Temmuz 1983 · s. 4 · 5 dakikalık okuma
Yarım Asırlık Ölümden Sonra Dirilenler
Arif Yılmaz · As. · Biyoloji


Hayvanlar âlemindeki en enteresan gruplardan birisi; hiç şüphesiz ki Rotatoria sınıfıdır. Hiçbir hayvan grubunda olmayan hususiyetler bu hayvanlarda bulunur. Rotator'lar mikroskobik canlılardan olmalarına rağmen en küçük çok hücreli organizmalardır. Göl, dere, hendek sularında ve denizlerde yaşayan 1500 kadar nev'i bilinen Rotator'ların erkeklerinin boyu 40 mikronu, dişilerininki ise 300 mikronu geçmez. (*)
Büyüklüklerine bakıldığında herkesin tek hücreli (protozoon) hayvanlardan zannedebileceği bu grubun en büyük hususiyeti, her nev'in belli sayıda hücreye sahip oluşu ve hayatı boyunca organlarındaki hücre sayısının hiç değişmeyip sâbit olarak devam edişidir. Yani henüz yumurtadan çıkmış yavrularda kaç hücre varsa, erginlerinde de aynı sayıda hücre bulunur. Halbuki diğer bütün hayvanlarda hücre sayısı mitoz bölünme ile devamlı olarak artar, yavruda az sayıda hücre olmasına mukabil zamanla hücre sayısı muayyen bir plân dâhilinde artarak bütün organlarla birlikte canlı irileşir. Erişkin bir insanda 1012 hücre bulunduğu halde, yavrudaki hücre sayısı çok azdır. Ancak zamanla yeni hücreler ilave edilir ve yavru irileşerek ergin hale gelir.
Rotator'larda yapılan araştırmalarla, bu hayvanlarda hücre adedinin 900 - 1000 arasında değiştiği anlaşılmaktadır. Meselâ, Hydatina senta adil bir nev'inde 959 adet hücre bulunur. Bu sayı daha embriyolojik gelişme esnasında tesbit edilir ve ondan sonra da hiçbir organa bir tek hücre eklenmez. Ergin hâle gelen dişiler tarafından bırakılacak yumurta sayısı bile daha ilk gelişme esnasında kesinleşmiştir. Rotator' larda hücre sayısı sâbit olduğundan mitoz böiünme de görülmez. Bu sebebten yaralanan hayvanlarda kopan organların rejenerasyonu (yeniden yapılma ve tamir edilme) görülmez ve yaralı fertler ölür. Bu vasıflardan dolayı hücre seviyesinde büyümenin devamını sağlama ve tamirat mevzuunda, son derece hususileşmiş hayvanlardır.
Mikroskobik olmalarına rağmen çok karışık yapılan olan Rotator'larda sindirim sistemini teşkil eden ağız, yedi adet çene, mide ve tükürük bezleri, yemek borusu, orta bağırsak ve son bağırsak bulunur. Sinir sistemi yassı kurtlarda olduğu gibi beyin vazifesini gören iki parçalı sinir düğümü ve birçok sinir şeritlerinden müteşekkildir. Hissetme uzuvları olarak dokunma duyusunu kıllar, kimyevî maddeleri hisseden sinir hücreleri (kemoreceptörler), sırt tarafta bir anten ve ayrıca ışığa hassas olan göz benekleri teşkil eder. Boşaltım sistemi olarak protonefridiumları, kanalları ve mesaneleri (idrar kesesi) de mevcut olan Rotator'ların bu sistemi devamlı çalışır ve mesaneleri birkaç dakika içinde dolup boşalır. Zaten bunlarda boşaltım sisteminin başlıca vazifesi su dengesini temin etmektir. Ağız etrafını çeviren tekerlek organı adı verilen kirpikli çelenkler mikroskop altında dönüyor zannedildiğinden, bu hayvanlara Tekerlek hayvanı da denir. Aslında bu, göz aldanmasıdır. Bu hataya ağızdaki kirpiklerin koordinasyon hâlinde birbiri ardınca dalgalanma şeklindeki hareketleri sebeb olur. Çember biçiminde sıralanmış olan kirpiklerin bu şekil hareketi insana bir tekerleğin döndüğü hissini verir.
Çoğu şeffaf olduğundan, iç organları dışarıdan görülebilen bu hayvanların vücutlarındaki ve uzuvlarındaki değişmeyen hücre sayılarının yanında çok ince ve mükemmel san'atlı yaratılışları pek çok zoologun alâkasını çekmiş, bunlardan bazıları da bu eşsiz san'atın Sanatkârını aramaya yönelmiştir.

