Ocak 1985 · s. 19 · 3 dakikalık okuma
Suda Yürüyenlerde Var

En çelimsizlerin, güçlü isler başarmaları, zayıfların kuvvetlilere yaraşır şekilde varlıklarını sürdürmeleri, imkânsızların zenginler gibi hayattan kâm almaları düşündürücü, insafa getirici, araştırmaya sevk edici olmalıdır... Hiç olmazsa, çeşitli ilim mahfilleri ilmin haysiyetini koruma uğrunda müsamahalı olabilselerdi..!
Birçok küçük yaratık için su sathı, üzerinde rahatlıkla gezip dolaşılabilecek bir yol vazifesi görmektedir. Bu hususu araştırmak için İngiltere'deki bir laboratuvarda sun'i bir dünya kuruldu. Bu minyatür dünyanın sakinleri su böcekleri, su örümcekleri, yay kuyruklar ve fırıldak böceklerinden meydana gelmekteydi. Bu havuzda, suyun fiziki hususiyetleriyle beraber, Yüce Sanatkâr'ın eseri olan su böceklerinin, anatomi ve fizyolojileri de yakından İncelendi...
Su böcekleri, su üstünde hızla ileri hamle yaparlarken,suyun sathında çukurluklar meydana getirirler. Onların su üzerinde yürüyüşleri hayret vericidir. Bu işin sırrının bir parçası su sathının bazı hususiyetlerinde gizlidir. Suyun içindeki her molekül, etrafında bulunan diğer su molekülleri tarafından çekilir. Su İçinde herhangi bir molekülü ele aldığımızda, onu her yandan eşit kuvvetle çeken diğer moleküller aynı sayıda olduğundan, terazinin iki kefesinde bulunan eşit ağırlıklar gibi çekim tesirleri birbirini yok eder ve böylece bir denge tesis olunur. Su sathında ise hal böyle değildir. Satıhta bulunan bir molekül, sadece yanlarında ve altında bulunan moleküller tarafından çekilir.. Üstünde bulunan hava moleküllerinin çekimi ise çok zayıftır. Böylece hava ile su sathı arasında gözle görülemeyen, fakat hakikatte var olan esnek bir "gerginlik zan" meydana gelir. Su damlalarının küre haline gelmeye çalışmasıda bu satıh gerilimi sebebiyledir.
Küçük böcekler için satıh gerilimi hâdisesinin ne gibi İmkânlar hazırladığı ortadadır. Ama yine de su böceklerinin suda yürüyebilmelerini sadece satıh gerilimine vermek hata olur. Çünkü diğer bazı böcekler oldukça hafif olmalarına rağmen su üzerinde yürüyememektedirler. Su böceklerini daha yakından incelediğimizde, onların yürürken sadece ayaklarının suya temas ettiğini görürüz. Ayaklan ise suyu iten çok ince bir tabaka ile kaplıdır. Böylece satıh gerilimini kırmadan, satıh üzerinde hafif bir çukur meydana getirerek su üstünde dururlar veya kayarlar.
Su üstünde yaşayan canlıların hemen hepsinin vücutlarının ıslanmama hususiyeti bulunmasına rağmen, vücutları yarı ıslanma vasfı taşıyan yaratıklar da vardır. Meselâ, bunlardan "yay kuyruk" toplu iğne başından biraz irice olan bir böcektir. Daha çok toprakta ve çürümüş bitkiler üstünde hayatını sürdürür. Bunun yanısıra su üstünde de yaşayabilir. Oldukça küçük olması ve havayla biraz da olsa vücudunu şişirebilmesi,onun su üzerinde yaşayabilmesine yeter. Vücudunun altında kısa bacakları vardır. Bunlaların uç kısımları hidrofobik ve suyu itici özelliğe sahiptir. Derine batmayan ayaklalarındaki bu pençelerle suyu adeta "kavrayıp" üzerinde rahatça dolaşabilir.

Kâfur böcekleri de sadece birkaç mili metre uzunlukta olup, su kenarında bulunan bitkiler üzerinde yaşarlar. Satıh gerilimi hadisesinden onlar çok daha enterasan bir şekilde faydalanırlar. Bu böcekler, suyun satıh gerilimini azaltıcı hususi bir maddeyi kuyruklarındaki bir kesede saklarlar. Suya girdiklerinde bu maddeyi suya salarlar. Bu durumda, arkalarındaki su sathının gerilimi zayıflamış, çekim kuvveti de oldukça düşmüştür, önlerindeki su sathının gerilimi hâlâ aynı vaziyettedir: Bu durumda ön tarafın çekim kuvveti arka tarafın çekim kuvvetinden çok daha fazladır. Bu çekim kuvveti farkından dolayı böcek su tarafından hızla İleri doğru çekilir ve böylece hiç kuvvet sarfetmeden suyun üzerinde kayıp gider. Su sathında yaşayan böceklerin hayatlarını normal bir şekilde sürdürmelerini sağlayan önemli bir faktör suyun temiz olmasıdır. Kirlenen suyun satıh gerilimi zayıflar ve böceklerin ağırlığını kaldıramaz. Kirlilik yüzünden su böcekleri tabiatta seyrek görülmeye başlamışlardır. Çünkü birçoğu deterjanların suyu kirletmesi sonucunda, esnek zar tabakasının altına düşerek boğulmaktadırlar. Yaratıldığından bu yana, milyonlarca yıl geçmesine rağmen, insanoğlunun yeni Öğrenebildiği satıh gerilimi hakikatini ve kompleks fizik kanunlarını bu ufacık su yaratıklarına kim öğretti? Bu hârika sanatları, maharetleri onlara kim verdi?
Abdullah Harman
(Wordlife Through The Camera)