Aralık 1995 · s. 520 · 2 dakikalık okuma
Sırların Perde Önü

Yarasa Bombaları
1942 yılında ABD Hava Kuvvetleri, 2 milyon yarasa yakalayarak bunları birer canlı bombardıman uçağı olarak nasıl kullanabilecekleri üzerinde araştırmalar yaptı.
Cerrahi müdahale ile göğüslerine yerleştirilen 28 gr ağırlığındaki patlayıcılar, düşman topraklarına bırakılan yarasaların dam aralarına veya saçaklarına girmesinden sonra patlayacak şekilde ayarlanmıştı.
Projedeki
ilk problem bombaları göğüslerine tutturmak için kullanılan ipleri yarasaların
kemirmeye başlamasıyla ortaya çıktı. İki yıl süren araştırmalardan sonra
Corlsbad Caverns’de ilk deneme yapıldı. Ancak birkaç yarasa kaçarak bir
generalin arabasının ve 2 milyon dolar değerinde bir hangarın yanmasına sebep
oldular ve Hava Kuvvetleri projeyi iptal etti.
Daha sonra Deniz Kuvvetleri projeyi ele aldı. Yarasalar suni olarak bir miktar soğutulacak olursa uykuya dalacakları bu yüzden de göğüslerindeki bombaları tutan ipleri hemen çiğnemeyecekleri düşünüldü. Uyutulan yarasalar bir uçakla yükseklere çıkarıldı. Çöl üzerindeki sıcak havayla temas ettiklerinde yarasaların uyanacakları tahmin ediliyordu. Ancak uçaktan atılan yarasaların çoğu uyanamadan öldüler. Proje 1944 Ağustos’unda yeniden iptal edildi.
Zıplayan Pireler
Pirelerin müthiş bir zıplama kabiliyetiyle yaratıldığını herkes bilmektedir. Peki, bu nasıl gerçekleşmektedir? Cevap, kaslarında bulunan ve “resilin” denilen bir proteinde gizlidir. Bir pire 0.8 milisaniye içinde saniyede 1 m hızına ulaşabilecek şekilde zıplayabilir. Bu arada kaslarını yavaşça kasar, böylece resilin blokları kendisini bir mancınık gibi fırlatacak bir duruma gelirler. Zıplama, resilinin elastiki özelliğinden kaynaklanır.
Zehirli Kuşlar
Batılı bilim
adamları tarafından keşfedilen ilk zehirli kuş, 1992 yılında Yeni Gine’de
Chicago üniversitesinden bir araştırmacı tarafından bulunmuştur.
Kukuletalı pitohui diye adlandırılan bu kuşun derisi parlak kavuniçi rengindedir. Siyah tüyleri ise son derece zehirlidir. Bu kuşları keşfeden bilim adamı, ağına düşen kuşları yakalamak isterken eli, keskin gagası ve pençeleri tarafından kesilmiş ve zehirin tesiriyle şişmiştir.
Kömür Madenindeki Kanaryalar
1954 yılında Avrupa’da alınan bir kararla her kömür madeninde, zehirli gazları tespit etmek üzere iki küçük kuşun kullanılması mecburiydi. Zira madenlerde açığa çıkabilen karbon monoksit gazı insanlar tarafından farkedilemiyordu. Vücutlarındaki kan miktarı çok az olan ve daha hızlı soluyan kuşlar, insanların etkilenme süresinden 10 kat daha kısa bir süre içinde gazın tesirinde kalmaktaydılar.
Günümüzde İngiltere’deki kömür madenlerinde, gelişmiş elektronik aletlerin yanında kuşların kullanımına da devam edilmektedir.