Nisan 1996 · s. 102 · 6 dakikalık okuma
Şişmanlık Ve Sağlıklı Hayat

Şişmanlık, tarifinde güçlükk çekilen bir olaydır.Halk nazarındaki yeri farklı olup bazen sağlık ve gürbüzlük belirtisi olarak görülebilmektedir. Şişmanlıkla uğraşan doktorlara göre ise hiç de basite alınamayacak bir hastalıktır. Maalesef hastalığın tedavisi oldukça komplekstir ve uzmanlık işidir. Bu konuda yazılan ve söylenenlerin önem1i bir kısmında da yanlışlıklar hatta tehlikeli sonuçlar verecek bilgiler mevcuttur.
Şişmanlık, ihtiyaçtan fazla gıda alımı olarak tarif edilirse sadece gıda miktarını azaltma ile ortadan kaldırılabilecek bir hadise olarak görülebilir. Ancak hadise, bu kadar basit bir temele oturtulamayacak derecede karmaşıktır.
Şişmanlık,
enerji fazlasının yağ olarak depolandığı durumdur. Çoğu şişman kişiler hekim
muayenesine ihtiyaç bırakmadan gözle farkedilebilir özelliktedir. Önemli olan,
şişmanlığın derecesini tayin ve tedaviyi yönlendirmektir. Normal tanımlamada
genellikle alışılan ve yaygın olarak da kullanılan ölçü, ağırlığın, boy
uzunluğu ile mukayesesidir. Bu, genel hatları ile, doğru olsa bile, ilave
bilgilere ihtiyaç vardır, İri kemikli ve gelişmiş adaleli insanlar şişman
olmasalar da, ağırlık nisbi olarak fazladır.
Bu konuda insanlar üç gruba ayrılabilirler.
1- Dengeli beslenmiş
2- Aşın beslenmiş
3- Şişman
Bu üç grubu birbirlerinden kesin hatları ile ayırmak her zaman mümkün değildir. Burada bazı matematiki hesaplarla ortaya atılan Vücut Kütle Endeksi kavramı gerçeğe yaklaşan bir metod olarak şişmanlık derecesinin tesbitinde kullanılabilir:
Ağırlık (kg olarak
Vücut Kütle = -------------------------
Endeksi Boy2 (metre olarak)
Herkes tarafından kolayca yapılabilecek bu hesaplama ile ortaya çıkan rakam, yukarıdaki tablodan yararlanılarak değerlendirilir.
ŞİŞMANLIĞIN SEBEPLERİ
Şişmanlığın
sebepleri şu şekilde özetlenebilir:
1- Şişmanlıkta esas olan fazla beslenmedir. Ancak bu tek başına her zaman olayı izah etmez.
2- Termogenez dediğimiz enerji harcanmasının derecesi ve şekli şişmanlıkta ikinci faktördür.
3- Hipotalamik kontrol: Beynin bir bölgesi olan hipotalamustaki organik bozukluklar iştahı artırarak fazla yemek yemeye sebep olan; neticede vücud yağ dokusunu artıran bir faktördür.
4- Doğrudan mide tüpü ile beslenen deney hayvanlarının, normal yolla beslenenlerden daha fazla kilo aldığı ve yağ kütlelerinin fazla olduğu bilinmektedir. Buradan çabuk ve acele yemek yemek ile şişmanlık arasında bir ilişki olduğu söylenebilir.
5- Kalori değeri aynı olan iki farklı diyetten daha yüksek yağ ihtiva edeni ile beslenme daha fazla kilo aldırır.
6- Yüksek karbonhidrat (şeker) ihtiva eden diyetle beslenme, gençlerde şişmanlatıcı bir faktör olmadığı halde, orta yaşlı ve yaşlılarda şişmanlığı davet etmektedir.
7- Kafeterya diyeti: Fazla yendiği ve iştah açıcı olduğundan, ev yemeğine göre daha fazla kilo aldırmaktadır.
