Sızıntı Arşivi

Ocak 1998 · s. 539 · 6 dakikalık okuma

Tenkitte Denge

Ahmet Kuru · Psikoloji

Giriş

Sözlük manası; “Bir kimse veya şeyin iyi veya kötü yanlarını bulup meydana çıkarmak” olan tenkit, halk arasında genellikle menfi manada kullanılmaktadır. Hâlbuki kavramların hemen hepsinin menü ve müspet manaları ve uygulamaları vardır. Tenkit de müspet yönüyle fert ve toplum hayatımız için çok faydalıdır. Onun menfi yönünden zarar görmemenin yolu, yasaklar koymak değil, meşru sınırlarını çizmektir. Çünkü insan, çevresiyle, zihnen ve hissen devamlı irtibat halindedir ve içinde bulunduğu ortam hakkında değerlendirmelerde bulunmasını önlemek de mümkün değildir. Önemli olan bu değerlendirmelerde belirli ölçülere riayet edilmesidir ki, gıybet ve sü-i zan sınırlarına varılmasın ve insanlar arası ilişkiler zarar görmesin.

Kâinattaki olaylara ve insanlara ifrat derecede hüsn-ü zanla bakmak, bir nevi Polyannacılıktır ve bu durum mükemmelleşmeye bir engeldir. Çünkü -peygamberler istisna tutulursa- insanoğluna ait olan şeylerde mutlak doğru ve yanlış yoktur. En batıl bir fikirde bile bir hakikat kırıntısı bulunabileceği gibi, en üstün bir sistemin de birçok eksik yanı olabilir. Gerçi “güzel gören güzel düşünür”, ama eksiklikleri görmeyenin de terakki etmesi mümkün değildir. Herkes birbirini mükemmel gördüğü takdirde, kim kime neyi nasihat edecek ve ‘emri bil maruf nehyi anil münker’ için gerekli motivasyon nasıl sağlanacaktır?

Mükemmele ulaşma gâyesiyle yola çıkan bir insan, işe, kendini tenkitle başlamalı ve irtibatlı olduğu sosyal daireleri merkezden en geniş daireye kadar iyi ve kötü yanlarıyla ele alarak değerlendirmelidir ki, hayatını mükemmele ulaşma yolunda sürdürebilsin.

İki yanı keskin kılıç misali tahrip ve tamire açık tenkidin, zarar ve faydalarını ve dikkat edilmesi gereken prensiplerini, fert ve toplum seviyelerinde olmak üzere iki ana başlık altında toplayabiliriz.

1) Tenkitte İlk Saha: Ferdin Tenkidi

İslam âlimleri, Müslümanın tenkit edilmemesi üzerinde hassasiyetle durmuşlardır. Çünkü, fertlerin birbirini ölçüsüzce tenkit ettiği bir toplulukta; çekememezlik, anlaşmazlık ve tartışmalar meydana gelecek ve grup güç kaybına uğrayacaktır. Herkes nefsini değiştireceğine dünyayı değiştirmeyi hedeflediği takdirde, “Ben dememiş miydim?” sözleri, ukalaca yükselmeye başlayacak ve tenkit okları kadere kadar uzanacaktır.

Bu tür çıkmazlara girilmemesi için, fertler, nasihate açık hale gelmeli ve sırtında akrep olduğunu söyleyenlere reaksiyon göstermeyecek ruh olgunluğuna ulaşmalıdır. Yapıcı eleştirilerde yer ve zamanın iyi ayarlanması ve münekkidin kin ve garazdan uzak bulunması da çok mühimdir. Hislerin galeyana geldiği bir anda yapılacak eleştiriler, menfi bir tepkiye sebebiyet verecektir. Aynı zamanda, bire bir konuşulması gereken meseleler topluluk huzurunda ele alınmamalıdır.

İnsanlar, potansiyellerinin üzerinde tenkit edilmemeli ve onların hatalarını düzeltme yollarına da işaret edilmelidir ki, ye’se düşülmesin. Mümkünat sınırsız olduğu için, insanlar ihtimallere göre değil, kabiliyetlerine ve içinde bulundukları şartlara göre eleştirilmelidirler.

