Sızıntı Arşivi

Kasım 2001 · s. 478 · 3 dakikalık okuma

Usul

Fatih Karahisarlı · Prof. Dr. · Edebiyat



Esasında usul, hayatın her safhasında ve çeşitli şekillerde karşımıza çıkan ve çoğu zaman farkına varamadan yanlışlara düştüğümüz tercihler arasında yer alır. Diyalog, münazara, toplu görüşmeler ve değişik şekillerdeki toplantılar gibi beşeri münasebetlerde eğer usul meselesi atlanırsa çoğu zaman bir sonuca varılamadığı gibi, niçin varılamadığının da farkında olunmaz. Usul bir bakıma, eğer bilinip uygulanmazsa tersi olan usulsüzlüğe yol açar ki bu da, vücuttan bir tümör çıkarmak isteyen cerrahın, klivaj denilen tümörün etrafından bir yol bulması yerine direkt tümörün içine girdiğinde çamura saplanan bir canlının debelenmesi gibi çaresizlik içinde kalarak bu işi başaramamasına benzetilebilir.
Usul, lugatta; plan, sıra, program, tertip, nizam, yol, yordam gibi kelimelerle açıklanır. Gerek mikro, gerekse makro alemde cereyan eden kanunlar ve hadiselerin bütünü tabir caizse usulü dairesinde yani bir usul çerçevesinde cereyan eder. Yeni doğan bir bebeğin beslenmesine, sindiremeyeceği değil de sindirebileceği gıdalarla başlanması bir usul olduğu gibi, iki kişi arasındaki bir anlaşmazlığı çözmeye çalışan üçüncü şahısların, önce kendilerinin bu işle ilgili konumlarını bilmeleri yanında, iki kişiyi de dikkatlice ve sükunetle dinlemeleri de bir usul prensibidir. Ameliyat yapmasını bilmeyen birinin dikiş atmasını öğrenmeden cilt kesisi ile ameliyata başlaması bir usul hatası olduğu gibi, terzinin elbise dikerken önce düğmeleri dikmeye başlaması da bir usul hatasıdır.

Usul, sıra anlamına da geldiği için, sıralamadaki yerlerin değiştirilmesi de usulün bozulmasına yani usulsüzlüğe yol açar. Amatör kümedeki takımlar, ne kadar iyi futbol oynarlarsa oynasınlar, hemen birinci lige çıkamazlar, belli yolları izlemeleri gerekir, bir memurun bir üst kademeye yükselmesi belli zaman ve prosedürleri gerektirir. Eğer bu sıralar kasdi olarak bozulursa, usulsüzlük, diğer adıyla anarşi meydana gelir. İçtimai hadiselerde böyle olduğu gibi, canlı organizmalarda da hücrelerin belli büyüme ve gelişme usul ve kanunları vardır. Eğer bir hücre, iç ve dış değişik sebeplerden dolayı, normalin dışında büyümeye başlarsa, bu da bir usulsüzlük, yani bir anarşi, tıp dilinde de tümör olarak adlandırılır.

Hukuk alanında da eğer davaların görüşülmesine başlarken, usulde bir eksiklik varsa asla esasa geçilmez. Burada da tertip ve düzen kısmı işletilmektedir ki aksi olursa düzensizlik olur ve dava da çözüme bağlanamaz. Bu tabloya günlük hayatımızda çok rastlarız. Mesela telefonda biri, size işinizle hiçbir ilgisi olmadığı halde bir hesap sormaya kalkar. Sizin seçeceğiniz iki tercih vardır. Biri, derhal meselenin esasına girip cevap vermeye çalışmaktır ki bu durum, tümörü çıkarmaya çalışan doktorun, direk, tümörün içine girmesindeki yanlışlık gibidir, bir usulsüzlük yapılmıştır ve mesele çözüme kavuşturulamaz. Çünkü muhatap, bu konuda hiç bilgi sahibi değildir, konunun ilgilisi de olmadığı için sonuç çözümsüzlük, hatta yerine göre kırılma, darılma ve düşmanlığa kadar giden bir dizi olumsuzlukla biter. İkincisine gelince, burada esasa girmeden usulde kalınır. Bu da iki şekilde icra edilebilir. İlkinde, “bu konu sizi ilgilendirmez, muhatabım değilsiniz” deyip telefonu kapatabilirsiniz. Bu, çok sert bir usluptur. İkinci uslup ise, “kusura bakmayın, bu konunun farklı yönleri var, müsaade ederseniz bunu biz, ilgililerle çözmeye çalışalım” şeklindeki ifade tarzıdır ki, hem esasa girilmemiş, hem de usul içinde kalan güzel bir uslup olmuştur.

Hemen hemen istisnasız her konuda, eğer usullere uyma bir prensip haline getirilirse, insanlar arasındaki münasebetlerde çok iyi bir seviyeye gelinmesinin yanında, tek tek fertlerin de mutluluk seviyeleri artar. Gerek eşler arasındaki diyalogda, gerek fertlerle olan münasebetlerde, gerekse okulda, sokakta, işyerinde, usulüne uygun, güzel bir uslupla yapılan davranışlar, beklediğimiz ve arzuladığımız tabloları ortaya çıkaracaktır ki, bunlar hiç de zor olmadığı gibi, esasında kendisine yeryüzü halifeliği verilen insanoğlunun oluşturacağı tablolardır.