8- Geçmişteki beslenme hikayesi: Özellikle süt çocuğu döneminde fazla beslenenlerde beyaz yağ hücrelerinde sayıca artış (hiperplazi) ve hacimce büyüme (hipertrofi) olmakta ve bu kişiler daha kolay şişmanlayarak ömür boyu şişman kalabilmektedir.
Enerjinin harcanması (Termogenez) ve bunun şişmanlığa etkisi iki önemli bölümde ele alınabilir:
1- Mecburi ve bazal (temel) enerji sarfiyatı: Hayatı devam ettirmek için açlıkta ve istirahat halinde bile kullanılan enerjidir. Bu olay çoğunlukla tiroid hormonuna ve diğer hormonlara bağlı olarak çalışır.
2- Değişken ve kondisyona bağlı enerji sarfiyatı: Adale egzersizi ile olan harcama, soğuğa uyum sağlanması için adalelerin titremesi, soğuktaki kimyasal harcama ve yemek yedikten hemen sonra ortaya çıkan enerji sarfiyatına dahil harcamalar bu tip enerji sarfiyatına girer.
Soğuğa adaptasyon için oldukça yoğun enerji sarf edilir. Soğuk iklimlerde kalori harcanması sıcak iklimlerdekinden fazladır.
Açlık durumunda vücut enerji sarfiyatını kısar. Bu durum ilmi olmayan açlıkla zayıflama kürlerinde önem kazanır.
Bu bilgilere ilave olarak, şişmanlıkla ilgili araştırmalarda bazı ilginç sonuçlar da ortaya konulmuştur:
a- Mutfak işlerinde çalışan aşçılar, ev hanımları gibi grupların devamlı atıştırma veya tadma bakma yoluyla daha fazla şişmanladıkları görülmüştür.
b- Bir diğer dikkat çekici özellik, aynı kaloriyi alsalar da günde 3 öğün yemek yiyenlerin 5 veya 6 öğün yemek yiyenlerden daha şişman olmalarıdır.
c- Şişmanların daha hızlı yemek yedikleri ve çiğnemeye daha az zaman ayırdıkları görülmüştür.
ŞİŞMANLIKLA İLGİLİ KLİNİK BİLGİLER VE ORTAYA ÇIKMASI MUHTEMEL HASTALIKLAR
Sağlıklı
ve şişman olmayan
70 kg
ağırlığındaki bir kişide
15 kg
yağ dokusu ve deposu vardır. Bu miktar toplam ağırlığın % 23’üne tekabül eder.
Halbuki
123 kg
ağırlığındaki şişman bir şahısta
58
kg
yağ deposu ve dokusu vardır. Bu miktar toplam ağırlığın % 46’sına tekabil eder.
Örneklerden anlaşılacağı gibi, şişmanlık yağ kitlesi ile ilgili olup kemik
iriliği ve gelişmiş adale kitlelerinin şişmanlıktan ayrılması gerekmektedir.
Yağ kitlesinin kesme yakın matematiksel ölçümü özel hesaplarla mümkündür. Bir misal verelim: 70 kg ağırlığında ve 170 cm boyunda bir kişinin Vücut Kütle endeksini(VKE) hesaplayalım. l.70’in karesi 2.89 eder; 70 kg; 2.89’a bölündüğünde VKE yaklaşık 24 bulunur. İdeal kabul edilen ve istenilen sağlıklı endeks 20-24.9 arasında idi. Bu kişi şişman değildir.
I. Dereceden Şişmanlık: Endeks 25-29.9 arasındadır. Bu gruba girenlerde bireysel hekim tedavisi gerekmez. Grup terapileri egzersiz ve sağlıklı beslenme önerileri ile VKE’ leri 25 ‘e çekilir. Bu gruptaki insanlar canlılıklarının azaldığım ve kendilerini rahat hissetmediklerini söylerler. Bunlarda şişmanlığa bağlı olarak gelişen hastalıklar daha düşük nisbette görülür.
