Ağustos 1994 · s. 37 · 3 dakikalık okuma
Vücudumuzdaki Air-Conditioner Burun
Zübeyr E. Madenci · Dr. · Anatomi


Dr.Zübeyr E.Madenci
Vücudumuzda cereyan eden ve metabolizma adı verilen hâdisenin yürümesi için alınan gıdaların yakılarak enerji elde edilmesi gerekir. Gıdalarda depo edilmiş enerjinin açığa çıkması ise oksijenle yakılmasına bağlıdır. Bu bakımdan akciğerlerimiz havadaki oksijeni rahatlıkla alabilecek tarzda bronş ve bronşçuklar şeklinde dallara ayrılmış, son kısımları ise alveol adı verilen küçük ve küre şeklindeki odacıklarla, çok geniş bir satıh teşkil edecek şekilde, süngerimsi bir yapıda yaratılmıştır. Böylece akciğerlerimiz 100-150 m2 genişliğinde bir solunum yüzeyine sahip kılınmıştır. Tek tabakalı epitelden ibaret bu ince ve nemli organların solunumu rahat yapabilmesi için, dış ortamdaki havanın akciğer alveollerine geldiğinde hiç toz parçası ihtiva etmemesi ve nemlenmiş olması gerekir. Zira kuru havanın içindeki oksijenin alveollerin zarından difuzyonla kana geçişi çok zordur.
Yaratılmışların en mükemmeli olan insanın bütün organlarda olduğu gibi solunum sistemine ait organlar arasında da iş bölümü yapılmıştır. Solunumun yapıldığı asıl yer akciğer alveolleri olduğu hâlde, havanın buraya gelinceye kadar geçeceği yolların da çeşitli husûsiyetlere sahip olması gerekir. Burnumuzdan itibaren yutak, gırtlak, nefes borusu ve bronşlardan alveollere kadar uzanan bu hava yolları boyunca yerleştirilen çeşitli yardımcı organlarla teneffüs edilen havanın kalitesi ayarlanır ve akciğerlere gereken özellikte hava yollanır.
Teneffüs edilen havanın içinde herşeyden önce toz, duman, vs. gibi kirlilik yapan parçacıkların bulunmaması gerekir. Bu sebepten burun içindeki kıllar süzücü bir filtre gibi yerleştirilmiş olup havadaki parçacıkları mukus salgısı ile birlikte tutarlar.
Burun boşluğu içinde, zikredeceğimiz en önemli yardımcı yapılar ise konka' (conchae) lardır. Havanın hem ısıtılması ve nemlendirilmesi hem de temizlenmesi işini yapan konkalar, hârika bir şekilde burun içine yerleştirilmiş, üç âdet kıvrımlı ve çıkıntılı organcıklardır. Bu çok kıvrımlı ve çıkıntılı, dolayısıyla geniş bir saha teşkil eden konkalar, çok zengin bir kılcal damar ağına sahiptirler. Bu zengin damar ağı sayesinde dışarıdaki soğuk hava ısıtılır. Normalde burun içi sıcaklığı 30-32°C'dir. Soluk alırken buruna giren hava önden arkaya ve yukarıya doğru yönelir, sonra arkaya dönerek nazofarinkse (burun-yutak yolu) doğru kıvrılır. Buraya erişen havanın sıcaklığı 36-37°C'yi, nem nisbeti ise % 75'i bulur. Bütün bu hâdiseler 1/4 saniyede olur. Dakikada 6 litre hava burun deliklerimizden içeri girdiğine ve çıktığına göre, bu havanın ısıtılıp nemlendirilmesi için en büyük vazife konkalara düşmektedir. Peki hava ısıtılmadan direkt olarak akciğerlere gönderilseydi ne olurdu? Buna en iyi örnek trakeostomili hastalarıdır, (kanser sebebiyle nefes borusu delinerek hava alması sağlananlar). Bu hastalarda, nefes alıp vermede, burun devre dışı kalıp nefes borusundan açılan delik kullanıldığından, hava ısıtılmadan ve nemlendirilmeden, soğuk olarak alveollere yollanmaktadır. Bu durum da yaratılış kanunlarına ters düştüğünden özellikle bu hastalarda, akciğerlerin alt bölümlerinde hasar ve enfeksiyonlar sık görülmektedir.
Konkaların diğer önemli bir vazifesi de burun başlangıcındaki kılların tutamadığı çok küçük (5 mikrona kadar) toz parçalarını yakalamaktır. Burun içinde çok kıvrımlı ve dolambaçlı bir hava yolu olan konkalar içinde hava ilerlerken ısınır. Bu arada hava içindeki toz parçacıkları havadan daha ağır olduğundan bu virajlı yollarda ıslak ve yapışkan yüzeye çarparak tutulur. Nitekim kömürlü veya tozlu bir işte çalıştıktan sonra burun temizlendiğinde bu tür tozların çıktığı görülür.
Benzer bir sisteme traktörlerin hava filtresinde de rastlanır. Traktörler daha çok tozlu tarlalarda çalıştığı için motoru soğutmak için alınan hava S harfi şeklindeki bir borudan geçirilir bu S'nin kıvrım yerlerinin karşısına konulmuş yağ odacıkları havanın içindeki tozu yapıştırarak tutarlar. Bir iki ay içinde bu yağ, tuttuğu tozlardan dolayı çamur hâline gelir.
Dakikada 6 litre havayı ısıtıp, nemlendiren ve içindeki tozlardan temizleyen bu İlâhî mimâri sayesinde teneffüs ettiğimiz hava, akciğerlerin kullanacağı şekilde hazırlanmakta, böylece rahatlıkla nefes alıp vermemiz mümkün olmaktadır.