Eylül 1995 · s. 356 · 4 dakikalık okuma
Stres Ve Çareleri

STRES Mİ DEDİNİZ!?..
“Pas demiri, stres de insanı sessiz sessiz yer bitirir” (M. F. Gülen) ifadesinde de belirtildiği gibi stres, insanları bunalımlı, sıkıntılı, saldırgan bir hale getiren ve somatik rahatsızlıklara sebep olan bir illettir.
Hayatın ağır yükünü kendi başına çekmeye çalışan, “ego”ya mahkûm olmuş, bencillik girdabına yakalanmış, hırs, şöhret, gurur ve kibir gibi yakıcı ateşlere duçar kalmış insanların hayatında stressiz bir an yok gibidir.
Maddeye, tabiata, hâdiselere bağlanıp aşamayanlar genelde stres mağduru insanlardır.
Gerçekte ise, hayatın bizim arzu ve işleklerimiz doğrultusunda akıp gitmeyeceği muhakkaktır. Hayatımızın herhangi bir dönemecinde sürprizlerle karşılaşabiliriz. Beklenmedik olaylar, dışımızdaki çelişkiler ve gücümüzü aşan yığınla işler karşısında duyulan sıkıntı yaşayışı zorlaştırmakta, yaşlanmayı artırmakta, vücudu yıpratmaktadır. Bu sıkıntı, kişinin dünya görüşüne ve hayata nasıl baktığına bağlı olarak ya ümit potasında erir ya da ümitsizliğe yol açar. Sonuçta da ruhî ve bedenî çöküntüye sebep olur.
SEBEPLERE RİAYET VE TEDBİR
“Tedbir tedaviden iyidir” kaidesine göre stresi tedavi edecek yöntemler yerine, belki, strese kapılmama, strese girmeme tedbirleri üzerinde durmakta ve çareler aramakta fayda vardır.
Kadere teslimiyet içinde tevekkülle yaşayan, hayatını Yüce Rehber’in prensiplerine göre tanzim eden, ruhun ve kalbin ihtiyaçlarını ihmal etmeyen, sağlığını koruyucu tedbirlere riayet ederek koruyan istikamet insanları için stres söz konusu olamaz değildir.
Bu türlü huzur insanlarında çile, meşakkat, kafa sancısı beyin-kalp hafakanları ızdırap, Allah korkusu, mesuliyetin ağır baskısı belki diğer insanlardan daha fazla ruhî sancılar meydana getirir. Fakat bunlar tatlı bir azap olarak algılanır, dermanı dertlerin içinde aranır. Çünkü Yüce Yaratıcı’ya ve O’nun takdirine tevekkül edilmiştir.
Bu inanç insanları bilirler ki, bu âlemde bir imtihan için bulunurlar; dolayısıyla, sıkıntı tabii ki olacaktır. İmtihanın gereği olarak da çeşit çeşit musibetlere maruz kalabileceklerdir. Bu musibetlerin imtihan Sahibi’nden geldiğini, bildikleri için, bunlara tevekkülle, paniğe kapılmadan ve strese girmeden mukabele ederler.
Bu insanlar yine bilirler ki, “Allah kimseye götüremeyeceği yükü yüklemez” kudsî ifadesinde belirtildiği gibi, hayatta altından kalkılamayacak bir yükün olamayacağının şuurundadırlar. Fakat sabretmeleri ve dayanmaları lâzımdır. Bu sabretme ve dayanma, iman gücündeki dereceyle doğru orantılıdır. Yani inancı ne kadar artarsa, mukavemeti de o kadar fazla olur.
Her derdin en kudsî dermanı olan “iman”ı elde eden, strese karşı en güçlü direnci kazanmış olur.
YAŞAYANLARIN VE BİLENLERİN TAVSİYELERİ
Hedefine doğru giderken aşamayacağın engellerle karşılaşırsan ümitsizliğe kapılma.
Kendini iyi tanı; her işin senin sahana girmeyeceğini unutma.
Çevreden baskı ve tenkit gördüğünde içine atmamaya gayret et.
Hayatını sevgi ve şefkat atmosferinde idame ettir. Aile bağlarını gevşetme.
