Sızıntı Arşivi

Temmuz 1991 · s. 251 · 4 dakikalık okuma

Sekoyalar

Mehmet Caner · Tabiat

Yeryüzünün bilinen en ka­lın gövdeli ağaçları olan dev sekoyalar da dünya üzerindeki müs­tesna yerine rağmen yokolma tehdidiyle karşı karşıyadır. Aslın­da sekoyalar gerek cüsseleri. yaş­ları, gerekse diğer fizyolojik hususiyetleri ile insanda tefekkür hissini uyandırmaktadır. Onlar şimdiye kadar kimbilir kaç neslin doğuş, gelişme ve ölümüne şahit olmuş, kendileri de kaçınılmaz sona doğru ağır ağır yol almakta­dırlar.

Türkiye'miz veya çevresin­de yetişmediği halde birçoğumuz sekoyalar hakkında şaşırtıcı ra­kamlar duymuş, enteresan fotoğ­raflarını görmüşüzdür. Sekoyaları az çok tanıyan kimseler bu dev, fakat sessiz ve sakin ağaçlar hak­kında bir sevgi ve alâka besle­mektedir. Niçin mi dersiniz? Geliin hep beraber bakalım bu hârika ağaçlara...

Dünyanın en uzun ağaçlan olan ve yanlışlıkla insanlar tarafından sekoya cinsi­ne dahil edilen kıyı kızıl ağaçlarının özelliklerini sekoyalarla mukayese edelim. Kıyı kızılağaçları yeryüzündeki en yüksek ağaçlardır. Bugüne kadar ölçülebilen yükseklikleri 112 metreyi geçmektedir. Diğer bir deyişle bu ağaçlar Satürn V roketinden 10 metre daha yüksek veya 37 katlı bir bina ile yaklaşık aynı boydadır.

Halbuki bugün bilinen en uzun dev sekoyalar bu en uzun kızıl ağaçlar kadar yüksek değildir. Boylan nadiren 90 metreyi geçebilir. Sekoyalara boy atma yerine enine genişleme veya gövdelerini kalınlaştırma hususiyeti verilmiştir. Kaliforniya ormanındaki "The General Sherman" ağacı yaklaşık 5250 ton ağırlığındadır. (Bu ağırlık 13 uzay mekiğinin ağırlığına denktir.) insanı büyüleyen nokta ise bu dev ağacın bu ağırlığına rağmen hâlâ büyümesine devam etmesidir.

Bu çarpıcı özelliklerine rağmen ne sekoyalar ne de kıyı kızılağaçları dünyamızın en yaşlı canlıları olabilirler. Dünyanın en yaşlı bitkisi ortalama 8 metre boyundaki İngilizce ismiyle "The Bristlecone pine" diye bilinen bir çam türüdür. Bunların ortalama ömürleri 5.000 yıldır. Diğer deyişle bugün hâlâ büyüyen bu ağaçlar piramidler inşa edildiği zaman yaklaşık 500 yaşındaydılar.

Bizim bildiğimiz en yaşlı sekoya 3200, en yaşlı kıyı kızılağacı ise 2200 yaşında olduğundan şampiyonluk yukarıdaki çam türüne aittir. Meselâ insan ömrünün sona erdiği 70'li yıllar bir sekoya ağacının çocukluk yıllarına tekabül eder. 70 yaşında daha bir filiz olan sekoyanın ağırlığı, yetişmiş bir sekoyanın ağırlığının yüz milyarda biridir.

Zaman hepimizin bildiği üzere izafî bir kavramdır. Bu yüzden sekoyaların dünyasında üç asır gençlik yıllarına tekabül eder.

Sekoya büyümeye başladığında diğer ağaçlardan pek farklı değildir. Fakat bu ağaçların başarısının sırrı ise Yüce Yaratıcı'nın onların genetik sistemlerine koyup işlettirdiği birtakım uyum sağlayıcı hususiyetlerden kaynaklanır. Bu hususiyetler ağaca nisbî olarak sonsuz büyüme özelliği; ağırlığı ve yüksekliğini taşıyabilecek kadar da güçlü kalmalarını sağlarlar.

Şimdi ise kendilerine verilen bu hususiyetleri gözden geçirelim.

1) Karanlıkta büyüme:

Sekoyalar Rahmet-i Sonsuz'un kâinatta işlettirdiği fotosentez mekanizmasını en verimli ve istifadeli kullanan bitkilerdir. Hem sekoyalar, hem de kıyı kızılağaçları çok az bir güneş ışığıyla, çok yüksek hızda fotosentez yaparlar. Diğer deyişle bunlar gölgede büyüme özelliklerine sahiptirler.Sunun diğer bir avantajı da su kaybetmeleri düşük olduğundan genel metabolizmada az enerji kullanılır. Neticede ömürleri uzar.