Rotator'lar, nevi'ler arasında birbirinin şekline tesir etme hadisesine, enteresan bir misâl teşkil ederler. Asplanchna cinsi Brachionus nevi'leri dâhil olmak üzere diğer Rotator'Iarla beslenir. Brachionus nevi'lerinin vücudundaki çıkıntı halindeki dikenler çok kısa olduğundan Asplanchna'lar tarafından kolayca yutulurlar. Böyle bir vasatta Asplanchna 'lar çoğalacak olursa onların yemlerini teşkil eden Brachionus ve diğer Rotator'ların dikenleri uzun olarak gelişmeye başlar ve böyle hayvanlar, artık kolay yutulamazlar. Laboratuvar tecrübeleri sonunda Asplanchna tarafından suya bırakılan kimyevî bir maddenin Brachionus yumurtalarının gelişme şeklini değiştirerek dikenleri daha uzun olan bir Rotator neslinin meydana gelmesine sebeb olduğu bulunmuştur. Bu mükemmel mekanizma sayesinde Asplanchna'lar başıboş bir şekilde çoğalamazlar ve populasyon dengede kalır. Brachionus'un ekolojisinde böyle bir mekanizmanın ehemmiyeti açıktır, bununla beraber avlanan organizmanın (Asplanchna); avlarını teşkil eden hayvanlar için neden böyle bir tahrik edici kimyevi madde ifraz ettiği henüz merak mevzuudur. Çünkü hiçbir avcı kendi avlanmasını zorlaştırmak için avının mukavim hale gelmesini istemez, kolayca avını yutmak için fırsat arar. Halbuki burada aksine olarak, bir müddet çoğalan Asplanchna'ların ifraz ettiği kimyevî madde avların yumurtasına tesir ederek dikenleri büyük ve yutulması çok zor o!an bir nesil meydana getiriyor. Zâhiren baktığımızda düşüncemize ters gibi gelen bu hal aslında her iki taraf için de faydalıdır. Eğer böyle bir mekanizma olmasaydı Asplanchna'lar diğer Rotator'ları yiyerek bitirirler ve neslini kurutabilirler ve daha sonra gıdasızlıktan kendileri de yok olabilirlerdi. Böyle bir tertibat sayesinde her iki nev'i de hem fazla çoğalamamakta hem de tamamen yok olmamaktadır.
Bir Rotator faal halde, sadece birkaç gün yaşar ve bu sürenin sonuna doğru yaşlanma emareleri göstermeye başlar. Yumurta yapması durur, hareketi yavaşlar ve vücudun bazı kısımlarında yıpranmalar görülür. Bu süre içinde vücutlarında bulunan kalsiyum (kireç) miktarı yükselir. Bu durum, tıpkı insanın ve diğer hayvanların yaşlanması neticesinde kalsiyum miktarının daha yavaş da olsa artması ile mukayese edilebilir.
Rotator'ların en mühim hususiyetlerinden birisi de, bazı nevi'lerin ve bilhassa bataklıklarda ve yosunlar arasında yaşayan cinslerin müsait olmayan şartlara dayanabilme kabiliyetleridir. Sıcak yaz güneşi altında kurumuş, katranlı veya ziftli bir damın, sıcağın tesiriyle yumuşadığı ve içinde biriken hava kabarcıklarının dışarı çıkması ile patlayan zift baloncuklarının meydana getirdiği küçük oyuklarda biriken tatlı su içinde bile, birkaç saat gibi az bir zamanda Rotator'ların geliştiği görülür. Yakından incelenecek olursa bunların yavru değil, bilakis tam teşekküllü ergin hayvanlar olduğu anlaşılır. Bunlar, dam üzerindeki kuru cürufun içinde, daha önceden Rotator mumyaları hâlinde (Suyu çekilmiş ve tekerlek organı vücut içine alınmış olarak) bulunan hayvanlardır. Normal hayat şartlarının geri gelmesi ile, yani tekrar sulu bir vasatın hasıl olmasıyla bu hareketsiz organizmalar, derhal su çekerek açılır ve organları harekete geçer.
İyi beslenmiş bir Rotator yavaş yavaş kurutulacak olursa, kuru olarak, diğer bir tabirle uyku hâlinde yıllarca metabolizması düşük bir şekilde canlı olarak kalabilir. Bu mevzuda yapılan tecrübelerle bir Rotator'un 59 yıl bu şekilde kaldığı tesbit edilmiştir. Kurak bölgelerdeki yüksek hararet altında yaşadıkları bilinen Rotator'ların 78 °C de uzun zaman, -271 °C de sıvı helyum içinde üç hafta yaşadıkları da tesbit edilmiştir. Fizik ölçüleri içinde söylersek, kaynama noktasına çok yakın derecede ve moleküler aktivitenin durduğu mutlak sıfırın iki derece üstünde bu hayvanlar ölmeden kalabilmektedirler.
Bütün hayatı birkaç haftadan ibaret olan bu mikroskobik hayvanın 59 sene uyku halinde ve mumya olarak kalması, çok yüksek ve çok düşük ısı derecelerinde bile ölmeden muhafaza edilmesi, düşünen insanımıza acaba nevi hatırlatıyor?
Dr. Arif Yılmaz
(*) (1000 mikron= 1 milimetre)