II. Dereceden Şişmanlık: Vücut Kütle Endeksi 30- 40 arasında olanlar bu gruba girer. Hekim tedavisi gerekir. Bu grupta şişmanlığın yol açtığı hastalıklar yönünden ağır risk mevcuttur.
Vücud Kütle Endeksi 32’yi geçince ölüm nisbeti, felç, koroner hastalığı, kanser ve şeker hastalığı riski daha fazla artmaktadır.
III. Dereceden Şişmanlık: Vücut Kütle Endeksleri 40 üzerinde olanlar. Bu gruba giren insanlar nadirdir. Mutlaka tıbbi ve hatta cerrahi tedavi gerekir. Bu gruptakiler çok ağır risk altındadır.
DERİ KIVRIM KALINLIĞININ TAYİNİ
Vücut yağ miktarını ölçmenin pratik yollarından biri deri kıvrım kalınlıklarını tayin etmektir. Vücuttaki yağın % 50-70’i deri altında yerleştiği için deri kıvrım kalınlıklarının bütün vücuttaki yağ miktarıyla orantılı olduğu gösterilmiştir. Deri kıvrım kalınlığını ölçen bir kompasla kol, bacak ve gövdedeki belirli yerlerden ölçüm yapılır. Elde edilen değerler, kişinin cinsiyet ve yaşına uyan kişilerden elde edilen değerlerle karşılaştırılarak veya bu değerler kullanılarak hazırlanmış olan formüllere yerleştirilerek vücut yağ yüzdesi tahmini olarak hesaplanır. Bu tekniğin dezavantajı hataya açık olmasıdır. Aynı kişide ölçüm yapanlar farklı sonuçlar elde edebilmektedirler. Bu yüzden ölçümler tecrübeli kişiler tarafından yapılmalı ve mümkünse kişinin yaşadığı toplumda geliştirilen formüller kullanılmalıdır.
ŞİŞMANLIKLA ORTAYA ÇIKAN KOMPLİKASYONLAR
a- Endokrin (hormonal) bozukluklar
b- Diabet mellitus (şeker hastalığı)
c- Koroner kalp hastalığı
d- Eklem hastalıkları
e- Solunum yetmezliği
f- Hipertansiyon
g- Daha genç yaşta ölümdür.
Şişmanlarda göğüs kafesinde ve karında yağ birikimi, soluk alıp verme işlemini güçleştirir. Özellikle uykuda apne (solunum durması) nöbetleri sıklaşır. Şişman hastalar sigara da içiyorlarsa, hipoksi tehlikesi daha da büyük olur.
Hipertansiyon gelişmesinde şişmanlık önemli bir risktir. Ona yaş grubunda şişman olanlar normallerle mukayese edildiğinde, şişmanların koroner hastalığı, hipertansiyon, felç ve ani ölüme yakalanma nisbeti % 30 daha fazladır. Kilo kaybedilirse tansiyon da aşağı çekilmektedir.
Şişmanlıkta
ortaya çıkan erişkin tipi diabet ayrı bir hastalık olarak bilinir. Şişmanlarda
insuline karşı direnç gelişir. Bu direnç sebebiyle gittikçe daha fazla çalışmak
zorunda kalan pankreas yetersiz kalır ve şeker hastalığı ortaya çıkar.
Şişmanlarda koroner kalp hastalığı daha sık görülmektedir. Olayda kan yağlarının yüksekliği ile birlikte kalbin yükünün artması ve şişmanlıktaki hareketsizliğin baş rolü oynadığı bilinmektedir.
Sonuç olarak, şişmanlık normal bir durum değil; bir hastalıktır. Vücut Kütle Endeksini hesapladığında kendisinin şişman olduğunu bulan herkes mutlaka hekime başvurarak, şişmanlığı konusunda gerekli tavsiyeleri almalı ve tedavi olmalıdır. Zayıf olanlar ise zayıf olduğuna sevinmeli, şişmanlamamaya çalışmalıdır.
Prof. Dr. İbrahim Erkul