2) Ağırlıklarını merkezde tutma:

Sekoyalar aşırı derecede kalın gövdeli ve dalları olmayan ağaçlardır. Bu yüzden çoğunun gövde merkezinde toplanması ve dalsız olmaları bunlara büyük bir dayanıklılık sağlar.

3) Kendi kendine ayakta ve hayatta kalabilme:

Sekoyanın kendi kendine ayakta durabilmesini sağlayan köklerinin durumu; bir deniz petrol platformunu su üstünde tutan ayaklar gibidir.

Sekoyaların sağlamlığını arttıran diğer bir hususiyet de komşu sekoya köklerinin birbirleriyle, temeldeki zelzele kolonlarının sistematik şekilde bağlanışı tarzında olmasıdır.

Bu özelliği aynı zamanda şiddetli rüzgarlara karşı dayanıklılığını da sağlamaktadır.

4) Dış baskılara karşı destek yaparak büyüme:

Eğer sekoya bir baskı karşısında eğilmeye mecbur olursa, bu defa da eğilen taraftaki halkalar daha fazla büyümeye başlar. Yaklaşık 100 yıl içinde ki bir sekoya için uzun bir zaman sayılmaz, gövdenin eğilen tarafında boyu 3 metreye varan bir destek parçası meydana gelir.

5. Düşmanlarına karşı savunma mekanizmasıyla techiz edilmesi:

Sekoyaların, hususan dev sekoyaların gövdesi asidik taninler bakımından zengindir. Bu kimyevi madde ise birçok mantar ve böcek türüne karşı etkili bir koruyucu vazifesi görür.

Bu tedbirler yanında sekoyalar su tedariki için de tam teçhizatlı yaratılmışlardır. Orta boy bir sekoyanın günlük su ihtiyacı 1360 litredir. Bu suyu ağaca pompalamak için yapılan iş ise bir teneke kutu içeceği dünya yörüngesine oturtmaya yetecek enerjiye denktir.

Bütün ağaçların hidrolik sisteminde anahtar rol su moleküllerinin birbirine karşı uyguladıkları çekim kuvvetine verilmiştir. Sekoyalarda da su, iğne şeklindeki yapraklardan buharlaşırken, kaybedilen miktar yaprağın merkezi kanalından emilir. Bu emilim harekeli; köklerden itibaren bütün su moleküllerini yukarıya doğru çeker. Neticede, gövde boyunca binlerce kılcal damarlar vasıtası ile tonlarca su ağacın üst kısımlarına taşınır.

Fakat sekoya ormanları genellikle yılın büyük bölümünün kurak geçtiği bölgelerdedir. Toprakta yeterli su olmaması durumunda da tabiatta sayısız misâli görülen yardımlaşmalardan birisi sekoyanın imdadına koşar. Deniz üzerinde meydana gelen sis âdeta emir almış gibi sekoyanın başına gider ve yaprakları üzerinde yoğunlaşarak sanki dev ağaca su içirir.

Âdeta uzun müddet yaşamak için yaratılmış bu sekoyalar bütün canlılar için geçerli ölümün pençesine nasıl düşüyorlar? California Polytechnic Üniversitesinden Douglas Piirto'nun devrilen sekoyalar üzerinde yaptığı araştırmalar muhtemel ölüm sebepleri hakkında malumat vermektedir. Buna göre yangınlar, taninden zarar görmeyen böcekler ve mantar enfeksiyonları sekoyaların ölüm sebebleri arasında başta gelmektedir.

Günümüzde yetişme alanları gittikçe daralan sekoyaların birçoğu tarihî eserler olarak korumaya alınmıştır. Dünyadaki global iklim değişikliklerinin sekoyaları ne kadar etkileyeceği de merak konusudur.

Havadaki artan ozon, sekoyaların dokularına zarar vermekte ve buna bağlı olarak müdafaa mekanizmalarını tahrip etmektedir. Bu da, ağacı hastalıklara ve böcek istilalarına karşı güçsüz kılar. Bu artan ozonun kaynağı ise yoğun trafiğin geride bıraktığı eksoz gazlarıdır. Ayrıca sera etkisi sebebiyle artan sıcaklık ve azalan yağış miktarı sekoyaların kurumasına sebep olabilmektedir.

Yaratılış itibâriyla pekçok düşmanlarına karşı mükemmel mekanizmalarla teçhiz edilmiş sekoyalar da insanların tabiatı sorumsuzca ve israfil bir şekilde kullanmalarından paylarını almaktadırlar. Eğer böyle giderse, gelecek nesiller sekoyaları sadece fotoğraflarda görebileceklerdir