Sızıntı Arşivi

Ocak 1984 · s. 16 · 3 dakikalık okuma

Sırlı Sarayın Ateşin Timleri

Selim Çaldıranlı · Dr. · Biyoloji

İnsanoğlu dünden bugüne bir sürü hastalık keşfetti; bir sürü tedavî yolu buldu ve bu yolda bir hayli mesafe kaydetti. Ne var ki, bulup ortaya koyduğu şeyler, bulamadığı meçhuller yanında "deryada katre" mesabesindedir. Eğer birgün onu, bulduğu çeşitli tedavî yollarıyla, dıştan ve içten kendini saran hastalıkların büyük bir kısmına galebe çalmış olarak görürseniz, bu onun, yaratıcı el tarafından varlığın ruhuna yerleştirilmiş bulunan "kendini koruma ve tedavî etme" mekanizma ve usûlünü idrâk ettiğinin emâresi olacaktır.

Vücudumuzda her saniye milyonlarca anarşi çıkmakta ve bunlar anında hususî timler tarafından durdurulmaktadır. Şayet bu hususî timler (T lenfositler) kargaşayı bir an için önleyemeseler, o zaman kanser denen anarşi vücudu istilâ eder. Demek ki vücut sarayı, sadece dışarıdan gelecek zararlı mikroplara maruz olmayıp aynı zamanda kendi içindeki anarşist hücrelerin tehlikesiyle de karşı karşıyadır. Acaba hem içten hem dıştan düşmanlarla kuşatılmış bu vücut sarayı kendini nasıl muhafaza etmektedir?

Bu sarayın muhafızları, hususî silahlarla donatılmış kan hücrelerinden olan lenfositlerdir. Bu muhafızların vazifeleri, zararlı mikroplan, virüsleri muzır maddeleri ve tümör (kanser) hücrelerini arayıp bulma ve onları vücuttan uzaklaştırmadır. Vücut sarayında bir an bile durmaksızın vazife yapan lenfositler merkezi sinir sistemi hariç bütün dokularda bulunurlar: Vücutta sentez edildikleri yerler Timus ve diğer lenfosit dokuları olup buradan vücudun her tarafına sevk edilirler. Antikor* imal eden bu hücreler yedi ay kadar yaşarlar. Vücuda giren her türlü zararlıyla ve vücut içindeki anarşistlerle lenfositlerin mücadelesi akılları durduracak mahiyettedir. Lenfositlerin hususi bir çeşidi olan T-lenfositler, "tümörleri yok etmek"le vazifeli hususî timlerdir. Bu hücreler tümörlere has olan ve tümör hücrelerinin sathını kuşatan antijeni** keşfedip onlarla derhal temas kurma kabiliyetine sahiptirler. T-lenfositlerin tümör hücreleriyle tanışma ve temas kurma safhası tümör hücreleri için "ölüme doğru ilk adım" olarak adlandırılır.

Vücudun herhangi bir yerindeki anarşiyi keşfeden hususî timler, derhal oraya gidip kanser hücrelerini muhasara ederler. Buna karşılık lenfositler tarafından sarılmaya başlanan tümörler de hemen teslim olmayıp kendilerini müdafaya geçerler. Tümör hücresinin sathında ilk önce bir takım değişiklikler husule gelir. Yüzeyinde "mikrovillus" adlı küçük tüycüklere sahip olan tömür hücreleri, bunları yok edip oralarda garip şekilli kabarcıklar teşkil ederler. Daha sonra bu kabarcıklar torbacıklara dönüşür. Sentezlenen torbacıklar T-lenfositlerin üzerine doğru ilerleyerek bir siper meydana getirir. Böylece tümör hücresi bu hususi timlerden kendini koruyabilmeyi başarırsa T-lenfositlerin ilerlemesi durur. Çok sayıda torbacığın sentezlenmesi bir bakıma tümörün kendi kendini yok etmesidir. Tümör hücresinin sathındaki süngerimsi yapı, savaşı kaybettiğini ve vücudun müdafaa mekanizmasının üstün geldiğini gösterir.

Araştırmalar T-lenfositlerin tümör hücresine saldırdığında tümör hücrelerinin niçin derhal torbacıkları sentezlediğini ve kendini müdafaaya geçtiğini iki şekilde yorumlar: Ya kesecikler kanserin kendi yapısını korumak gayesiyle lenfositlerin irtibat kurmasını ve gelişmesinin tamamen durmasını önlemek içindir; ya da tümör hücresinin ölüm anında yaptığı son çırpınışlardır. Tümör hücresinin âniden değil de birçok safhalardan sonra tahrip olması birinci hususu destekleyici mahiyettedir. Tümör hücrelerinin bu tarzda kendilerini müdafaaları; vücudun müdafaa mekanizmasının niçin ekseriyetle tümör hücrelerine mağlûp olduğunu izah eder.

Günümüze kadar bir çok ilim adamı kanser hücrelerini yok etmek için laboratuvarlarda hususi üretilmiş antikorları kullanmayı düşünmüşlerdir. Bu antikorlar tek bir antijen bağlama hususiyetlerine sahip oldukları için lenfositlerin sentezlediği tabiî antikorlardan farklıdırlar. Buna karşılık lenfositlerin hepsi tümör hücrelerinin dış yüzünde mevcut farklı antijenlere karşı farklı antikorlar sentezlemeye meyillidirler. Aynı lenfosit tarafından üretilen bütün antikorlar aynı antijende bağlanma yerlerine sahip oldukları için bu hususî antikorların kullanılması daha avantajlı olacaktır.

Vücudumuz kanser hücreleriyle bir dereceye kadar başarılı bir şekilde mücadele vermesine rağmen, umumiyetle vücudun müdafaa mekanizması tek başına kifayet etmemekte ve son derece riskli olan kanser tedavisine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu hususî antikorların üretilmesiyle kanser tedavisi daha başarılı olacak, radyoaktif maddeler ve izotoplar kullanılmadığı için hasta daha az zarar görecek ve bu gibi çalışmalarla zamanın en korkulu hastalıklarından olan kanser daha kolay tedavi edilebilir hale gelecektir.

Bütün bunlar en büyük nimet olan hayatı verdikten sonra onun korunması için lüzumlu tedbirleri ve mekanizmaları da vücudumuza derceden Rahmeti Sonsuz'un, sınırsız ilim, şefkat ve kudretine işaretler değil midir?

Selim Çaldıranlı

* Antikor:, Vücuda giren hastalık âmillerini zararsız kılmak için vücudun sentezlediği madde.

** Antijen; Vücuda girdiğinde antikor meydana gelmesine sebep olan madde.