Ekim 1979 · s. 11 · 2 dakikalık okuma
Ses

Ses havada titreşim ile meydana gelen fiziki bir olaydır. Çeşitli frekansta dalgalar ile hava âleminde yol alırken ayrı ayrı tonda gelir kulağa. Bazen hoş, bazen nahoş.
Ses vardır, gül bahçesinden bir nağmedir; bülbül sesi. Ses vardır baharda öten böceklerin senfonik orkestrası şeklinde. Ses vardır, şırıl şırıl sulardan gelir. Ya dallarında telli musiki çalan ağaçların yaprakların hemhemesiyle bu ilah? senfoniye refakat edişleri…
Bir de sesin inilti şeklinde olanı vardır. Ağlıyan bir gönle tercüman olan cümleler. Ve bazen de feryat şeklinde olanı vardır..
“Bu dert beni öldürür” diyeni de vardır.
Hele hele aşk-ı bekadan gelen kalpteki ağlamaların tercümanı olan ses yok mu, yakar sineleri..
Ve gökyüzüne şerareler halinde bir figan şeklinde yükselen sesler de vardır. Bu sesler milletinin perişaniyetine karşı duyulan ızdırapdan yükselen seslerdir.
Bazen de ses kesilir, soluk kesilir de mana içte kalbin çeperlerine vura vura insanı yer bitirir. Bu sesin kayboluşu ve iç teki duyuşların terennüm edilemeyişi amansız bir şeydir.
Heyecana verdi gönülleri,
Heyecanlı sesleri gönlümün
Ben o nağmeden müteheyyicim,
Ki, yoktur ihtimali terennümüm. İKBAL
Derken şair dilsiz acıların, içteki sancıların, acı gönül heyecanlarının; bazen de zirvelere ulaşan ilahi neşvede kendinden geçişlerin yanında, deniz dalgaları gibi yükselip tekrar kendine dönen hisleri ve duyguları dile getirmektedir. Bu, içte doğan ve içte kaybolan, dudaklardan dökülmeyen ve bir türlü söylenemeyen, dilin dönmediği, kelimelerin yetmediği, heyecan ve duyuşlardır. Böyle bir duyuşta insan, kendini topyekûn kâinatın kalbinde çalan İlahi ahenge bırakıverir. Ve O’nun bestesinde kendini bulur.
Bu ses bütün seslerin üstünde İlahi musiki’nin bülbülü andelibi; “Söz sultanı benim; değil diğerleri” der gibi bir ahenkle kalpleri ihtizaza getiren meleklerin dahi dinleyip sermest oldukları bir sestir:
Kur’an Sesi. İnsan onu dinlerken ruh bambaşka bir âleme doğru yükselir ve Mevla’ya vasıl olur.
Ve bazen flütler susar, ney sesi durur. Kulaklara selsebil gibi gelen ve Kevser kadar hoş tatlı bir ses duyulur. Sermestler o neşvede kendinden geçer ve şu beyti terennüm ederler:
‘Ben hayatta olduğum müddetçe Kur’an-ın bendesiyim.
Ben Hz. Peygamberin ayağının izinin tozuyum.’
Mehmet Erdoğan