketsizliğe sevkedilmeye çalışılır. Gözler bir noktaya dikilince göz hareketleriyle sağlanan uyanıklık kalkar. Monoton ve aynı kelimelerin söylenmesiyle işitme duyusu azaltılabilir.
Bazı yogilerin, kendi kan dolaşımına, yaradan kan akışına müdahale ettikleri hatta sindirim sistemine tesir ederek az yeme gibi durumları meydana getirdiği öteden beri bilinmektedir. Hipnozda şahıs solunum, kan dolaşımı ve sindirim gibi fonksiyonlarına tesir edebilir. Yogilerde de alfa ritmi vardır. Bu telensefalondan kopuşu ifade eder. Hipnotize olan şahsın bu esnada hatıralarına vejetatif (otomatik) fonksiyonlarına tesir edilir.
Hipnoz heyecan faaliyeti, sanat yönü fazla olan kimselerde sağ beyin küresine tesir etme yoluyla daha kolay olur. Bilindiği üzere sağ beyin küresi sanat ve heyecanla ilgilidir. Şahısta sağ beyin kürenin hakim olup olmadığını anlamak kolaydır. "Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?" kelimesinde kaç harf olduğunu hesap etmesini isteriz. Zihninden sayma esnasında göz hareketleri sola kayıyorsa sağ beyin yarım küresi hakimiyeti vardır ve şahıs telkine müsaittir.

Hipnoz esnasında şahıs telkinle nabzını yavaşlatabiliyor, yemek borusundaki peristaltik dalgalara, kan kalsiyumuna ve otonom sinir sistemine tesir edebiliyor. Hipnozu herkes yapabilir. Hipnotize edilemiyecek şahıs çok azdır. İnsanların %97'si hipnotize edilebilir. Şahsın telkine müsaitliğini anlama açısından, gözü kapalı şahsın arkasına geçilir, eller omuza temas eder.
Telkinle "arkaya düşüyorsunuz" fikri empoze edilmeye çalışılır. Şahıs arkaya doğru sallanmaya başlarsa, bu onun telkine yatkınlığını gösterir. Hipnozda dönen diskler, renkler, çakan ışıklar hipnoza sokmak için kullanılabilir.
Uyku için belli tonda emirler ayarlanır. Oda hafif loş olmalı, mavi renkte ışık, rahat bir kanape bulunmalıdır. Rahatça kanepeye yaslanmalıdır. Hipnozda gözü kapalı şahsa zihni, hususi telkin durumuna sokacak hayali manzara telkinlerinde bulunulabilir. Seans esnasında ; rahatça oturması, giderek gevşediği, sonra uyuştuğu, vücudunun ağırlaştığı, uykuya dalacağı telkinleri yapılır.
Hipotez olarak hipnozun, endorfinlerin (beyinde morfinden 20 kat daha tesirli tabii morfin maddeleri) salınmasına yol açtığı söylenir. ABD' de ağrısız doğumda hipnozun kullanılışı giderek artmakta olup, mide ağrılarında, kanserlilerin dayanılmaz ağrılarını azaltmada, şiddetli baş ağrılarında, sigaranın terkedilmesİnde, uykusuzluğa sebep olan halin giderilmesinde hipnoz sık sık olarak kullanılmaktadır. En sık kullanıldığı saha ise diş hekimliğidir. Diş hekiminden korkmayanınız var mı? Hele hasta çocuksa, dişçi koltuğuna oturtmak İçin bir hayli uğraştırır. Diş hekimleri telkinle hastanın ellerinin birinde eldiven şekilli bir hissizlik sahası meydana getirmeye, sonra bu hissizliğin ağıza, diş etlerine, dişe geçmesini sağlamaya çalışmaktadırlar. Önce elde soğukluk duygusu yapmak için telkinde bulunulur. Elinin donduğu, uyuştuğu hissizleştiği, keçe gibi olduğu hissini verirler. Sonra elini çene altına dayalı tutturarak, hissizliğin elden, yüze, yanağa, ağıza, boğaza geçmesi telkini verilir. Sonra acıyı ortadan kaldıracak telkinde bulunulur.
Şimdi de, hipnozla ilgili bazı teknik noktalar üzerinde duralım:
Vücudun bazı kısımları hassasdır. Kalp, gırtlak, burun, ense kökü, şakaklara tazyik tesirlidir. Kaşların üst kısmına tazyik etmek, manyetik uykuyu tahrik eder. Şahıs gözünü kapatmışken bir yandan tırnak köküne tazyik edilirken, diğer yandan da düzenli aralıklarla başın tepe kısmının oğuşturulması esnasında telkin yapılması hipnozda mühim bir noktadır. Hipnozda şahıs ayakta olabilir, oturabilir, sırtüstü yatabilir. Günlük veya mürri-sâfi kokusu da hipnozda uyuşturucu rol oynayabilir. Hipnozdan uyandırmak için avuç içine el İle vurmak, yüze üfürmek, yüzü yelpazelemek işlemi yapılabilir.
Hipnotizma yaparken şahsın dikkati yüzük taşı gibi bir nokta üzerine toplanmalıdır. Bu esnada şahsın şuuraltına nüfuz edilir. Şahsın göz seviyesinin az yukarısında yüzük tutulur. Şahsın gözünü kırpmadan bu yüzüğe bakması tekrarlanır. Bu şekilde bakış gözü yorar. Gözde sulanma olur. Göz kapanmak isteyecektir. Bu esnada şahsın gözünü kapatması ve uyuması istenir. Göz kapakları kapanır. Hipnoz yapan kişi monoton bir sesle göz kapağının ağırlaştığını uyuyabileceğini telkin eder. Şuur göz kapaklarının yorulduğunu kabul edince, şuuraltı da kabul eder. Şahıs hissizleşir; bundan sonra yapılacak telkinlere ve müdahalelere artık hazırdır. Hipnoz esnasında iken şahısla konuşursunuz, o size cevap verir. Bu şekilde hissizleştirme ve hissiz sahada istenilen müdaheleyi rahatlıkla yapabilme tıbbi maksatla kullanılabildiği gibi hipnotizma bir şartlandırma vasıtası olarak da kullanılmaktadır. Hipnoz esnasında verilen direktifleri şahıs, normale ters düşse dahi şartlandırıldığı şekilde yapabilmektedir.
Hipnotizma iyi ve becerikli ellerde kullanıldığı takdirde bir çok psikosomatik hastalıkların tedavisinde faydalı olabileceği gibi, moral düzeltmede, başarıyı artırmada, gelecek tehlikelere karşı hazırlanmada ve işin en enterasan yanı da anestezi (hissizleştirme) de kullanılarak cerrahi müdahalelere hazırlıkta da büyük yararlar temin edebilecektir.
Dr. Polat Has