Sızıntı Arşivi

Mart 1982 · s. 29 · 3 dakikalık okuma

Virüsler

M. Can · Astronomi

virüsler

Bir virüs neye benzer ve ne iş yapar? Virüsleri tetkik eden biyofizikçi D.L.D. Caspar hepsi kendi eline benzer 60 kadar el tesbit etti.

Virüsün kürevî dış kılıfını teşkil eden protein moleküllerin birleşmesini göstermek için kendi elini model yaptıktan sonra 60 tane sol eli resimde görüldüğü üzere birleştirerek tasvir etti. Niçin proteinleri değil de kendi ellerini çizdiği sorulduğunda: "İnsanın aşina olmadığı her hangi bir şeyi onun gözünün önüne getirmek gerçekten zordur.." diye cevaplandırdı.

Virüsler, yeryüzünün son derece küçük yaratıklarıdırlar. Fakat yaptıkları hastalıklar büyük bir grup teşkil ederler. Boyları milimetrenin milyonda biri olan milimikronlarla ölçülür; en küçükleri 8-15 milimikron, en büyükleri ise 125-275 milimikron kadardır. Virüsler elektron mikroskopları sayesinde görülebilmekte ve incelene bilmektedirler. Elektron mikroskoplarda ışık yerine elektronlar, kristal mercekler yerine de elektromanyetik merceklerden istifade edilir. Elektron akımı ile, ışığa oranla, çok daha kısa dalgaların virüslerin üzerinde kırılmasından yararlanılarak, bu çok küçük partiküllerin görünür hale gelmesi sağlanır.

Bir virüs gerçekten birleşik insan ellerinden oluşan bir küreye mi benzer? En iyi elektron mikroskopları ile bile bir virüsün en küçük detayı görülemez. Fakat tecrübeler, el modelinin iyi bir model olduğunla göstermektedir.

Virüsler başlıca iki kısımdan meydana gelir.

1-Dışarıda protein kılıfı

2- İçeride yeni virüslerin oluşması için tâlimatları içinde taşıyan DNA ve RNA iplikçikleri.

Virüsler bu gün olduğu gibi istikbâlde de en çok meşgul olunacak hastalık yapan âmiller arasındadırlar. Bunlar bakteri kanunlanna benzer kâidelere tâbi olan canlı yaratıklardır. Virüsler en az bir protein bir de nükleik asitten meydana gelirler. Nükleik asit hücrelerin metabolizmasını düzenler. Virüsleri zararlı tesirlerden korumak ve hücre dışı kaldıkları zaman, hayatlarını sürdürmek üzere "kapsid" adı verilen bir protein kabuğu vardır. Virüslerin hücre içi paraziti olma hassaları başlıca karakterleridir. Bu alâka o kadar şiddetlidir ki, bir virüsün çoğalabilmesi için canlı hücrede yerleşmiş olması şarttır; çoğalması için lüzumlu bütün "enzim 'leri hücreler tarafından temin edilir. Virüsler hücre içinde çoğaldıkça "stoplazma" ya yayılırlar. Bir virüs kolayca sınıflandırılamaz.

Fakat canlı ve cansız maddeler arasında bir sınır olarak kabul edilebilirler. Virüs, cansız vaziyetinde kesinlikle herhangi bir biyolojik fonksiyonu olmayan sıralanmış moleküller dizisinden biraz daha küçüktür. Virüsler, şeker ve tuz gibi kristal bir vaziyette olabilirler. Fakat bir virüs ne zaman tamamlayıcı bir protein kodu olan hücreyle temâsa gelirse yeniden dirilir ve tekrar üremeye başlar.

Bu küçük, çok ufak yaratıklar nezle, grip ve basit soğuk algınlığından, çocuk felci veya çiçek hastalığı gibi çok daha ciddî ve hayatımızı tehdit eden hastalıklara kadar her şeye sebeb olabilirler.

Sağlam bir hücreye virüsler tarafından saldırı yapıldığında, bu minik korsanlar hücre zarına kuyruklarıyla yapışarak içlerindeki DNA veya RNA iplikçiklerinden birini bu hücrenin içine bırakırlar. Yeni virüslerin çoğalması için mesajları içinde taşıyan bu iplikçikler 30 dakikadan daha kısa bir sürede hücrenin enzimlerini kullanarak proteinik kılıf ve İplikçik oluştururlar. Böylece işgal edilen hücre mekanizması, yeni virüslerin oluşmasında kullanılır. Virüslerin sirâyet ettiği her hücre, sonunda ilerleyen virüs ordusuna iltihak etme durumunda kalır. Nihayet hücrenin her tarafı virüsler tarafından doidurulunca bu hücre ölür ve virüsler ölü hücrenin zarını patlatarak dışarı çıkarlar. Burada işlerini bitiren virüsler diğer sağlam hücrelere sirayet etmek için başka bir yolculuğa çıkarlar. Sanki vazifeli olarak belirli bir hedefe gidiyorlar gibi...

Science Digest'dan tercüme M. Can