Yalnız olmadığını unutma. Bu âlemde seni böyle rahmet ve hikmetle var eden bir Rabbin olduğunu, her şeyin ipinin de O’nun dest-i kudretinde bulunduğunu unutma! Mademki O var, her şey var. Olan her şey O’nun izni ve iradesi dairesinde oluyor. Ve en güzel takdir O’nun takdiri...
Ayrıntılarda boğulma, daima bir şeyin en iyisine kavuşamayabileceğini kabul et; bazen iyi, en iyiden daha iyidir.
Evham ve vesveselere olduğundan fazla ehemmiyet verme. Bu gibi durumlarda ilgi alanını, meşguliyetlerini, düşüncelerini, konuyu değiştir. Problemlerini uzmanlarla görüş.
Eşyaya, belli hareketlere, çevreye takılıp kalan davranış bozukluklarını, fobilerini gözden geçir.
İyi bilmelisin ki, gereksiz sıkıntılar stresleri, nevrozları, panik nöbetlerini, anormal davranışları, fobik bozuklukları, histerileri, şizofreni ve psikoz hastalıklarını çağrıştırır.
Aşırı zihin ve beden yorgunluğu sürmenaj geliştirir.
Düzenli uyku, dengeli ve gerekli gıda alımına dikkat et!
Toplumun her kesimiyle iyi diyaloga geçmeye, sempatik, diğerkâm davranışlar içerisinde olmaya çalış!
Günlük ibadetlerine dikkat et! Toplum faydasına olan sosyal faaliyetleri bir vazife şuuruyla aksatmamaya gayret et!
Sıkıldığında beraber oturup dertleşebileceğin dost ve yaranlarına karşı vefalı ol ve onları ara! İstişare ve akıl danışma gibi iki kıymetli hazineyi daima yanında taşı!
Sıkıntılarını, dertlerini yakınlarına aç ve daima dualarını talep et! Öncelikle de anne babanın ve büyük gördüklerinin dualarını...
Sen kendini uzak hissetsen de aslında en yakının olan Allah’a yönelmeyi ihmal etme! O’na içini dök! O seni dinlemektedir.
Unutma ki çalışmak, kişiyi rahatsız etmedikçe bulunmaz bir hayat ve enerji kaynağıdır.
Hayatlarında mutsuz olmuş kimseler “Beş yıldızlı isteklerini dört yıldızlı kabiliyetleriyle gerçekleştirmek isteyen kimselerdir.”
Can sıkıcı düşüncelerin pençesinden sıyrılmanın en tesirli yollarından biri rahatlatıcı, huzur verici uğraşlara yönelmektir.
Kendin ol, kendi standartlarını tespit et! İktisat içinde ve insanlara en az muhtaç olacak şekilde hayatını sürdürmeye çalış!
“Mutlu bir kişi aynı zamanda zengindir de; ama zenginlik her zaman mutluluk getirmez” (Çin Atasözü).
Alvarlı Efe Hazretleri’nin dediği gibi
|
Tepki Çeşidi |
Ortaya Çıkış Biçimi |
|
1.Sübjektif tepkiler |
Depresyon, bıkkınlık ve tatmin olmama. |
|
2.Davranışsal tepkiler |
Aşırı yemek yemek, sigara içmek, saldırgan davranış, yapılan hatadaki artış ve ilaç müptelası olmak. |
|
3.Duygusal tepkiler |
Dikkatini teksif edememe veya karar verememe, sık sık meydana gelen unutkanlıklar ve tenkitlere aşırı hassasiyet |
|
4.Fizyolojik tepkiler |
Kan basıncının ve kalp atış hızının artması, ağız kuruması, baş ağrıları, ülser, göz bebeğinde büyüme. |
|
5.İş ile ilgili tepkiler |
Göreve zaman zaman gelmeme, verimsizlik, yüksek kaza oranı; is tatminsizliği |
“Umma ki, küsmeyesin” prensibiyle hareket et ve büyük beklentilere takılıp kalma.
KAYNAK
—Heather R. Sailer el al “Stres: Causes Conseequences and coping strateies” Stres Management: July August 1982 s. 37