Fertler, birbirlerinin anlık davranışlarını tenkit etmemeli, tekrar edilerek alışkanlık haline getirilen hatalar ancak eleştiri mevzuu yapılmalıdır. Kimse kendisini ölçü kabul ederek, etrafını ona göre yontmaya çalışmamalıdır. Çünkü fikri ve ahlaki ortak ölçüler üzerinde konuşulmadıkça anlaşabilmek mümkün değildir. Tenkitlerin izahında umuma konuşulması, hem perdelerin yırtılmaması, hem de gıybete yol açılmaması adına tercih edilmelidir.

Bir insanı tenkit ederken, münekkidin kendisini veya başka bir şahsı örnek göstermesi kıskançlığa sebebiyet verebilir. Bu yüzden şahıslardan çok hakikatler üzerinde durulmalıdır. Ele alınan bir hakikat üzerinde yoğunlaşılmayıp daldan dala geçildiği takdirde konuşma tartışmaya dönüşecek ve ferdileşecektir. Öte yandan, eleştirilerde bir insanın uzun sürede yaptığı hatalar, bir anda yapılmış gibi nazara verilmemeli, birkaç hata yüzünden iyi yönleri de mahkum edilmemelidir.

Eleştirilerin tesirli olması ve pratiğe dökülebilmesi açısından, münekkidin şahsı ve üslubu çok mühimdir. Anne ve babaların tenkitlerinin tesirinde samimiyetleri, hocalarınkinde ise uzmanlıklarının rolü büyüktür. Münekkidin sözlerinin mantıkiliği ve tutarlılığı da neticeye tesir eder. Üzüm yemek yerine bağcıyı dövmeyi hedefleyen ön yargı temelli sözler, sadece reaksiyona sebebiyet verecektir. Hâlbuki kaş yapayım derken göz çıkarmayla neticelenecek böyle bir durumda, haseni ahsene, güzeli en güzele tercih etmek ve susmak yerinde olacaktır.

Yerine göre tenkit etmek de, etmemek de yanlış bir davranış olabilir. Bir hocanın, talebesini eksiksiz görmesi, onun iyi yetişmemesine sebebiyet verebileceği gibi, bir çocuğun babasını tenkidi de bir nevi saygısızlık olacaktır. Bu yüzden tenkidi; kimin kime, hangi makamda ve ne maksatla yaptığı çok mühimdir.

2) Tenkitte İkinci Safha: Topluluğun Tenkidi

İslam dünyasının, “cehalet” ve “zaruret”le beraber diğer büyük problemi olan “ihtilafın” çözülebilmesi için âlimlerimiz, “ittifak” üzerinde hassasiyetle durmuşlar; fertlerin, topluluk içinde birbirini suçlamaması gerektiğini vurgulamışlar ve kitleleri, itaat içinde aksiyona yönlendirmişlerdir.

Belirli dönemlerde, projelerin gerçekleşmesi adına planların çok da kritiğe tabi tutulmadan aksiyona dökülmesi, hız kazancı sağlayabilir. Bu yüzden, itaati sembolleştiren Garcia’ya Mektup makalesini Amerikalılar, Japonlar ve Ruslar milyonlarca çoğaltıp işçi ve askerlerine dağıtmışlardır. Şeyh Şamil de, Ruslarla savaşın kızıştığı bir anda barış yapmayı teklif eden annesini mahkum etmiş, fakat cezayı kendisine uygulatmıştır. Çünkü böyle kritik anlarda yapılacak küçük tenkitler bile, fitneye kapı açabilir.

Bununla beraber, en küçük topluluktan devlete kadar bütün insan gruplarının değişime ayak uydurabilmeleri için, en azından belirli bir topluluk tarafından tenkit edilmeleri ve yenilenmeleri elzemdir. Burada dikkat edilecek hususlardan birisi, herhangi bir sistemi tenkit edecek insanların meselenin derdini çekmiş, uzman insanlar olmaları ve hariçten konuşmamalarıdır. Çünkü şartları göz önünde bulundurmadan yapılacak ütopik teklifler, tutarlı bir tenkit değil, sadece hissi bir davranış ve kuru bir idealizm olacaktır. Şartlar göz önünde bulundurulduğu takdirde, öncelikler de dikkate alınır ve gemi batarken bacasının boyanıp boyanmamasıyla uğraşılmamış olunur. Bu tür eleştirilerde hissi tarafgirlikler akla galebe çalmamalı ve reaksiyoner davranışlardan kaçınılmalıdır.

