Temmuz 1984 · s. 35 · 1 dakikalık okuma
Sevgili Sızıntıya

Müşküllerin altında ezile ezile kaddi bükülmüş insanımıza, mücadele gücü aşılayıp yasama sevincini tattırdın. "Öte"lere giden yolu arayan yolda kalmışların rehberi, doğru bildiği yolda inançla ve azimle yürümenin sembolü oldun. Buhranlardan buhranlara sürüklenen cemiyetimizde "geleceğin fikir işçileri"ni yetiştirmek üzere mes'uliyeti büyük bir vazifeyi tek basına omuzladın. Henüz filizlenen "fikir işçileri"nin manevî yönünü doyurmak için elinden gelen gayreti sarfediyorsun. Zorbalığın kol gezdiği; fuhşun, edeb ışığını söndürmeye calışdığı, kırık dökük düşüncelerin felsefe urbasıyla ortalığı sardığı su devirde, iddia etmeden fakat iddialı olarak "kutlu bir dava'ya bas koydun. Yaktığın mes'ale, kentlerden kasabalara, hatta köylere kadar elden-ele, dilden-dile dolaşır oldu. Eşsiz güzelliğin ve ancak kendine yaraşır mutevaziliğinle gönüllerde taht kurdun. Artık sen bilinmezliğin içinde bir ulu himmet oldun.
Ferdiyetçi şuurun doruğa tırmandığı, cemiyetin "âlemşümûl akıl"dan mahrum olduğu devrimizde, yalnız milletini değil, tüm insanlığı tek bir duygu etrafında toplayacak sensin! Her yeniliğinle, insanlık adına facia olan şu kara devri aydınlatacak ve yapacağın yayınlarla, insanımızın "bağı irem"e dönüş yolunu gösterecek sensin!
Âh sevgili Sızıntı! Ne olurdu?.. Medeniyyet uğruna düştüğü, girdaptan çıkış yolunu arayan çok uzakdakilere de ışıklarını gön-derebilseydin...! "öte"\ere giden yolu o güzel lisanın ve harikulâde üslûbunla onlara da anlatabilseydin...
Öyle ümit ediyoruz ki sen en büyük mühürden birini vuracaksın tarihimize. Kimbilir belki bir devre bile verilecek adın. En güzel dileklere inananlarla birlikte olmanı dileyerek ve kutlu yolunun milletimize ve insanlığa hayırlı olmasını dileyerek... SIZINTI!...
Muhsin Kadıoğlu
İst. Ün. Ed. Fakt.