Sızıntı Arşivi

Kasım 1987 · s. 31 · 2 dakikalık okuma

Sivrisinekler Malaryayı Kontrol Edebilir mi?

Halis Ertürk · İnceleme

ka87-35.jpg

Bilindiği gibi malarya (sıtma) tropik bölgelerin en dehşetli hastalıklarından birisi olup her yıl binlerce insanın ölümüne yol açar. Bu hastalığı taşıyan sivrisineklerin kontrol altına alınması veya bulaşmayı önleyici ilaçlar geliştirilmesi hastalığı önlemede köklü çözümlerin başında gelir.

İnsanlarda hastalığı oluşturan Plasmodium falcıporum isimli parazitin pek çok türleri bugün kullanılan ilaçların çoğuna direnç kazanmış olup bu ilaçlar kullanıldıkça bu direnç artmaya ve yayılmaya devam edecektir. Hastalığa karşı geliştirilen aşılardan ise henüz tam bir netice alınamamıştır.

Sporozoit denilen bulaşıcı safhadaki parazitleri, taşıyıcı sivrisineğin insanı ısırarak kan dolaşımına bırakması ile hastalık bulaşır. Sporozoitler bir müddet kanla birlikte vücutta dolaşırlar ve daha sonra karaciğere yerleşerek çoğalırlar ve binlerce yavru hücre meydana getirirler. Bu yavru hücrelerin kandaki alyuvarları istila etmeye başlamasıyla hastalık kişide kendini hissettirir. Bir başka sivrisinek hastalıklı insanı ısırdığında, parazitlerin kan dolaşımına bıraktıkları eşeyli üreme hücrelerini (gamet) de beraber alır. Gametler sivrisineğin barsaklarında döllenir. Zigotlar, (döllenmiş hücreler) barsak duvarından geçerek gelişirler. İçlerinde binlerce sporozoitin şekillendiği Oocyst'ler (1) haline dönüşürler. Daha sonra Oocyst'lerin içinde üreyen sporozoitler sivrisineğin tükrük bezlerine yerleşirler. Burada bir sonraki talihsiz kurbana geçmek için hazır beklerler.

ka87-36.jpg

ABD'de bir grup araştırmacı şimdi malarya ile mücadelede yeni bir yol geliştirmektedirler. Araştırmacılar Afrika'da malaryanın taşıyıcılarından olan Anopheles gambiase sivrisineğinin değişik bir türünü keşfettiler. G3 adı verilen bu tür, parazitlerin hayat devrelerini tamamlayıp bulaşıcı safhaya gelmelerini engelleyici bir hususiyete sahiptir. G3 malaryanın amillerinden P. Cynomolgi'nin barsak duvarını geçmesine mani olur. Sivrisinekler incelendiklerinde vücudlarında Oocyst safhasındaki parazitlerden bulunamadı. Bunun mânâsı sporozoitlerin oluşamaması, dolayısıyla bulaşmanın gerçekleşmemesi demekti. Araştırmacılar sivrisineklerin barsak duvarına yakın kısmında çok sayıda koyu renkli yapıların (kapsülün) varlığını keşfettiler. Zigot barsak duvarını geçerken bu kapsüllerin içinde ölüyordu.

Neticede parazitleri öldürme kabiliyetine sahip bu sivrisinek türü üretilip çoğaltıldı. Yapılan tecrübelerde bu sivrisineklerin P. Cynomolgi'den başka parazitlere de tesirli olduğu müşahede edildi. Collins bu sivrisinek türünün tabiattaki sivrisineklerin arasında karıştırılmasıyla parazitlerin çoğalmasını engelleyen nesiller üretilebileceğini tahmin etmektedir. Fakat, malarya hastalığını taşıyıcı G5 sivrisinek türü ve 4 değişik parazit olması araştırmacıları tereddüte düşürmektedir. Zira bu çeşitlilik hastalığın yokedilmesini oldukça zorlaştırmaktadır.

Bu araştırmanın gerçekleştirilmesi zahmetli ve zor olabilir. Ama varılan neticeler, bir hastalığa çarenin, hastalığı bulaştıran böcekleri kullanarak da bulunabileceğini göstermektedir. Bu da "her hastalıkla berebar şifasının da verilmiş olması" hakikatini bir kere daha ispatlıyor. Her derde deva bulunabilir. İnsana düşen kendisine bahşedilen ilimle durmadan çalışmak ve aramaktır.

New Science'den derleyen

Halis Ertürk.

(1) Oocyst: Olgunlaşmamış dişi yumurta (üreme) hücresi