Sızıntı Arşivi

Ağustos 2000 · s. 317 · 1 dakikalık okuma

Şoför Süleyman

· Edebiyat

Onu burada tanıdım. Ama yüreğime sorarsanız, onu burada değil de Anadolu'nun şimdi hatırlayamadığım bir köşesinde, çok ama çok uzun seneler evvel tanımış ve nice zaman sonra Almaata'da karşımda bulmuştum. O kadar eski ve o kadar yakın...
Süleyman şoförlük yapıyor. Bir Ahıska Türk'ü... Ama buram buram Anadolu kokuyor. Ya da Anadolu buram buram Süleyman... Süleyman bir Anadolu köylüsü gibi yiğit ve mahcup... Cömert ve gözü pek...

Anadolu'yu okulların sinesinde ve simasında tanımış Süleyman. Anadolu insanının fedakarlığını, diğerkamlığını, hamiyetini, yaşamdan daha çok yaşatmaya vurgun olduğunu Kazakistan'da çiçek açan Anadolu fidanlarının heyecanlarından bellemiş. Karşılıksız, dupduru sevgiyi, "unuttuğunu da unutmayı" yolunun erkanı bilen delikanlıların yüreklerinden emmiş. Ve Anadolu'dan kopup gelen bir ışık hüzmesinin kapısına ve şoförlüğüne adamış kendisini yıllar boyu... Gözyaşlarını, terlerini, dertlerini akıtmışlar Atayurt'un başak vermeye dem tutan topraklarına... Sevinç olup çağlamışlar, ızdırap olup ağlamışlar günlerce...

Geldiğim günden beri "her an, her zaman emrinizdeyim. Gece-gündüz hiç değişmez. Koşar gelirim. Yeter ki arayın... Yeter ki sizin için bir şeyler yapayım. Ben yapmazsam kim yapacak? Ben elinizden tutmazsam kim yardıma koşacak? Siz bizim için geldiniz, bizim için varsınız. Siz bizim için yaşıyorsunuz" diye kimbilir kaç defa inledi.

Ve ben, haftada, bilemediniz onbeş günde bir yüreğinin bu coşkunluklarını ruhuma boşaltmayı borç bilen Şoför Süleyman'ın ışıl ışıl gözlerine dalıp giderken, Orta Asya'nın bereketli topraklarına ve bize hasret yüreklerine Türkiye sevdasını mayalayan bu okulları bir türlü anlatmayı beceremediğimiz bir bölük insanımızı düşünüp "ah keşke onlar da Şoför Süleyman'ı tanısalardı" diye hayıflanırım.

Ah bir bilseler ve ah bir bilseniz, burada o kadar Şoför Süleyman var ki...