Mayıs 1986 · s. 145 · 1 dakikalık okuma
SEN.. SEN... SEN...

Taha Tahsin
İsmetinle güzelsin, kısmetinle güzelsin.
Alıp verdiğin, teneffüs ettiğin hava ile güzelsin..
Sen toplumun beklediği kurtarıcı “El” sin..
Mevcudiyetin topluma, insanlara huzur kaynağı..
Çünkü dupduru, berrak simanla cemiyete, çevrene huzur ve
sükun dağıtıyorsun.. Ne cömertsin sen...
Sen istersen hiçbir şey üretme, istihsal ve neşrettiğin
huzur yeter..Fakat sen ilgi üretirsin, toplumun kurumuş ağaç,
çatlamış toprak gibi muhtaç olduğu ilgiyi üretir, bilgiyi sunar,
karşılık beklemeden alaka takdim edersin..
Sen bu çağın insanının yara ve berelerine en tatlı,
Şifalı, serin merhemsin..
Sana yirminci asrın hasta bünyesine tabib rolü
verilmiştir.Güzel adam olma vazifesi yüklenmiştir üstüne...
Elhak, sen bu görevi bihakkın ifa edersin...
Sen bataklıkta biten gül misali harap, bitap ve
kokuşmuş bir çağda etrafına ışık hüzmeleri, tayfları, kokuları
neşrediyorsun ...Söyle Allah aşkına kimden,nerden,nasıl
aldın bu rayihayı ki; neşredip duruyorsun.
İlminle, irfanınla,beşuş çehrenle; azmin ve itidalinle
sen ne kadar güzelsin..
Yorulmak bilmez misin sen? Kırılmak senin için
değil mi? Bıkmakdan, usanmakdan haberdar olmadın mı?
Darılmayı yazmıyor mu lügatin?
Sen susam tanesi kadar bile olsa bir emeği zayi
etmezsin, ne kadirşinassın sen!
Firkatin güzel, hirkatin güzel...Ama en güzeli vuslatın...
Sen şairlerin bahsedegeldikleri halis şiir misin..
Sen musikişinasların dem vurdukları evrensel dil misin?
Sen herkesin dilinden anlıyorsun, herkes de anlattıklarını
sanki sade kendilerine söylenmiş gibi anlıyor.
Sen asrın karanlığını boğacak Güneş..