Mayıs 1989 · s. 10 · 2 dakikalık okuma
Titizlikle Görülüp Gözetiliyor

Discover'den T. Numan Yiğiter
Anne rahmi ceninin zararlardan korunduğu emin bir yer olarak kabul edilmektedir. Fakat ceninin hayatının devam etmesi, basit bir hadise değildir. P. Johnson'un söylediği gibi: "Eğer organ nakilleri ile uğraşanların her söylediği doğru olsa idi, bir gebelik asla vuku bulamazdı." Çünkü kalb ve böbrek nakillerinde olduğu gibi, vücuda giren yabancı dokunun belli zaman içinde reddedilmesi sözkonusudur. Bu sebepten, ceninin, anneye ait genetik hususiyetlerin yanısıra, babanın hususiyetlerini de taşıdığından, reddedilmesi gerekirdi. Fakat aksine ceninin ölümüne sebep olabilecek tehlikelere karşı koruyucu tedbirler alınmakta ve cenin şefkatle beslenmektedir.
Ceninin anne tarafından reddedilmesini Önleyen en önemli koruyucu, etrafını kuşatan trofoblast tabakasıdır. Trofoblast, anne ile cenin arasında Berlin Duvarı gibidir. Böylece cenin anne ile doğrudan temasa geçmez. Bazı zararlılar bu duvarı geçer. Fakat umumiyetle, anne ile cenin arasındaki trafiği düzenlemede oldukça tesirlidir.
Gebelikten kısa süre sonra, cenin hücreleriyle aynı hücrelerden teşekkül eden trofoblastı reddedilmekten koruyan nedir acaba? Bazı araştırmacılara göre cevap basittir.
Annenin bağışıklık sistemi trofoblastı yabancı olarak kabul etmez. İnsan hücrelerinin çoğunun sathı, tanıtıcı işaret olarak iş gören ve vücudun kendisinden olmayanı ayırt etmesine yardım eden antijenlerle kaplıdır. Bazı immünologlara göre trofoblastın üzerinde yabancı olduğunu gösteren hususi işaretler yoktur. Diğer bir ifade ile Berlin Duvarı'nın bayrakları yoktur.

Dr. Faulk ve Johnson'a göre anne, trofoblastı yabancı olarak tanıyabilir ve muhtemelen reddedebilir. Anne ve cenin tarafından üretilen koruyucu faktörler, bağışıklık sisteminin karşı koymasına engel olurlar. Bu sistem antikor ve öldürücü hücrelere sahip saldırgan bir sistemdir.Bu, sistemin bir yönüdür. Ayrıca koruyucu hususiyeti de vardır ki, antikorlar ve öldürücü hücrelere engel olurlar. Annenin cenini reddetmesine mani olan, bu koruyucu kısımdır. Bütün bu kuvvetlere ceninin muhafazası için bir vaziyet veren, aciz, şuursuz ve kör sebepler olamayacağına göre herhalde her şeyi gören, bilen, gücü yeten ve hikmetle iş yapan birisi olması gerekir.
İmmünolog David Clark ve arkadaşları bağışıklık sisteminin cenine olan cevabını baskı altına alan bir çeşit uterus (rahim) hücresi keşfetmişlerdir. Bu baskılayıcı hücrelerin gebelik açısından tenkidi yapılabilir.
Antikorlar ve suppressor (baskılayıcı) hücreler trofoblasttan gelen sinyallere cevap olarak üretilirler. Bu sinyallerin yokluğu düşük vak'alarında önemli bir rol oynar. Trofoblast sathında anne için sinyal vazifesi gören babadan gelen bir grup antijen vardır. Anne mesajı aldığı takdirde savunmacı antikorlar ve suppressor (baskılayıcı) hücreler üretir. Böylece anne rahminde yerleşme ve sağlıklı bir gebelik için zemin hazırlanmış olur. Bazı anneler mesaja cevap veremezler. Bu durumda ani düşükler meydana gelir.
Bağışıklık sisteminin cevap vermesi için babadan gelen antijenlerin yabancı olarak tanınması gerekir. Babadan gelen antijenler anneninkine fazla benzerse sistemi uyarmada başarısız olabilir.

Bu durumda doktorlar uygun antijenler vererek, koruyucu cevap vermesi için anneyi tenbih ederler. Böylece anne, bağışıklık sisteminin trofoblast ve cenin üzerine saldırmasına mâni olan savunmacı antikorlar ve baskılayıcı hücreler üreterek sinyallere cevap vermiş olur.
Neticede bütün uzuvları yerli yerinde ve en güzel surette yaratılan insanın yaratılışını, anne, baba ve diğer kusurlu ve nakıs sebeplere havale etmek nasıl mümkün olur? Bu, İlim, kudret, hikmet gibi kâinatı kaplayan sıfatların mikroskopla ancak görülebilen her bir atomda bulunduğunu kabul etmek demektir. Böyle bir şeyin tasavvuru her bir parlayan şeyde bütün hususiyetleriyle beraber bir güneşin bulunduğunu farzetmek gibi bir akılsızlıktır.