Şubat 1999 · s. 39 · 1 dakikalık okuma
Susat
![]()
Dudaklarım kurusun, çöllerde Mecnun gibi,
Susat beni Ya Rabbi aşka bağrı hun gibi..
Susat beni insana, pembe düşle nisana,
Susat beni gecede doğacak gülgûn tana...
Susat beni ağaca, daldaki tomurcuğa,
Susat beni zikzaksız dosdoğru yolculuğa...
Susat kalb kıymet bilsin gayri lûgattan silsin,
Susat ki öz pınara teşne olup eğilsin...
Susat yare yârâna, aşka, vecde hep susat,
Beni tecrübe için gerekirse çöle at..
Ama bu yürek bir gün kumdan ateşten geçip,
Yere başını koyup, göz yaşıyla and içip
Arasın feryad edip en zirveyi, en ucu,
Gözlerinde tüllensin her an hakikat burcu...
Susat İlahî beni sevgiye hoşgörüye,
Susat ki yüreğimi aşk ve sevda bürüye...
Susat Ya Rabbi beni büyük zatlara susat,
Susamayan kalbimi tekrar sahralara at..
Susat ki bulduğumda sıkı tutayım nuru,
Susat ki eriteyim çileyle pes gururu...
Beni dostlara susat, ta ki bileyim susuz,
Kalmak neymiş dost için senelerce uykusuz.
Biteyim bu sahrada gerçek iman erini,
O yürekte bulayım kalbin sönmez ferini...
Bir kalbe girmek nedir, ne kadar ulvî iştir,
Bileyim gönül yıkmak cehenneme iniştir...
Susat beni varlığa yokluğa zincirleyip,
Coşayım zerre olsa "şükür işte dost!" deyip
Ben bir israf deliği, ben nankör bir köleyim.
Susat beni ya Rabbi kadru kıymet bileyim..
Dosta, enîse susat, cana canana susat,
Vuslatı bilmek için her bir dem Sana susat..
Mehmet Erdoğan