Sızıntı Arşivi

Mart 1986 · s. 55 · 3 dakikalık okuma

Tabiîliğe Karşı Savaş mı?

Sinan Mimar · Sosyoloji

Sinan Mimar

İnsana faydalı olan herşeyin sınırsızca kullanılma felsefesinin insanlar arasında hüsnü kabul görmesinin neticesi olarak insanoğlu son yirmi yıldır kendisini tabiatdaki hassas ve ince nizamı, dengeyi bozucu bir nev olarak görmeye başladı. Toprağa suni zehirli maddeleri şuursuzca döken yegane varlık insandır. Tabiatda yaratılıştan beri mevcud olan karbon, azot ve su devri daimlerine elini bulaştırıp ekosistemleri bozan ve dünyayı nükleer kışın eşiğine getiren yine Mucizeli Beyan’ın ifadesiyle zalim ve cehul olan insandır. Yirminci asra gelinceye kadar insanlık tabiata ve tabiat kanunlarına zıt düşmedi ve onunla uyum içerisinde hayatını devam ettirdi. Onu sınırsızca kullanıp sömürülecek bir meta görme yerine, Yaratıcının sanatlarını teşhir ettiği bir sanat galerisi olarak gördü ve içindeki eşyayı da Yaratan’dan ötürü sevdi ve korudu. Ama ne yazık ki günümüz insanının tabiatı bu acıyla incelemesi engellendi ve o da tabiat, bu şekilde görmek istemedi. Tabiatdaki zararlılarla mücadele etmede insanoğlu işin sonunu düşünmeden kimyevi ilaçların kullanılmasını tercih etti. Yıllardan beri cereyan eden ibret tablolarından dersini atamayanlar bile, 3-4 milyonluk şehrin üzerine havadan kimyevi ilaçlar püskürtüp zararlı sineklerden korunmayı düşündüler.

Bu yazımızda tabiatın bağrında yaşayan canlıların kendi zararlı düşmanlarına karşı müdafaalarında kimyevi ilaçları nasıl kullandığını işleyeceğiz.

Tabiatda her zaman bol miktarda zehirli madde mevcutdur. Hepimiz mantar yiyip zehirlenen kişileri görmüş ya da duymuşuzdur. Fakat mantar yiyip de zehirlenen bir hayvan gören yoktur. Enteresan olan, tabiatda bulunan zehirli kimyevi maddelerin tabii dengeyi ve nizamı bozmayıp bilhassa onun devamını sağlarken insanın kullandığı kimyevi maddelerin dengeyi ve nizamı bozucu yönde tesir göstermesidir. Ta bi at da ki zehirli maddeler dengeyi korumada yardımcı olduğu gibi insanoğlunun dertlerine şifa olarak da kullanılır. Tabii zehirlerden Alkoloidler (genelde Solanaceae familyasındaki bitkilerden elde edilir.) Atropin, Hyascyamin, Solanin başlıcaları olup, uygun dozlarda birçok hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Bu kimyevi maddeleri üreten bitkilerin bunları, düşmanlarına karşı bir müdafaa mekanizması olarak kullandıkları biliniyordu. Ama bu müdafaa mekanizmalarının hususu spesifik tesirlerinin ne olduğu ise son yıllarda bilinmeye başlandı. Bazı bitkiler toprağa bıraktığı kimyevi maddeler vasıtasıyla kendi beslenme sahası içerisinde başka bir bitkinin büyümesini engeller. Ekoloji ilminde bu Allelopati olarak bilinir.

Akdeniz ikliminin karakteristik bitki örtüsünü meydana getiren hoş kokulu çalılarının (mesela Artemisia) etrafı halka şeklinde bomboşdur. Zira bu bitkiler bünyelerinde sentezledikleri bu harlaşabilen terpenleri toprağa ifraz ettiklerinde diğer otsu bitkilerin büyümesi engellenir. Bu çalılar genellikle insanlar tarafından yakıldığında terpenlerde tesirini kaybedip yeniden oralarda otsu bitkiler yeşerir. Belli bir müddet sonra aynı yerde yetişen hoş kokulu çalılar yeniden terpenleri sentezleyerek otsu bitkilerin büyümesini engellerler. Ceviz, bünyesinde sentezlediği juglan adlı kimyevi maddeyi toprağa salıverir. Kendi bünyesinde iken zehir tesiri göstermeyen bu madde toprağa geçtiğinde zehir tesiri gösterip ceviz ağacının çevresindeki bitkileri öldürür. Şeftaliden sentezlenen prunasin, lahanadan sülfür ihtiva eden bir yağ olan sinicrim ve tutuhumin sentezlediği nicotin tabiatda bol miktarda rastlanılan kimyevi maddelerdir.

Kimyevi madde sentezleyerek düşmanlarından korunma metodunu sadece bitkiler değil böcekler de tatbik eder. Bombardıman böceği saniyede 500 ile 1000 atım arasında değişen hızlarda tahriş edici bir sıvı olan benzokinonlari 100 ° C sıcaklıkta düşmanına püskürtür. Benzokinonlar önce bünyesinde hazırlanmış olan hususi yanma odasında hidrokonanlar, hidrojenperoksit ve enzimler karıştırılarak fırlatılmaya hazır hale getirilirler. Roket itici olarak kullanılan hidrojen peroksit bu harikulade sistemin bir taklididir.

Mesela çam testere sineği larvası; çamın ifraz ettiği reçineleri iğnelerinden absorbe eder ve sonra absorbe ettiği reçineyi gerektiğinde düşmanının üzerine püskürtür. Benzer şekilde kâfur kokulu bir böcek, kâfuru üzerine sürerek birçok böceğin kendi üzerinde barınmasını önler Utethisia güvelerinin erkekleri kur yapma esnasında leguminosae (Baklagiller) familyasına has alkoloidleri salgılarlar ve bu maddeyi salgıla yan erkek, dişiler tarafından hususiyle tercih edilir.

Lubber çekirgesini ele alalım onun müdafaa sistemi ağız ve göğsünden dışarıya çıkarılan köpükden ibaretdir. Klor ihtiva eden fenoller köpükden izole edilmişdir. Köpüğü detaylı inceleyen araştırmacılar bu maddenin insanın zararlılarla mücadelede kullandığı klorlanmış fenol ihtiva eden pestisidlerden yapılabileceğini tahmin etmektedirler. Şayet çekirge, insan yapısı zehirlerden bile düşmanlarından korunmada faydalanabiliyorsa bu zararlılarla biyolojik mücadelede yeni bir adım olabilir. Birçok zararlı böceklerin düşmanlarının sayısını artırmada böyle bir yolu kullanmak mümkündür. Canlılar arasındaki bu kimyevi madde ile müdafaa şekli ve bunların diğer kullanılma sahaları sırlarla doludur. Bu sırların çözüldüğü gün, biz hem kimyevi maddeleri çevreye en emin şekilde ve ne miktarda bırakabileceğimizi öğrenerek biyolojik mücadelede başarılı olacağız, hem de kalp ve kafa bütünlüğü içinde Yaratıcı’nın emrimize verdiği k.inat emanetine hiyanet etmemiş olacağız.