Ölçülerine riayet edildiği takdirde tenkit, grubun mükemmele ulaşması yolunda bir güç kaynağı haline gelir. İşletmecilikte, stratejik fikir üreten bir grubun bütün elemanlarının alternatifsiz aynı görüşte olmaları bir hastalık olarak görülmekte ve çözüm yolları aranmaktadır. İslâm’a göre, fertler maddi ihtiyaçları için kanaatkâr olsalar da, şirket ve devletlerini daima geliştirmeleri ve dünyadaki rakiplerini geçmeleri gerekmektedir.

Topluluk, rakiplerini yakın takibe aldığı ve kendisini onlarla kıyas ettiği sürece yenilenecektir. Hakikatin ortaya çıktığı böylesi fikri toplantılarda, delilsiz konuşmamalı, “falan büyüğümüz bir zaman şöyle demişti..” , “eskiden böyle yapmazdık ..” gibi klasik sözlerle meseleler geçiştirilmemelidir. Bu tavır aynı zamanda, sözü söyleyen büyük zatlara karşı da bir saygısızlık olacaktır.

Netice

Tarih boyunca tenkit, müspet mânâda kullanıldığında, topluma ve fertlere faydalı olmuştur. Geçmiş dönemlerde yaşayan hadis münekkitleri bunun güzel misallerindendir. Tenkidin meşru şekilde yapılmasına izin verilmeyen baskıcı dönemlerde ortaya çıkan sosyal durum ise, beraberinde isyan ve ihtilalleri getirmiştir. Tenkidin yapılmadığı dönemlerde, anarşi ve kargaşa hâkim olmuştur. Batı karşısında geri kalmamızda, tenkitçi düşüncenin ülkemizde gelişmemiş olmasının rolü büyüktür. Geri kalma sebeplerinin analizlerini yapan bazı eserler telif edilmiş olsa bile, yetersiz kaldıkları bir realitedir. Yapılan esasen ecdadın tenkidi olsa bile tarihten ibret almaya matuf olduğundan zararlı değildir.

Zaman içinde, daima değişen bir dünyada yaşadığımız için dengeler sabit kalmamaktadır. Böyle bir ortamda fertlerin ve grupların kendilerini yenileyebilmeleri için tenkide açık olmaları gerekmektedir. Bazı dönemlerde mutlak itaat ön plana çıksa bile, genel mânâda tenkit edilerek kabullenilmiş fikir ve davranışlar, insanlar üzerinde çok daha tesirli olur ve rasyonel bir şekilde yerleşir. Günümüz batı dünyasında eleştirel düşünce üzerine enstitü ve vakıflar kurulmakta ve eğitimde didaktik sistemden eleştirel sisteme geçilmeye çalışılmaktadır. Tenkitte ortak bir karara varılması ve hayata geçirilmesi temel hedef kabul edilebilir; aksi takdirde vakit israf edilmiş olur. Bu yüzden insanlar, tesir edemeyecekleri ve kendilerine çok uzak meseleler üzerine yorumlar yapacaklarına, kendileriyle yakından alâkalı konulan en ince ayrıntısına varıncaya kadar ele almalı ve yaptıkları tenkitleri de yetkili makamlara ulaştırmalıdırlar ki tenkit bir dedikodu vasıtası haline gelmesin. Yazının başında belirttiğimiz gibi sosyal bir kavram olan tenkitte dengelerin korunması çok zordur. Ne var ki, insanlararası münasebetlerde muvaffak olmak isteyenler de, sürekli bir denge arayışı içinde bulunmak mecburiyetindedirler.

KAYNAKLAR

1-Carnegie, Dale. Timaş, 1992.

2-Wooley, Fred. Management Skills,1996.

3-Aydın, Selim, Çağı Yakalamak ve Aşmak, Nil Yay, 1997.